Chaplin’in Başarılı Sessiz Filmler Dönemi…

Nitelikli film seçkileri ile diğer platformlardan ayrı bir yeri bulunan MUBİ kanalı, 16 Nisan 1889 yılında Londra’da doğan Charlie Chaplin’in 132. doğum günü şerefine, sanatçının özellikle çok bilinmeyen, sessiz film dönemlerine ait yapımlarını ekrana taşımaya başladı. Seçki içerisindeki kimi Chaplin filmlerine şöyle genel olarak değinirsek, 1919 tarihli “A Day’s Pleasure” filminde, aile ile çıkılan bir yolculuk sırasında türlü tuhaflıklar silsilesi içerisinde bir yol hikâyesi bizleri bekliyor.

Chaplin’in sessiz dönem filmleri arasında farklı bir yerde bulunan 1921 yapımı “The Idle Class” ise, yanlış anlaşılmalarla birbirinin yerine geçen iki farklı sosyal sınıf insanını mizahi ve toplumsal boyutu ile birlikte ele alıyor. 1923 yapımı “The Pilgrim”, hapisten kaçan bir suçlunun papaz yerine geçmesini komik bir anlatımla izleyene sunuyor. Son olarak “Şarlo Revüsü”, Chaplin’in cadı avı sırasında İsviçre’ye sürgüne gönderildiği dönemde, kariyerinin ilk yıllarında çektiği orta metraj filmlerinin üçünü yeniden kurgulayarak birleştirmesi ile ortaya çıkan ve dönem sinemasında çokça deneyimlenmeyen bir tarz filmi.

Ayrıntıları ile sunmak istediğim ve Chaplin filmleri arasında en beğendiklerim arasında yer alan “A Dog’s Life” filmi; yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaryosunu Chaplin’in kendisinin üstlendiği, onun erken dönemlerine, 1918 yılına ait çok tatlı bir film. Otuz dört dakika içerisinde Chaplin’in bu kez hayvan sevgisi ile birlikte o sakarlıklarını görmek mümkün oluyor. Üç yıl sonra, 1921 yılında çekeceği “The Kid” filminde bir çocuk etrafında hayatı tozpembe hale getiren Şarlo, bu filmde bir köpek etrafında yaşamın tüm zorluklarının üstesinden gelerek geleceğe umutla bakan bir filme imza atıyor.

Kahramanımız yine diğer tüm Şarlo filmleri gibi fakirdir. Herhangi bir işi olmayıp, serserice gününü geçirir. Bir gün bir köpek kavgasına şahit olur. Ve köpekler arasında kalan küçük bir köpeği sahiplenir. Artık onu ceketinin içine sokarak hayatının bir parçası haline getirmiştir. Ne var ki, hayat kendi köpekli dünyasındaki gibi naif değildir hiç. Kötüler vardır. Bir gün şarkıcı Edna ile tanışır. O da tıpkı Şarlo gibi hayatın vurgununu yiyenlerdendir. Ağlak şarkılarına eşlik edenler, bir süre sonra tüm aşırılıkları ile oynamaya ve öncesindeki dramatik havayı dağıtmakla meşguldürler. Üstelik emeğinin karşılığını da vermemektedirler.

Eğlence yerinden kovulan Chaplin, tam köpeği ile birlikte uyuyacağı esnada, köpeğinin iki haydutun polislerden kaçtığı sırada sakladığı para cüzdanını bulduğunu görür. Bu para ile görür görmez âşık olduğu Edna’nın yanına giden Chaplin, haydutlarca cüzdan ile birlikte fark edilir. Ve bu andan itibaren tam bir kovalamaca başlar. Chaplin’in iki hayduttan birinin arkasından tüm kurnazlıkları ile cüzdanı kaptığı sahne, sinema tarihinin unutulmazları arasında yerini layıkıyla almakta. Sonunda yine tüm Şarlo klasiklerinde olduğu gibi, iyiler kazanır ve Chaplin ile Edna yeni yavru köpekleri ile birlikte çiftliklerinde mutlu bir hayata başlarlar.

Chaplin: Tüm Zamanların En İyisi…

A Dog’s Life” filminde, Chaplin’in sessiz film döneminde ona sıklıkla eşlik eden başarılı oyuncu Edna Purviance’i yeniden görüyoruz. Bir kadın şarkıcıyı canlandırdığı bu yapımda da Chaplin ile uyumlu bir ikili oldukları filmin her karesinden anlaşılıyor. Filmde, sessiz dönemin tüm o sakarlıkları, Chaplin’in vücut hareketlerinin uyumu ile çok iyi yansıtılıyor. Özellikle Chaplin’in filmlerinde sıklıkla görülen başında sürekli nöbette olan polisler ile yaptığı mücadele, onlara kendisini kanunlara saygılı birisi olarak gösterme telaşı ama yoksunluklar ile birlikte yeniden haydutlarla girdiği mücadeleler hep birlikte tam bir kaosa ancak sonrasında hep kendisinin kazandığı bir yöne gidiyor.

Chaplin’in ilk dönem filmleri sonrasındaki 1936 yapımı “Modern Zamanlar” ile 1940 tarihli “Büyük Diktatör” filmlerindeki kadar olmasa da aslında içinde eleştirel bir dili de taşıdığını belirtmek gerek. Özellikle “A Dog’s Life” filminde bir köpek kadar yalnız ve itilmiş bir kahramanın sonrasında bu toplumdan dışlanmayı sevgi ile alt etmesi yeterince bunun göstergesi. Dönem 1. Dünya Savaşı’nın hemen ertesidir ve Amerika, İngiltere gibi sanayileşmiş ülkelerde sosyal sınıflar arasındaki eşitsizlik uçurumu gittikçe derinleşmektedir. İşte böyle bir ortamda Chaplin’in sessiz filmleri sadece durum komedisine kapı açmamakta, muhalif bir tonu da ihtiva edebilmekte.

Filmden son bir not olarak belirtmek gerekir ki, yapımda sosis satıcısını canlandıran kişi olan “Sydney Chaplin”, gerçekte Charlie Chaplin’in kardeşidir ve ilk kez onunla kameralar karşısında görünür. Ayrıca yapım, Chaplin’in “First National Pictures Inc” ile birlikte çektiği sessiz filmlerin ilkidir.

Benim açımdan sinemanın en büyük isminin pek bilinmeyen bu sessiz dönem filmlerini izlemek, sadece Chaplin’in büyüklüğünü göstermeyle sınırlı kalmayacak, aynı zamanda bundan yüz yıl önce çekilen filmlerle dönemin insan halleri konusunda da bize eşsiz fikirler verecektir. İzlediğimizde göreceğiz ki, yüz yıl sonra bile yadırgamadan izlediğimiz bu filmler, yüzlerce yıl daha izlenecek niteliktedir. Chaplin, bu nedenle ölümsüzdür ve yaşsızdır…

Yapımcı / Yönetmen / Senaryo / Müzik / Kurgu : Charlie Chaplin

Görüntü Yönetmeni : Roland Totheroh

Oyuncular : Charlie Chaplin, Edna Purviance, Henry Bergman, Charles Reisner, Albert Austin, Alva D. Blake, Syd Chaplin, Brownie the Dog

ABD / Komedi-Dram / 33 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here