Dilek Taşı

Efkârım Birikti Sığmaz İçime…

80’lerin başına bizi götüren hikâyede iç ve dış mekan kullanımları, cezaevleri, grevler, koğuş pankartları, çiçekli elbiseler, mini etekler, uzun yakalı kostümler gerçeğe oldukça uygun.

Yapım özellikle İlk kısımlarında melankolik ve güçlü melodram yönleri ile izleyene Yeşilçam havası estiriyor.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Birer birer darağacına götürülen gençler…

Bu yılın merakla beklenen, üstelik bu kez paralı bir yayın platformunda değil, Kanal D gibi geniş ve genel izleyici kitlesine hitap eden bir kanalda gösterime girmesi ile de daha da çok konuşulacağı öngörülen Pastel Film imzalı “Dilek Taşı “, ilk bölümüyle 7 Eylül’de televizyon seyircisinin önüne çıktı. İsmi Neşe Karaböcek‘in aynı adlı şarkısından alınan ve başlangıç jenerik müziği de olan Dilek Taşı‘nın beklenti yaratması sadece Salih Bademci-Hazal Subaşı gibi popüler oyuncuların projede yer almasıyla değil aynı zamanda “Hatırla Sevgili” ve “Çemberimde Gül Oya” ile mukayese edilen bir politik arka plana sahip olmasından da kaynaklanıyor. Günümüz TV dizilerinin genel yüzeysel aşk öyküleri ya da mafyatik formların dışında 12 Eylül’ü merkeze alan politik bir hatta uzanan dizi pekala merak uyandırır.

Yönetmenliğini Altan Dönmez’in yaptığı Dilek Taşı’na elbette saf politik bir yapım demek zor. Ancak yine de sol / sağ kesim mücadelesini vermek, arka fonda 12 Eylül zulmünü özellikle cezaevleri ve sağdan / soldan gençleri birer birer darağacına götüren niteliğiyle göstermek önemli. Hatta tüm bunları bırakalım Caner Cindoruk’un hayat verdiği aktör Yılmaz Güney karakterinin dahi yapımda oldukça insani özellikleriyle yer alması bile başlı başına diziyi diğer genel izleyiciye hitap eden dizilerden ayırıyor. Unutmayalım Kanal D henüz günümüzde bile Yılmaz Güney filmlerini göstermeme şeklindeki yayın politikasını değiştirmiş değil.

Kızım Olmadan Asla…

Dilek Taşı”, ilk bölümünde merceğini 12 Eylül öncesine uzatıyor. Mustafa Yılmaz (Salih Bademci) çalışanları grevde olan bir fabrikada işçi olarak çalışmaktadır. Eşi ve kızı Cemre (Lena Naz Kalaycı) ile mutlu bir hayatı varken ülkenin o günkü genel durumu benzeri kendi ailesinde de çatırdamalar başlar. Ölümcül bir hastalığa yakalanan eşinin acilen ameliyat olması gerekir. Ancak ameliyat parasını denkleştirmek kolay değildir. Mustafa, patronundan kendi hakkı olan parasını almaya gittiğinde, patronunun büyük tepkisi ile karşılaşır. Sonunda aslında kendisinden kaynaklanmayan, amacı sadece hakkı olan parayı almak olan Mustafa patronunu iter. Esasında patronun ölümü başka bir nedenden kaynaklanır.

Bu arada Mustafa’nın eşi de vefat etmiştir. Kendisi hapishaneye girdiği için kızı Cemre bir yetiştirme yurduna bırakılır. Daha sonra kesişecek hikâyenin kahramanı olan Rona ailesini tanımaya başlarız. Oldukça dominant bir kişilik olan Macide (Perihan Savaş) ve kızı Rüçhan (Özge Özberk) etrafında tıpkı Yeşilçam yapımları benzeri bir konak hayatı vardır. Burada çalışan Asuman (Çiçek Dilligil) ve kızı Figen (Hazal Subaşı) ise hizmet etmeye mahkum diğer sınıf temsilini gösterir. Rüçhan, hasta oğluna arkadaşlık etmesi ya da ileride organ nakli için bir yetim çocuğa ihtiyaç duyar. Tüm bunlar olurken Mustafa darbenin olması ile darağacı ile asılmayı beklerken hayattan artık tek beklentisi kızını son kez görebilme sözünü yerine getirmek olacaktır.

