Aşk mı, vicdan mı, vicdansız aşk var mı? Mümkün mü?

Sinema bir düşler dünyası…Boşuna “büyülü fener” olarak tariflenmiyor. Sinemanın dâhilerinden Ingmar Bergman dilimize de çevrilen “Büyülü Fener” isimli kitabında, “…filmlerimdeki ritim masa başında senaryodan doğar, kamera karşısında da yaşamaya başlar…” demekle gizemli evrene sizi davet eder bir bakıma. Dolayısıyla yönetmen masasında ve kurgusunda yeni bir dünya yaratılır. Gerçekliği bu büyülü fener dünyasında aramak, sinemanın niteliğini anlamamak sorununu ortaya çıkarabilir. Nereden geldik bu ağır teorik tartışmalara, yeri mi derseniz, değerlimiz Türkan Şoray‘ın yönettiği filmlerden birisi olan 1976 tarihli “Bodrum Hakimi” filmini bir gece yarısı, uzun zaman sonra yeniden izlerken aklıma geldi tüm bunlar. Neden mi? Bodrum hakimi, kimi zaman destansı, mitik öğelerle yüklü, türkülere de konu olmuş bir hikâye.

Film de aynı isimden hareket ettiğine göre, o hikayelerden birisi ile karşılaşacaksınız sanısına kapılıyorsunuz. İzlediğiniz, adalet temalı bir film olmanın tam tersine, bizzat adalet süjesinin suretinden hareket eden bir senaryoya sahip. Yani filme bu teknik özne gerçekliğinden hareketle baktığınızda ne de büyük hayal kırıklıkları yaşamanız mümkün. Neden mi? Tek kişilik ağır ceza mahkemesi oluşumu, hakimin savcı yetkisi ile donanık hali, otopsiye katılması ve daha bir sürü geçeklikle uyuşmaz öğe… Ancak bu filme, kimi yeşilçam dramlarından farklı özelliklere sahip Bodrum Hakimi filmine, nasıl bakılmalı? Tam da büyülü fener dünyasında gezinerek bence. Bunun senaryosu Safa Önal‘a ait olduğunu bilerek ve Türkan Şoray‘ın Bodrum’da akıllarda birçok soru barındıran bir hikaye yarattığını, yeni bir Bodrum hakimi ürettiğini aklımızdan çıkarmayarak. Yani pekala ana meselesinin bir öğretmen ya da başkası için de üretilebileceğini bilerek. Keskin yol ayırımlarında, yine Şoray ile İnanırlıSelvi Boylum Al Yazmalım” filminde de yansıtıldığı üzere, Nevin’in aslında Asya ile ruh ikizi olduğunu düşünerek biraz da…En başa dönelim o zaman, hikayesine ya da Türkan Hanım’ın kelimenin olumlu anlamıyla masal dünyasına…

Kuradan bir hakim atanır Bodrum’a. Kendisi Ege’nin ritmik ezgileri eşliğinde otobüsten indiğinde üzerinde meslek kıyafeti ile Nubar Terziyan‘ın canlandırdığı mübaşir karşılar onu. Babacan halleri ile otele yerleşirler. Mesleki ilkelerini gözetir hakim Nevin, kimseye minnet eylemez. Bir taraftan da Bodrum’a yeni bir hakimin geldiğinin haberi tezce duyulur. Balıkçı teknesindekilerden, mahalleli kadınlara kadar herkes bu gelişten haberdardır. Ve sonra tüm ilçenin ileri gelenlerinin katıldığı bir yemekte görülür hakim Nevin. Duruşmalara girip çıkmakta, meslek kurallarına sıkı sıkıya riayet etmektedir. Mübaşirin tabiri ile “reis hanım” sürekli çalışmaktadır. Ancak bir zaman sonra Yıldırım Gencer‘in canlandırdığı jandarma komutanı hakim Nevin’in evine gelerek, gölde bir ölüm olayının olduğunu söyler. Ve hakim, masal bu ya, atlar ve otopsiye katılır.

Sonrasında idari bir karar da alarak ve Danıştay’da temyizi de mümkün olduğu üzere, göl çevresinin çitle kapatılması kararını verir. Bu karar kentin ileri gelenlerinden Bereketoğullarından Ömer’in (Kadir İnanır) tepkisini çeker. Hakim, Ömer’e kararın tebliğini ister, ancak Ömer oralı olmaz, tebligatları yırtar tüm şımarık, küstâh halleriyle. Hakim Nevin bu kez ihzaren tebliğ ister ve o sinirle adliyeye gelen Ömer, Nevin’den sert tepki görür. Ancak filmin ilerleyen sahnelerinde birden Nevin ile Ömer arasında bir aşk ilişkisinin ortaya çıktığı görülür. Birlikte çıktıkları bir tekne gezisindeki adaya “mutluluk adası” ismini takmışlardır bile. Filmin sonuç kısmına etkide bulunan bir yan konusu daha vardır. Kentte bir cinayet işlenmiştir, yargılamayı Nevin yapar. Nevin temiz yüzlü Ali Rıza’nın (Mahmut Hekimoğlu) bu suçu işlemediğine dair hislere sahiptir. Önce cinayeti kendisinin işlediğini belirten Ali Rıza, bir gece cezaevi müdürü ile görüşmek istediğini ısrarla ister ve hakim Nevin’in önüne çıkartılır. Suçu kendisinin işlemediğini, cinayeti gerçekleştirenin patronu olan Ömer olduğunu, Nevin’in gözyaşları akıttığı sırada söyler, durur. Dünyaları yıkılmıştır Nevin’in.

