Kavuşamayanların Hikâyesi…

Bugünlerde platformlarda sinema ve dizi izleyicilerinin en çok merakla bekledikleri yapımlardan birisi 22 Nisan’da Blu TV kanalında gösterim girecek olan Çağan Irmak’ın yönetmenliğini üstlendiği “Yeşilçam” dizisi. Önemli rollerde Çağatay Ulusoy, Afra Saraçoğlu ve Selin Şekerci‘nin bulunduğu dizide, 1960’lardan başlayarak Yeşilçam dünyasının o görkemli ışıltısı ekranlara taşınacak. Filmin “gala”sını bekleyeduralım, “Yeşilçam”, “görkem” ve “ışıltı” derken aklımıza 1968 yapımı, büyük yönetmen Ömer Lütfi Akad‘ın çektiği “Vesikali Yarim” filmini hatırlamadan da geçmeyelim bence.

Vesikalı Yarim“, Yeşilçam’ın o melodram ve retro havasını ziyadesi ile içinde taşırken aynı zamanda biçim ve oyunculukları ile de türünün diğer örneklerinden farklı konumuyla sıyrılmakta. Sait Faik‘in “Lüzumsuz Adam” kitabındaki “Menekşeli Vadi” öyküsünden, Safa Önal tarafından senaryosu hazırlanan filmde, manav Halil (İzzet Günay) ile pavyonda konsomatrislik yaparak geçimini sağlayan Sabiha’nın (Türkan Şoray) o büyük imkânsız aşklarını izliyoruz. Aşkları tutkuludur, ama imkânsızdır. Taksim’deki “Şen Saç” isimli, masalarında konsomatrislerin dolaştığı pavyona arkadaşları ile giden Halil, arkadaşlarının kendisinden ayrılması ile tek başına masada içkisini içmeye devam eder. Tam kafasını kaldırdığı sırada, pavyonda çalışan güzeller güzeli Sabiha’yı karşısında görür. O an dünyalar durmuştur adeta.

Gerçekten de filmde de bir anda müzik kesilir ve kısa bir sessizlik ile Sabiha’nın gözleri ile Halil’in kalbinin kesişmesini izlemeye başlarız. Ve sonra Halil ile eğlence yeri dışında geçilen günler başlar. Sabiha, ilk kez kendisine hakiki sevgi sığınağı bulmuştur. Halil, artık her şeyi olur Sabiha için. İşe de gitmez artık. Sabiha, ilk kez evinin salt bir barınak olmaktan çıktığını, yeni yuvasında mutluluğu bulduğunu söyler. Gerçekten de beklenen saadet gelmiş midir? Hayır! Yeşilçam melodramlarına yakışan bir şekilde bir engel ile karşılaşırız.

Sabiha’nın pavyon arkadaşı Müjgan (Ayfer Feray), Halil’in arkadaşlarından aslında Halil’in evli ve iki çocuk sahibi olduğunu öğrenir. Ve bunu duyan Sabiha için artık tüm dünyalar kararır. Uzaklaşmak ister Halil’den. Türlü bahaneler uydurur ondan ayrı düşmek için. Ancak bir türlü bunu başaramaz. Halil’in türlü uzaklaşma tepkileri üzerine tekrar onun yanına gitmekten kendini alıkoyamaz. Halil’in aşkının mecnunu, tutsağı haline gelmesinden ötürü çeşitli maceraları, hapisleri, hatta tutkuyla bağlı olduğu Sabiha’yı bıçaklayacak kadar zararlı eylemleri ardı ardına gelir.

Tam bir mahalle manavı olan o mazbut Halil, aşkından divane hale düşmüştür ve Beyoğlu’nun o karanlık, köhne eğlence hayatının gadrine uğramaktadır. Sabiha, Halil’e, o duyduğu meş’um gerçeği yani derdini anlatamaz. Aslında Halil ile ilgili bu mevzu hiçbir şekilde açıkça diyaloglarla izleyene sunulmaz. Hep duygularla, bedenle ve imalı sözlerle hissettirilir. Halil, Sabiha’nın kendisinden uzak durmasını bir türlü anlamaz ya da öyle görünür.

Sabiha: “Ne istersen yap. Yalnız bitsin burada bu iş. Sonradan daha büyük acı çekmektense….

Halil : Ne acısı?

Sabiha: Sen daha iyi bilirsin?

Halil : Sabiha!

