Çığlık 7 / Scream 7

ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA YAPILMIŞ BİR FİLM…

Bu yeni ‘Sceam’ filmi serinin sönük bölümlerinden biri. Tabii ki tempolu yapısıyla, gerilimli atmosferiyle ve kan dozuyla türe meraklı seyircileri memnun edecektir ama orijinalinin başarısından çok uzakta olduğu da kesin… Keşke Kevin Williamson kalemindeki yaratıcılığı yönetmenliğinde de gösterseydi!

OrtaKoltuk Puanı:

 

Büyük yönetmen Wes Carver’ın 1996 yılında başlattığı ‘Scream’ serisi, aslında devamları çekilirken epeyce tereddütler ve ‘sancılar’ yaşatan bir ‘saga’! İlk ‘Scream’ çok büyük bir gişe başarısı getirmişti ama başlangıçta filmin ne kadar ilgi çekeceği açık bir şekilde belli değildi : Evet, yönetmen koltuğunda bu tür korku filmlerinde (başta ‘Elm Sokağında Kabus’ olmak üzere…) büyük işlere imza atmış Wes Craven vardı. Hikayenin ana karakterleri genç seyircilerin onlarla özdeşleşebileceği yaş aralığındaydı ve senaryo, yönetmene en iyi yaptığı şeye yani gerilim yaratmaya ve kan göstermeye oldukça elverişli bir alan açıyordu.

Öte yandan Craven’ın ‘dümende’ olması filmin gişe başarısı için tek başına bir ‘garanti değildi. Yönetmenin bazı filmleri (örneğin ‘Shocker’) beklenen karı getirmemişti. Oyuncu kadrosu (özellikle o dönem) yıldız bir isim barındırmıyordu ve üstelik film, bir çok ülkede hedef aldığı seyirci kitlesinin bir kısmını dışarda bırakan ’16 yaş ’ sansürüne takılmıştı!

Ama dediğimiz gibi film, hem seyirciler hem de eleştirmenler nezdinde büyük bir beğeni kazandı. Yönetmenin aslında bu ‘tutkunu’ olduğu türü ‘tiye’ alması, üstelik bunu yaparken de ironik bir biçimde hedef aldığı seyirci kitlesi yaşındaki hikaye karakterlerini masum ve saf genç kurbanlar gibi değil de, genelde bencil, patavatsız, kibirli, çığırtkan hatta belli ölçülerde ahmak bireyler gibi sunması filmi bam başka bir boyuta taşıyordu.

İlk filmin ardından gelen ‘Scream 2’ ve özellikle ‘Scream 3’ orijinal filmin seviyesine ulaşamasa da saga’da ciddi bir düşüş yaşatmyordu. Craven tekrar göreve çağrılmış ve ilk filmin kadrosundan bir kısım oyuncu aynen korunmuştu.

BAYRAĞI TESLİM EDELİM!

Saga’nın dördüncü ayağı oldukça geç (10 yıldan fazla) geldi. Sanki ‘Scream’ serisi artık sunacağı her şeyi tüketmişti ve ne yönetmen ne de oyuncular bir dördüncü devam filmine istekliydi. Hatta ana karakter Sidney’i canlandıran Neve Campbell’ın bile ‘bayrağı’ genç bir oyuncuya bırakıp seriden ayrılacağı konuşuluyordu.

Ancak beklenen olmadı : muhtemelen yapımcılar yönetmen ve oyuncuların önüne öyle teklifler koydular ki, ‘modernleşmiş’ bir yeni halka önümüze geldi. Serideki cinayetlerden ‘kurtulan’ karakterlerle yeni isimlerin birleştiği ‘Scream 4’, bizce serinin ilk adımdan sonra en iyisiydi.. Ama bizce bu başlı başına başka bir yazının konusu…

Seriyi tekrar başlatan ‘Scream 5’te ise bazı farklılıklar göze çarpıyordu : Artık ilk filmin üzerinden 26 sene geçmişti ve yönetmen Wes Craven ne yazık ki aramızdan ayrılmış, en başta lise çağında tanıştığımız Sidney ise yetişkin bir yaşa ulaşmıştı. Her ne kadar Sidney ve Gail karakterleri hikayede çok etkin bir rol oynasalar da asıl odak noktamızı genç oyuncular ve özellikle filmin asıl kahramanlarını canlandıran Jenna Ortega / Melissa Barrera ikilisi oluşturuyordu. Giderek eksilen eski kadrodan, bir şekilde saldırılardan canlı çıkan, sakar polis Dewey de (David Arquette) eksildi ve bu durum katilin de dediği gibi : ‘Bir onurdu!’.

Scream 6’da muhtemelen para konusunda anlaşılmadığı için Sidney yoktu ve iki filmdir yönetmenliği James Bettinelli Olpin ile Tyler Gillett üstleniyordu.

Scream 7’de ise Neve Campbell tekrar geri dönüyor ve yönetmenliği (o dönem tanınmamış ve genç olan) ilk iki filmin senaristi Kevin Wlliamson devralıyor. Beş ve altıncı halkada yeni ana karakterleri canlandıran Ortega ve Barrera ise Gazze konusundaki açıklamalarından dolayı ne yazık ki ‘kara listeye’ alınmış ve kadro dışı bırakılmışlar!

BENİ YAK, KENDİNİ YAK, HERŞEYİ YAK!

Baştan belirtmekte yarar varn: bu yeni ‘Scream’ gerilim, tempo, şiddet açısından seleflerinin yüzünü kara çıkartmıyor ama derinlik ve tutarlılık yönünden de ciddi açıklıklar taşıdığı da bir gerçek… Bu açıklıkların saga’nın adeta ‘fikir babası’ olan Williamson tarafından verilmesi de ayrıca düşündürücü. Her ne kadar sonuç tam bir fiyasko olmasa da…

Hikaye aslında güzel başlıyor : genç bir çift, film çekilen mekanları kiralayan veya satan bir site sayesinde buldukları ilk filmin finalinin geçtiği, kanın adeta oluk gibi aktığı Stuart’ın evini ziyaret ediyorlar. Kadraj dışı planlar, sessizlikler ve jump scar’lar barındıran bu sekans çok orijinallik taşmasa da hikayeye vaatkar bir giriş sunuyor. Sonrasında tanık olduğumuz Sidney’in aile kurmuş yeni yaşamı da çok zaman kaybedilmeden önümüze koyuluyor. Sidney geçmişe sünger çekmiş bir şekilde, yeni (polis olan) kocasıyla ve üç kızıyla sakin bir yaşam sürüyor. Kendisinin diken üstünde bir tutumu olsa ve 17-18 yaşlarında olan en büyük kızı Tatum (tabii ki ilk filme gönderme) ile arasında bir mesafe bulunsa da, Sidney hayatına bir düzen getirmiş. Sidney’in bu kırılgan ve tedirgin hali bizce filmin ilk artısı çünkü serinin dördüncü ve özellikle beşinci bölümünde Sidney, katil ‘Ghostface’den bucak bucak kaçan, son derece korkan, kovalanan bir kurban profilinden çıkıp katilinin karşısına dağ gibi dikilen, onunla yumruk yumruğa çarpışmadan çekinmeyen bir kadın profiline dönüşmüştü. Böyle bir değişim filmin tarzıyla örtüşmüyordu.

Scream 7’de ise Sidney’in özlediğimiz karakterine bir dönüş var. Bir diğer pozitif nokta ise filmde yerinde bir tempo ve mizah dozu var : senaryoda gereksiz uzunlukta konuşmalar, tekrara düşen olaylar ve tanıtmakta sıkıntı çekilen karakterler göze batmıyor. Olaylar hızlı bir şekilde gerçekleşiyor, ‘ghostface’ fazla zaman kaybetmeden kurbanlarını teker teker öldürürken seyirci olarak ‘nefes alacak’ bir zaman bile bulamıyoruz. Hatta belki seride katilin en fazla göründüğü bölümle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.

MİZAHİ EYLEMLER, KONUŞMALAR DEĞİL!

Ghosface’in cinayetleri ise kanlı olduğu kadar zaman zaman uçuk bir hava da taşıyor! Öte yandan bu mizah dozunun hiçbir şekilde konuşmalara sirayet etmemesi biraz filmin ruhunu zedeliyor. Özellikle ilk iki filmde dikkatimizi çeken öğrencilerin eski korku filmleri üzerine yorumlarından, yaptıkları çarpık çıkarımlardan ve olağan şüpheli listesini arttırdığı kadar da bizi gülümseten ince diyaloglardan burada eser yok. Üstelik Scream filmini benzerlerinden ayıran ilk noktalarından birinin bu ’film içinde film’ hissiyatı olduğunu düşünürsek!

Bir de filmin tempolu ama bir o kadar da dağınık bir yapısı da var. Özellikle filmin ikinci yarısında Sidney’in elinde tabancayla adeta oradan oraya koşturması hikayenin gerçekçiliğini tamamen boşluyor. Katil, ise ilk iki filmde yaralanmaya dayanıklı insanlar üçüncü filmde ise kurşun geçirmez bir yelek taşıyan biri olarak sunulmuştu. Burada Ghostface bir terminatör gibi sayısız bıçak darbesi veya kurşundan sonra sanki sadece biraz sersemlemiş gibi davranması bu filmde bile abartılı geliyor.

Katilin ortaya çıktığı son derece anlamsız ve zorlama finalden bahsetmek bile istemiyoruz. İlk filmden sonra beklemeyen sürprizinde bir düşüş yaşamaya alışmıştık ama bu filmde bu adeta dip yapıyor!

Sonuçta bu yeni ‘Sceam’ filmi serinin sönük bölümlerinden biri. Tabii ki tempolu yapısıyla, gerilimli atmosferiyle ve kan dozuyla türe meraklı seyircileri memnun edecektir ama orijinalinin başarısından çok uzakta olduğu da kesin… Keşke Kevin Williamson kalemindeki yaratıcılığı yönetmenliğinde de gösterseydi!

Yönetmen : Kevin Williamson

Senaryo : Guy Busick

Görüntü Yönetmeni : Ramsey Nickell

Kurgu : Jim Page

Müzik : Marco Beltrami

Oyuncular : Neve Campbell, Courteney Cox, İsabel May, Jasmin Savoy Brown, Mason Goodink, Joel McHale, Anna Camp, Celeste O’Connor, David Arquette, Asa Germann

ABD / Gerilim-Korku / 114 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz