Aniden /
ÖZGÜN VE HÜMANİST FİLM
Ryusuke Hamaguchi’nin “ANİDEN”i Cannes’da 2 oyuncusuna ödül getirdi
Film bir Fransız psikiyatrik hastane yöneticisiyle kanser hastası bir Japon yönetmeni arasındaki dostluk ilişkisi üzerinden insancıl mesajlar veriyor. Bireysel ve toplumsal sorunlara değinen entellektüel seviyesi yüksek bu iddialı film, demans ve Alzheimer konulu filmler arasında bir başyapıt. Virginie Efira Japoncayı, Tao Okamoto Fransızcayı mükemmel konuşarak izleyiciyi şaşırtıyorlar.
Genç Japon yönetmen Ryusuke Hamaguchi’nin (48) “Aniden / Soudain”i 79. Cannes Film Festivali’nde 2 başrol oyuncusuna En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü getirdi. Hen Fransızca, hem Japonca konuşan Belçikalı Virginie Efira ve Japon Tao Okamoto’nun müthiş performanslarıyla bu hak edilmiş bir ödüldü. Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, “Aniden” (‘Birdenbire” olarak da tercüme edilebilir), demans ve Alzheimer konulu filmler arasında bir başyapıt. Zengin diyaloglara ve mükemmel karakter tahlillerine sahip senaryosuyla, uzun süresine rağmen aksamayan mizanseniyle, Japon ve Fransız oyunculardan kurulu uyumlu bir oyuncu kadrosuyla, “Aniden” bireysel ve toplumsal sorunlara değinen, entelektüel seviyesi yüksek ve iddialı bir film. Dayanışma, kader birliği, hastaya yaklaşım, paylaşılan acılar üzerine sıcak, samimi, insancıl bir film. Makiko Miyano’nun aynı isimli kitabından alınan filmin senaryosu, Hamaghuchi’nin de aralarında bulunduğu 3 kişilik bir ekibin elinden çıkma.
DOSTLUK VE İNSAN SEVGİSİNİ YÜCELTEN FİLM
Hamaguchi’nin Paris’te çektiği film, Paris banliyölerindeki bir huzurevinin başında bulunan Marie-Lou’yu (Virginie Efira) merkezine alıyor. Kendisine gösterilen direnişe rağmen, yenilikçi ve son derece insancıl bir bakım yönetimi uygulamaya çalışan Marie-Lou’nun, kanserle mücadele eden Japon yönetmen Mari (Tao Okamoto) ile beklenmedik karşılaşması hayatının seyrini derinden değiştirir. Ortak bir vizyon ve birbirlerinin dillerine duydukları karşılıklı sevgiyle birbirlerine bağlanan 2 kadın, hayata ve tüm kurumun bakış açısını değiştirecek derin bir dostluk kurarlar. Film, etkileyici tonuyla izleyiciye insancıl mesajlar geçirmeyi başarıyor. Film, farklı kültürlerden gelen 2 kadının arasındaki sarsılmaz güven bağının sebeplerini iyi inceleyerek inandırıcı kılıyor. Dostluk ve insan sevgisini yücelten bir film olan “Aniden” hümanist temasını işlemedeki becerisiyle övgüyü hak ediyor. İnsanın yüreğine hitap eden, 3 saat 16 dakikalık süresinde karamsarlığa yer vermeyen bir film.
Melodramın tuzaklarına düşmeyen bu etkileyici ve duygusal film gücünü iyimser tonundan alıyor. 4.derecede kanser hastası Mari’nin, 67 yaşındaki Alzheimer hastası annesini kaybeden Marie-Lou’nun, psikiyatrik kliniğin sakinleri demans hastalarından hiçbirinin şikayet etmediklerini görürüz. Tümü fatalist bir düşünce yapısıyla yazgılarını kabullenip gerçekçi ve azimli davranıyorlar. Bakanlığın ve bürokratların çok sınırlı bir bütçeyle desteklediği bir psikiyatrik hastanenin başındaki Marie-Lou, az sayıdaki deneyimli personeliyle işini iyi yapmayı düşünen idealist bir yöneticidir. Japon oyuncu Goro’nun (Kyozo Nagatsuka) hastanede yatan demanslı torunu Tomoki’yi ziyaret etmek için geldiğinde, tiyatro yönetmeni Mari’yi Marie-Lou ile tanıştırır. 2 kadın derin bir dostlukla “imkansızı mümkün kılmak” için birlikte bir mücadeleye girişirler. Kendisine verilen davetiye ile oyunu izlemeye giden Marie-Lou, Goro’nun engelli torunuyla oyunu izledikten sonra Mari’yi tebrik etmeye gider.
Her iki kadın hem Fransızcayı, hem Japoncayı konuştuğu ve düşünce kalıpları uyuştuğu için, kısa zamanda birbirlerine ısınır. Seine nehri kıyısında yaptıkları gezide, Mari salsa dansı yapan bir gruba eşlik eder. Bütçe kısıtlaması yüzünden sıkıntı yaşayan Marie-Lou, bürokratların şartlarına ayak uyduramadığı için kovulmakla tehdit edilir. Filmin 2 kahramanı kapitalizm ve Marksist felsefenin yönlendirdiği ekonomik düzen hakkında bilgilendirici bir sunum yaparlar. Mari “bizi ezen bir sistemde yaşamaya mahkum ediliyoruz” der. İkili Mari’nin onkoloğunu görmesi için Kyoto’ya gider. Mari hayatının son döneminde bakımevi sakinlerine faydalı olma kararı alır. Filmin finali de Kyoto’da noktalanır.
Çift dilli “Aniden” Fransa ile Japonya arasında müthiş bir bağ kurmayı başarıyor, özgün ve hümanist konusuyla hayranlık uyandırıyor. Filozof yazar Mikiko Miyano ve filmin üçlü senaryo ekibi mükemmel karakter tahlilleri yapmışlar. Antropoloji tahsili yapan, masterini Japonya’da yapan Marie-Lou annesinin Alzheimer’e yenik düşmesiyle bu hastalığın eğitimini görür. Annesinin ölümüyle, hafıza kaybı yaşayanları barındıran bir psikiyatrik hastanede işe girer. Özel hayatı olmayan, 2 yıl izin haklarını kullanmayan, tatil yapmayan bu bakımevi yöneticisi tüm enerjisini hastaları için harcar. Meme kanseri olan, tümörlerin hızlı yayılmasıyla kemiklerinde metastaz oluşan Japon tiyatro yönetmeni Mari, hayatını Sorbonne’da felsefe tahsilini yaptığı Fransa’da sürdürür. Tiyatro sanatına ve felsefeye sığınarak ölümcül hastalığıyla mücadele eder. Sahneye koyduğu oyunun tek oyuncusu Japon Goro, bakımevinde kalan torunu Tomaki’ye destek vermek, diğer hastaların hayatlarını kolaylaştırmak için yaşayan fedakar bir ihtiyardır.
PAYLAŞILAN ACILAR ÜZERİNE SAMİMİ FİLM
Başhemşire Sophie hasta annesinin ölümünden sonra kendini insanlara yararlı olmaya adayan bilgili ve deneyimli bir sağlıkçıdır. Muhafazakar olduğu için bakımevini yeni yöntemlere yönetmeye şartlanmış Marie-Lou ile sürekli tartışma içindedir. Film, hastalara yardım etme, acılarını dindirme hasletini başhemşire Sophie’nin üzerinden ekrana taşıyor. “Aniden” Paris banliyösünde bir yaşlı bakımevinin yöneticisi bir antropolog ile kanserle mücadele eden bir fiozof arasında hayatın anlamı üzerine geçen, edebi diyaloglarla beslenen, tıkır tıkır işleyen bir film. Filme adını veren “Aniden”, mücadele eden bu 2 kadın arasında beklenmedik ve olasılık dışı karşılaşmayı simgeliyor. İdealist yönetici kadın bütçe kısıtlamalarına, hastane personelinin ve yatırımcıların isteksizliğine rağmen, ölümcül hastalar için daha uygun bir yöntem uygulamaya çalışan bir tesisin yöneticisi. Diğeri ise ölümcül meme kanserine karşı tüm gücüyle savaşan bir Japon tiyatro yönetmeni.
