Drama / The Drama

SIRADIŞI BİR ROMANTİK KOMEDİ!

Yönetmen Borgli bir kez daha bizi ‘beklemediğimiz yerden vuruyor’! ‘Dream scenario’ ve ‘İlgi manyağı’ (aynı zamanda filmin yönetmeni) gibi filmlerin senaryolarına imza attıktan sonra bir romantik komedi ‘vitrinli’ filminin çok daha derin temalara kayabileceğini kanıtlıyor. Daha sağlam bir kanıt da koyamazdı herhalde!

OrtaKoltuk Puanı:

 

Evlilik hazırlığı içinde olan genç bir çift… Erkek genç ve dinamik, kadın ise güzel ve duygusal. Aralarında ciddi bir aşk ve güven var. Bir süredir beraber yaşayan bu ikili geleceklerine doğru çok önemli bir adım atacakken hem kendilerini hem de ilişkilerini sarsacak bir itiraf geliyor ve adeta bir peri masalı gibi başlayan bu süreç ciddi anlamda sekteye uğruyor.

Senaryoyu genel hatlarıyla bu şekilde özetlersek bu hafta sinema salonlarımıza uğrayan ‘The Drama’ filminin ilk bakışta, diğer romantik komedilerden ayrışan özellikler taşıdığını söyleyemeyiz.

Ancak bizde tam bu noktada ‘The Drama’yı aynı türdeki yapımlardan ayıran iki temel boyut var : ilk olarak genelde romantik komediler farklı sosyal tabakalardan gelen veya uyuşmaz karakterlerde olan iki kişinin karşılaşmasını anlatır. İkinci olarak ise bu ‘karşılaşma’ büyük ölçüde kişisel boyutta etkiler yaratır, ana karakterlerin sosyal çevrelerini o derece etkilemez.

Bu filmde ise Emma (Zendaya) karakterinin arkadaş ortamında açıkladığı ‘sır’ hem tamamen uyumlu görünen bir çiftin arasını açıyor hem de birçok kişinin bu evlenmek üzere olan iki insana dair olan bakış açılarını tamamen değiştiriyor.

‘BEN BİR TAHTA KAŞIK ÇALMIŞTIM!’ DAN DAHA FAZLASI…

Filmin ‘kalbi’, olayların fitilini ateşleyen Emma’nın itirafı gibi görünse de aslında senaryo sadece bu temel üzerinde durmuyor. Kuşkusuz açıklanan sır, önemli ve karakterlerde ciddi dalgalanmalar yaratıyor ama yönetmen Kristoffer Borgli’nin (bir kez daha!) üstüne eğildiği konu ‘şaşırtan’ söz ve olay değil bunun nelere yol açtığı oluyor.

Emma karakterinin itiraf edeceği bir sadakatsizlik, suç sayılacak bir hata veya bir başkasına isteyerek zarar verme bile hazmetmesi zor bir olay olabilecekken ‘açıklanan sır’ bütün bunları aşan çok daha kapsamlı bir etkiye oluşuyor. İtiraftan sonra karakterler gibi biz de belli bir şaşkınlık yaşıyor ama sonrasında, yaşadığımız toplumun değerlerini, işleyişini, psikolojik yapısını ve bunun toplum fertlerini hangi uç noktalara savurabileceğini sorgulamaya başlıyoruz. Bu savrulabileceğimiz uç noktalar ne kadar çılgınca gelirse gelsin, bir açıdan da günümüz toplumunun bireyleri yalnızlaştıran ve onların iç dengelerini bozan etkilerini düşünmemize yol açıyor.

Doğal olarak belki de bu gerçeklikle yüzleşmek istemeyen diğer karakterler bu itiraftan sonra Emma’dan uzaklaşıyor. Emma’nın en yakın arkadaşı ve baş nedimesi olacak Rachel evlilik düğünlerine bile gitmemeyi düşünmeye başlıyor. Onun sevgilisi Mike, Emma’yla evliliği planlayan Charlie’ye ilişkiyi bitirmenin herkes için daha iyi olacağını söylüyor. Hatta Charlie bile evlilik hazırlıklarına (düğün fotoğrafçısı, DJ, düğün salonu vb.) devam etse de sık sık doğru yolda olup olmadığını sorgulamaya başlıyor, ikilemler yaşıyor.

FİLMİN MATRUŞKA GİBİ YAPISI…

The Drama’nın yapısına ve kurgu şekline de ayrı bir parantez açmakta yarar var : hikaye boyunca birçok zaman atlaması, başka bir deyişle flash back’ler ve flash forward’lar var ancak bu sekanslar sadece bir zaman aralığını belirlemek için kullanılmıyor. Bu ‘öncesi’, ‘sonrası’, ‘daha öncesi’ gibi zaman parçacıkları normalde seyirciyi tamamen boşluğa itebilecekken, adeta bir matruşka gibi şekillenen filmin hikayesi içinde güzelce yerlerini buluyor. Aralarındaki ilişkiyi bir yap-boz gibi kuran çiftin hayatıyla olan yakınlığımızı biz de yap-boz oynar gibi şekillendiriyoruz.

Emma’ya hayat veren Zendaya güzelliğiyle ve zarafetiyle tartışılmayacak bir isim… Ama bizce kendisi ‘Spider Man’ veya ‘Dune’ gibi blockbuster’lardan ziyade daha dram türüne kayan yapımlarda oyunculuk gücünü göstermek için daha elverişli bir alan buluyor. Şahsen benim, birkaç sene önce, onunla gerçek anlamda tanışmamı sağlayan ‘Malcolm&Marie’ filminde olduğu gibi… Bu filmde de aynı doğrultuda ilerleyip çok güzel bir performans sergiliyor. Onun yanında, artık ‘Alacakaranlık’ dönemini arkasında bırakmış ve daha ciddi rollerle kariyerini inşa eden Robert Pattinson da aynı şekilde etkileyici. Ancak bizce filmde asıl parlayan isim, ilginç bir şekilde filmde çok kısa görünmesine rağmen, hikayenin kritik virajlarında yer bulan Misha rolündeki Halley Gates… Bu umursamaz, biraz ‘feleğin çemberinden geçmiş’ sekreteri canlandıran Gates bizce zaman zaman ana karakterlerin bile üstüne çıkan bir oyunculuk sergiliyor.

Deyim yerindeyse yönetmen Borgli bir kez daha ‘beklemediğimiz yerden vuruyor’! ‘Dream scenario’ ve ‘İlgi manyağı’ (aynı zamanda filmin yönetmeni) gibi filmlerin senaryolarına imza attıktan sonra bir romantik komedi ‘vitrinli’ filminin çok daha derin temalara kayabileceğini kanıtlıyor. Daha sağlam bir kanıt da koyamazdı herhalde!

Yönetmen / Senaryo : Kristoffer Borgli

Görüntü Yönetmeni : Arseni Khachaturan

Kurgu : Jashua Raymond Lee

Oyuncular : Zendaya, Robert Pattinson, Alana Haim, Zoë Winters, Mamoudou Athie, Michael Abbott Jr., Hailey Gates, Sydney Lemmon

ABD / Romantik-Komedi / 105 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz