Aşkı Beklerken  /  Deux Moi 

Aşk Tesadüfleri Sever ..

Herkes Kendi Kedisini Arar ve İspanyol Pansiyonu filmleriyle öne çıkan yönetmen Cédric Klapisch bu sefer de Deux moi – Aşkı Beklerken filminin yönetmen koltuğuna geçiyor.

Aşkı Beklerken (Deux Moi) filminin açılış sekansı Paris metrosunu kadraja alarak başlıyor. Bir yandan akıp giden metroları izlerken bir yandan da metronun içindeki insanların telaşlı, bıkkın ve yorgun ruhlarının yansıdığı yüzlerine şahit oluyoruz. Metrolarda birbiriyle tek bir kelime etmeyen ve birbirinin yanından hızla geçen binlerce insan… 21. yüzyılın insan tasvirine, insanın yalnızlığına ve mutsuzluğuna dair bir başlangıçta buluyoruz kendimizi. Film, Paris metrosundan şehre dağılan insan seli arasından; yaşadıklarından ya da yaşayamadıklarından iyice depresif hâle gelmiş Rémy (François Civil) ve Mélanie’nin (Ana Girardot) siyah beyaz hayatlarına renk katmak için aşkın izini sürmelerini ve bu arayışın çoğu zaman romantik bir komediye dönüşmesini ele alıyor.

 

Remy, devasa bir fabrikada işçi olarak çalışır, Melanie ise kanserle mücadele kliniğinde bilimsel çalışmalar yaparak geçimini sağlamaktadır. İkisi de uyku bozuklukları yaşar. Remy uyuyamazken Melanie ise aşırı uyuma probleminden muzdariptir. En önemlisi ikisi de hayattan tat alamamaya başlamışlardır. Hayatlarını yeniden yaşanabilir kılmak için gerçek anlamda aşkı bulabilecekleri ruh ikizlerini aramaya koyulurlar. Bunu yaparken de çoğu insanın yaptığı gibi arkadaşlık sitelerine başvururlar. Bu konuda Melanie daha hızlıdır,birçok kişiyle tanışır, görüşür fakat beklentileri asla yerine gelmez. Filmi ilginç kılan şey ise Remy ve Melanie’nin yapışık binalarda oturmalarıdır. Çoğu zaman aynı anda aynı marketten, aynı eczaneden alışveriş yaparlar, aynı ürünleri satın alırlar ve hep aynı kaldırımda yan yana yürürler. Hatta ayrı ayrı gittikleri psikologlar da karı kocadır. Bunun gibi tesadüflerle dolu birçok karşılaşmaya rağmen bir türlü birbirlerinin farkına varmazlar. Film bu şekilde akıp gider ve biz de filmin etkileyici sinematografisiyle, kurgusuyla, müziğiyle, oyunculuklarıyla bu akışa kendimizi bırakırız. Ne zaman birbirlerinin farkına varacaklarını (yer yer sıkılsak da) merakla bekleriz.

Aşkı Beklerken, aşkın eksininde dönerken aynı zamanda mültecilikle, makineleşmeyle ve farklı kültürlerin bir arada yaşama biçimleriyle, aile kavramıyla ilgili göndermelerde de bulunuyor. Özellikle alt başlık olarak makineleşmenin insan hayatını nasıl etkilediğini, işsizlik oranını nasıl arttırdığını ve bunun insanların yaşamlarını nasıl sarstığını da anlatıyor. Filmin bizi içine çeken özelliklerinden biri de hepimizin gündelik hayatta yaşadıklarına odaklanması. Filmin Remy ve Melanie’nin yaşadığı yalnızlıkları, depresyonları ve hep bir koşuşturmaca içinde olan; iş ve ev arasında sıkışıp kalmış insanların tükenmişliklerini anlatması filmin hikayesiyle özdeşim kurmamızı sağlıyor.

Sonuç olarak Aşkı Beklerken filmi bize aşkın sanal dünyada ya da gerçek hayatta arayışla bulunamayacağını, bu şekilde bulunan aşkın aslında büyük bir yanılsama olduğunu ve gerçek aşkın bizi belki de daha çok kaderin etkisiyle ya da tesadüfler sonucu gelip bulacağını savunuyor. Film, siz hayatınıza devam edin öyle ya da böyle aşk gelip sizi bulur yeter ki beklemesini bilin öğüdüyle beyhude çabalara girmememizi istiyor. Aşkı Beklerken filmi süre olarak uzun ve sabır gerektiren bir film fakat yönetmen Cédric Klapisch’in hep bir yerlere yetişmek için koşuşturduğumuz bu hayattaki güzellikleri ıskalamadan ustaca kurgulayıp anlatması size izlenmeye değer bir film sunuyor ve sizi yaşanmaya değer, duygu dolu ve eğlenceli bir deneyime davet ediyor.

Yönetmen / Senaryo : Cédric Klapisch

Görüntü Yönetmeni : Elodie Tahtane

Oyuncular : François Civil, Ana Girardot, Eye Haidara, Rebecca Marder, Paul Hamy, Pierre Niney, Quentin Faure, François Berléand

Fransa / Komedi-Dram-Romantik / 110 Dk.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here