Sabiha: Yok bir şey söyleme. En iyisi git! Git. En iyisi seni görmemek. En iyisi seni duymamak. Git. Git, Halil.”

Giden Sabiha olur. Final sahnesinde artık Sabiha, Halil’in babasını görür ve yanaşmaz manava. Tam anlamıyla kalabalığın arasına sığınır, kameralara bakar, gider… gider ve kaybolur…

Türkan Şoray Sabiha Rolüyle Zirvede…

1968 yapımı “Vesikalı Yarim“, teknik olarak çok başarılı, Türk sinemasının yüz akı filmlerinden. Zira henüz sinemamız, kimi parlak örneklerine karşın başta Muhsin Ertuğrul olmak üzere tiyatrocular kuşağının etkisinden tam sıyrılmış değildi. Ömer Lütfi Akad‘ın başlattığı yeni sinemacılar ile dünya sinemasının kimi biçimsel örnekleri alınarak parlak filmler çekildi. Özel olarak Akad‘dan bahsedersek, bu film sonrasında çekeceği “Gelin“, “Düğün” ve “Diyet” üçlemesi Türkiye’nin iç göç sorununu oldukça gerçekçi ve toplumsal boyutuyla, iyi bir sinema dili ile beyazperdeye taşımıştı.

Aslında bu filmde de özellikle kameranın sokakta, durağan ama tüm mekânları ile birlikte kahramanın ruh dünyasını merkezine alarak kullanımının çok başarılı olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca Kadırga, Kocamustafapaşa, Beyoğlu gibi simge yerlerden gerçekçi sokak görüntüleri ve enfes Boğaz manzaraları ile İstanbul, tam olarak evlerimize misafir oluyor. Ya oyunculuklar! Henüz 23 yaşında, dünyalar güzeli Türkan Şoray‘ın imkânsız bir aşkı, bu kadar inandırıcı ve olgun bir karakter olarak sunması, kendisinde başından beridir hep bir star damarının bulunduğunun işareti. Şoray, bu filmle Antalya Altın Portakal Film Yarışması’nda en iyi kadın oyuncu ödülüne uzanmıştı.

Haldun Dormen Tiyatrosu’nda tiyatrocu olarak sanat hayatına atılan ve sonrasında sinemada kimi güldürü filmleri ile görünen İzzet Günay da yine bu filmdeki suskun, gizemli, aşkının peşinde ancak aile denklemini de gözetmek zorunda kalan Halil karakteriyle Türkan Şoray ile çok uyumlu bir melodram kahramanı olarak ona eşlik ediyor. Diğer rollerde Ayfer Feray, Aydemir Akbaş, Hakkı Kıvanç, Zeki Sezer, Behçet Nacar da filmin güzelliğinin bir parçası olarak görülmeli. Ayrıca yer yer Akdeniz ve İtalyan esintili Metin Bükey yönetimindeki müzikler ile “Kalbimi Kıra Kıra” gibi Şükran Ay‘ın seslendirdiği şarkılar da filmin siyah beyaz, tutkulu aşk konulu kült film olmasına büyük katkılar sunmakta…

Sevgi de Yetmiyormuş… Çok Eskiden Rastlaşacaktık…

İmkânsız bir aşkı, klasik Yeşilçam formatından farklı olarak, zengin bir oyunculuk ile ekranlara getiren “Vesikalı Yarim”, sinemamızın tam anlamıyla bir başyapıtı. Film bittikten sonra Sabiha’nın sözleri halen kulaklarımızda yansımaya, anısı olanlara da çok şey hatırlatmaya devam etmekte…

“… Yok, birleşecek gibi değil, benim yolum başka, seni tanıdıktan sonra anladım. En iyisi seni hiç görmemek, hiç duymamak… Sevgi de yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık…”

Yönetmen : Ömer Lütfi Akad

Senaryo : Sait Faik Abasıyanık, Safa Önal

Görüntü Yönetmeni : Ali Uğur

Kurgu : Diamendi Filmeridis

Müzik : Metin Bükey

Oyuncular : Türkan Şoray, İzzet Günay, Ayfer Feray, Semih Sezerli, Aydemir Akbaş, Behçet Nacar, Hakkı Kıvanç, Hakkı Haktan, Aynur Akarsu, Selahattin İçsel, Zeki Sezer, Yaşar Şener

Türkiye / Ramantik-Dram / 89 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here