Marie-Lou getirmek istediği yeni yöntemlerin sağlık personeli tarafından tam anlamıyla benimsenmemesinin sıkıntılarını yaşıyor. Tiyatro oyununu izlemeye gittiğinde, Mari’nin oyununda kendisinin gerçekleştirmeye çalıştığı hedeflerle benzerlikler bulması aralarındaki yakınlığın çıkış noktası oluyor. Mari’nin, Marie-Lou’nun yöneticisi olduğu kuruma yerleşip, verdiği katkılardan sonra hastaların sevgilisi haline gelmesiyle, 2 kadın arasındaki dostluk meyvelerini vermiş oluyor. Bu rolleri canlandıran Virginie Efira ile Tao Okamoto’nun En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü paylaşmalarında Cannes’da pek itiraz eden çıkmadı. Festivalin ilk gününde Asghar Farhadi’nin “Paralel Hikayeler / Histoires Paralleles” filminde, komşusu İsabelle Huppert’in teleskop ile izlediği dublaj sanatçısı rolünde izlediğimiz Belçikalı aktris Virginie Efira günümüz Avrupa sinemasının karakter oyuncu divalarının arasına karıştı. Film boyunca Japonca konuşarak şaşırtan Efira 1 César, 1 Lumiere En İyi Kadın Oyuncu Ödülü sahibi. Brüksel doğumlu aktris, Paul Verhoeven’in “Elle” ve “Benedetta” filmlerinde oynadı. “Başkalarının Çocukları / Les Enfants Des Autres” ve “Narsistle Aşk / L’amour et les Forets” filmleriyle çıkışını sürdürdü.
1985’t2 Chiba’da doğan Tao Okamoto, oyuncu ve model olarak Ralph Lauren’in yüzlerinden biriydi. 14 yaşındayken Paris’e taşınıp kariyerini uluslararası düzeyde geliştirmeye karar verdi. Fransa’nın en ünlü markaları için modellik yaptı. Aralarında “The Wolverine”in de olduğu 11 filmde oynadı. Filmde hastalıklı incecik bir kadın olarak izlediğimiz Japon aktris, Cannes’daki galada, filmin basın konferansında ve ödül gecesinde sahneye çıktığında, bebek bekleyen, oldukça kilo almış bir anne adayıydı. Ryusuke Hamaguchi ile bitirecek olursak, 1978’de Kawasaki’de doğan yönetmen- senaryo yazarı sanatçı, Tokyo Üniversitesi ve Tokyo Sanat Üniversitesi’ndeki mezuniyet projesi için çektiği “Tutku / Passion” (2008) ile ülkesinde tanındı. “Happy Hour” (2015) ve “Asako” (2018) ile uluslararsı arenada adını duyurdu. “Wheal of Fortune and Fantasy” (2021) ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü kazandı.
Film 3 kadın karakterin, beklenmedik bir aşk üçgeni, başarısız bir baştan çıkarma ve bir yanlış anlama olayını anlatıyor. Aynı yıl yaptığı ”Drive My Car” Uluslararsı En İyi Film Oscar Ödülü’nü, aynı dalda Bafta ve Altın Küre Ödüllerini kazandı. Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen dahil 3 ödülle taçlandırıldı. Filmde ünlü bir tiyatro yönetmeni ve oyuncusu, eşinin ölümünden sonra kaybıyla başa çıkmaya çalışırken, davet edildiği bir tiyatro etkinliğinde yaşadıklarını izlemiştik. Ryusuke Hamaguchi’yi günümüzün genç kuşak Japon ustaları arasında anılmasını sağlayan, konusunu Haruki Murakami’nin kısa öyküsünden alan bu yol filmi 3 saatlik süresine rağmen eksilmeyen bir ilgiyle izlenen bir başyapıttı. “Aniden” mükemmel bir film olmasına rağmen “Drive My Car” seviyesini yakalayan bir film değil. “Aniden”, Cannes Film Festivali’nin Başka Sinema tarafından Türkiye haklarını satın alan filmleri arasında.
Yönetmen : Ryusuke Hamaguchi
Senaryo : R. Hamaguchi, Léa Le Dimna
Görüntü Yönetmeni : Alan Guichaoua
Müzik : Samuel Andreyev
Kurgu : Azusa Yamazaki
Oynayanlar : Virginie Efira, Tao Okamoto, Kyozo Nagatsuka, Marie Bunel, Romain Cottard
Fransa / Dram / 196 Dk.











