Hiçbir şeyindim, her şeyin oldum

Günlük hayatta konusu ve başlığı ne olursa olsun “zıtlıklar ve çatışmalar” hep merak edilen konular olmuştur. Aynı yaşam değerlerine sahip insanların yaşadıklarındansa farklı yaşam değerleri olanların yaşadıkları daha çok dikkat çekmiştir. Bu durum aslında sanatın da en çok beslendiği konulardan biri olmuş ve özellikle de sinema, dizi ve edebiyatta sıkça görülür.

Farklı kültürlerin, farklı demografik özelliklerin, farklı toplumsal yapıların ve dinamiklerin bir araya gelmesinden sonraki süreç üç tema üzerinden işlenmektedir. Bunlar; “çatışma”, “yakınlaşma” ve “kaynaşma”. Çatışma kuramı sinemanın kendi içerisinde bir sistem oluşturmuş ve hep aynı aşamaları bizlere sunmuştur. Bu süreç aynı zamanda sinemada işlenen çatışma kuramının da bir omurgası. Konusu, türü ne olursa olsun içerikte bir çatışma varsa filmin gideceği seyir aynıdır.

Örneğin; Robin Williams ve Matt Damon başrollü ve 1997 yapımlı “Good Will Hunting” filmi. Tipik bir, kişilikler ve kimlikler arasındaki çatışma kuramını anlatan en popüler filmlerden. Ortak tek özellikleri cinsiyetleri olan iki kişi bir araya geliyor. Her şeyleri ile zıt iki insan. Ama süreç yine aynı. Beraber geçirdikleri ilk dönemlerde çatışma, birbirlerini tanımaya başladıklarında yakınlaşma, birbirlerine “can dostum” dediklerinde kaynaşma ve film biter.

ortakoltuk.com

Amanda da bu süreci takip eden bir film. Yalnız çatışma sadece Amanda ile dayısı David arasında değil. David’in kendi içerisinde yaşadığı bir çatışma da var. David kimlik ve rol çatışması içerisinde. Toplumun nazarında, Amanda’nın gözünde ve kendi hayatında kendini konumlandıramadığı bir durum söz konusu. Çünkü Amanda’nın annesi Sandrine yaşamını yitirdikten sonra David psikolojide “uyum bozukluğu” olarak adlandırılan ruhsal bir sendrom yaşadı. David’in ağlamak ve ağlamamak arasında yaşadıkları bile önemli bir psikolojik tezahürdü.

Rol çatışması toplum içerisinde de çok sık görülen bir durumdur. Zira bir kişi toplum içerisinde birden fazla role sahiptir. Kişi bu rollerden bir tanesin daha çok benimser ve benimsediği rol diğer rollerindeki işleyişlere olumsuz etki eder. Örneğin; büyük bir şirkette üst düzey yönetici olana birisi aynı tutumunu evde baba rolü ile uyguladığı zaman aile içerisinde kavgalar yaşanabilir. David aslında Amanda için bir baba rolü olduğunun farkında fakat bunu yapamayacağını düşünüyor. Öyle ki çocuk bakım evini ziyarete gitti. Bütün bunlar filmin “çatışma” evresiydi.

Ne zamanki David kendi yaşadıklarını hatırladı ve Amada’ya karşı “yaklaşmaya” başladı. Çünkü David babasız ve annesiz büyümüştü. Hayatında ne anne ne de baba rolü vardı. Annesine “anne” bile demek istemiyordu. Hayattaki tek dayanağı ise ablasıydı. Sonra Amada’nın da kendisi gibi olduğunun farkına vardı ve ablasının yıllarca ona yaptığını şimdi o da Amanda’ya karşı yapacaktı. Bu evreden sonra da David ve Amanda arasında yakınlaşma başladı.

ortakoltuk.com

David ve Amadan’nın David’in yatağında uyduklarını gördük işte o zamanda “kaynaşma” başladı. Zaten bu sahneden sonra David sevgilisi(?) Lena’ya Amanda’nın koruyucusu olacağını söyledi. Ayrıca gazeteci ile yapılan mülakatta Amanda hakkında soru sorulmasına öfkelenmesi ve masadan kalkması onu artık sahiplendiğinin göstergesi olmuştu.

Filimin en beğendiğim iki noktası ise; Paris’i ve doğayı bir dekor olarak kullanmaları ve hayatın acılar ve matemler yaşansa da devam ettiğinin çok iyi bir dille anlatılması. Örneğin, Türk sinemasından bir ölüm haberi verildiğinde her şey herkes susar, ışıklar söner, kamera haberi alan kişinin gözlerine odaklanır, üzerine bir de dertli bir müzik verilir. İzleyicinin duygulanması için neler varsa hepsi yapılır. Ancak Amanda filmi bu konuda çok başkaydı, en azından bizim sinemamızdan. Bir taraftan vefat haberi veriliyor diğer taraftan arabaların korna seslerini, tadilat seslerini duyuyoruz. Hayat tam olarak bu.

Filmin ismi Amanda. Afişte küçük tatlı bir kız çocuk. Filmin hikâyesini bilmiyorsanız ya da filmin fragmanını izlemediyseniz aklına ilk gelen; film bir kız çocuğunu anlatıyor, fikridir. Ancak durum hiçte öyle değil. Film Amanda’yı değil, Amanda için yapılan ve yapılacakları anlatıyor. Bunu yapanda sevgili dayısı David. Amanda yormayan bir film, dingin ve naif bir havada anlatılıyor ve mesajını da net bir biçimde veriyor.

Misafir Yazar : Öğr. Gör. Cihad Doğan

ortakoltuk.com

Yönetmen : Mikhaël Hers

Senaryo : Mikhaël Hers

Görüntü Yönetmeni : Sébastien Buchmann

Müzik : Anton Sanko, Matthieu Sibony

Oyuncular : Vincent Lacoste, Isaure Multrier, Stacy Martin, Ophelia Kolp, Marianne Basler, Jonathan Cohen, Greta Scacchi, Nabiha Akkari

Fransa / Dram / 107 Dk.

ortakoltuk.com
ortakoltuk.com
ortakoltuk.com
ortakoltuk.com
ortakoltuk.com
ortakoltuk.com

ortakoltuk.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here