Birlikte yıldızların aslında balıkçılar olduğunu, mutluluk adasının hep bâki kalacağını, kum üzerine yazılan ancak dalgalara kapılan, sonra da Ömer ile birlikte adanın duvarlarına kazıdıkları o aşklarına dair romantik konuşmalar, güzel hayaller, edalı haller birden uçar gider. Nevin çok üzgündür, yine de şüpheleri vardır. Ya Ali Rıza yalan söylüyorsa? Önce mübaşire sorar: Ali Rıza, Ömer’in yanında mı çalışırdı gerçekten? Cevap evet ise, o kötü talih daha da hakikat oluverecektir. “Evet”tir, yanıt. Bir gün tekne ile geziye çıktıkları Ömer, mutluluk adasına değil, Midilli’ye doğru rotayı çevirir. Ömer tüm gerçeklikleri anlatır. Kaçma teklifinde bulunur Nevin’e. Paris’te ışıltılar içinde gezecekler, belki de daha uzaklara gideceklerdir. Ya peki Ali Rıza? Vicdan, hakikat, adalet…Bunlar? Ali Rıza’dan kaçabilecekler midir maskeli balo hayallerinin içinde…Nevin yanaşmaz, Ali Rıza da hak verir. Rotayı Nevin yeniden, aklının ve onunla ters gitmeyen vicdanının sesiyle Bodrum’a çevirir. Asya’nın tercihine benzer, ancak çok daha ulvi gayelerle Bodrum’a gidilir. Ve yargılama başlar. Nevin yargıçtır, Ömer de artık sevgili değil, mahkum. Cezanın karşılığı ise o vakitler idam. Ömer jandarmalar eşliğinde çıkartılırken, belki de infaza, Nevin’in uzaktan, pencereden bakışları kalır, son olarak…

Türkan Şoray sadece yönetmiyor, filmin her anında var…

Bodrum hakimi filmi, Türkan Şoray‘ın “Dönüş“, “Azap“, “Yılanı Öldürseler” ve son olarak 2015 tarihli “Uzaklarda Arama” filmleri gibi kendisinin yönettiği filmlerden. Klasik yeşilçam melodramlarından kimi farklılar taşıdığını belirtmek gerek. Cahit Berkay‘ın o eşsiz müzikleri eşliğinde, kimi hukuki kurumların masalsı bir anlatım biçimi ile gerçeklikten tersyüz edilerek, yeni bir düş dünyası olarak tasarlanmış hali var karşımızdaki yapımla. Zaman yok burada, mekân da aslında. Mekân olarak görünen Bodrum, şu anki betonarme görüntüsünden uzakta, ne de bakir ve güzel. İyi oyunculuklar var bir de. En başta tabi ki Türkan Şoray!…

Hakim ciddiyeti ile sonrasında Ömer ile tutulduğu tutkulu sevgi anlarında o değişken ruh hallerini yansıtmakta çok başarılı. Duru ve zaman zaman da dalgalı görünümü ile Kadir İnanır‘ın canlandırdığı uçarı, kimi serserilikleri taşıyan Ömer karakterinin çokta zıddında, ancak sevgiyle görmezlikten gelinen farklılıklarla da bir o kadar uyumlular İnanır‘la. Zaten sinemamızda en iyi imtizacı yansıtan oyuncular olarak sayılmalarında bu türden performanslarının büyüklüğü çok etkili. Yan rollerde Nubar Terziyan, Mahmut Hekimoğlu, Kadir Savun ve Yıldırım Gencer de seyir zevkini artıran diğer faktörler. Gözlerinizi kapayın, sinemanın büyüsüne kapılın, Bodrum’u, hakimi, gelenleri ve gidenleri unutun, bu masal dünyasına uzanın. Sadece Nevin’e, onun bakışından hareketle, vicdanın aşka da dahil olduğunu bilerek… Kaçırmayın…

Yönetmen : Türkan Şoray

Senaryo : Erdoğan Tokmakçıoğlu, Sefa Önal

Görüntü Yönetmeni : Çetin Tunca

Müzik : Cahit Berkay

Oyuncular : Türkan Şoray, Kadir İnanır, Yıldırım Gencer, Kadir Savun, Mahmut Hekimoğlu, Yavuz Selekman, Tarık Şimşek

Türkiye / Romantik-Dram / 78 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here