O Eylül Bizden İçimizdeki Çocuğu Çaldı…

80’lerin başına bizi götüren hikâyede iç ve dış mekan kullanımları, cezaevleri, grevler, koğuş pankartları, çiçekli elbiseler, mini etekler, uzun yakalı kostümler gerçeğe oldukça uygun. Figen’in dış sesi ile anlatıma sunduğu katkı günümüzden geçmişe bir köprü işlevi de sağlıyor. Yapım özellikle İlk kısımlarında melankolik ve güçlü melodram yönleri ile izleyene Yeşilçam havası estiriyor. Oyunculardan Salih Bademci, Kulüp’teki ve izlediğim Fanatik ve Aydınlıkevler’deki tiyatro performans başarılarını burada daha da arttırıyor.

Yapımın göz yaşartan kısımları “hep kızım olmadan yaşayamam” diyen baba Mustafa ile Salih Bademci‘nin performansından kaynaklanıyor. Ama dizinin eleştirilecek yönleri de az değil. Bir defa tüm diziler için geçerli olan süre sorunu burada da var. Öncelikle şunu kesin olarak kabul etmek gerek, iki saat süreli bir dizide ne kadar mükemmel oyuncu castınız olursa olsun o dizinin kusursuz olması mümkün değil. Dilek Taşı’nda da bu uzun süre nedeniyle gereksiz bir çok sahne var. Bunun yanı sıra dizinin her anı dengesi hafif kaymış drama ile yüklü. Bu bir süre sonra izleyiciyi yormaya başlıyor. Ve müzikler de çoğu iyi olmakla beraber fazla yer kaplıyor. Bunlar aslında tüm diziler için genel sorunlar.

Bu diziye mahsus olarak ise özellikle bazı mantık hataları göze çarpıyor. 10 Eylül’de cezaevine giren Mustafa’nın 12 Eylül’e kadar iki günde yaşadıkları gerçekçi değil. Bu daha uzun bir süreci kapsayabilirdi. 12 Eylül’e giden yolun politik arka planı yer yer izleyene gösterilebilirdi. Bunların yanı sıra dönem renkleri başarıyla kullanılmış ise de, dizinin ilk kısımlarındaki kamera çekimleri bana 90’ların TV havasını yaşattı. Ve patronun öldüğü sahnedeki arbede ise çok kötü çekilmiş. Dizinin genel kalitesi ile uyumsuz bir sekans olmuş.

Hatırla Sevgili” ya da “Çemberimde Gül Oya” ile mukayesesi yapılan, politik dili biraz çekinerek de olsa kullanmayı deneyen “Dilek Taşı” tüm bu kusurlarına rağmen diğer bölümleri izleme konusunda merak uyandırıyor. Mustafa’nın akıbeti, Ceren’in babaya kavuşma istemleri, Figen’in haylaz nişanlısı Kenan ile durumları, Kenan ile Sevda arasındaki ilişkinin boyutu daha ilk bölümde soru işaretleri yaratmayı başarıyor. Ama en çok da Salih Bademci’nin çoğu sahnesinde olduğu üzere eminim çocukları olanlar için mendilleri yanında taşımayı da gerektirecek dokunaklı bir hikayeye sahip. Bazı yönleriyle dizi, Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum”unu da akla getirecek. Bakalım dizi, ilerleyen bölümleri itibariyle yeni bir “Babam ve Oğlum” fırtınası estirmeyi başaracak mı? Göreceğiz… Dilek Taşı her Perşembe saat 20.00 de Kanal D’de…

Yönetmen : Altan Dönmez

Senaryo : Can Sinan

Görüntü Yönetmeni : Altan Dönmez

Müzik : Batuhan Fırat, Mustafa Güzel, Jingletv

Oyuncular : Salih Bademci, Hazal Subaşı, Özge Özberk, Perihan Savaş, Teoman Kumbaracıbaşı, Ozan dolunay, Çiçek Dilligil, Elif Doğan, Afra Karagöz, Besim Demirkan

Türkiye / Tarihi-Dram / 1. Sezon

8 YORUMLAR

  1. dizi o kadar saçmalıyor ki o kadar hata varki senaryo anlık değişiyor, birden ana karakter normal bir vatandaş iken hiç bilinmeyen bir hayatı hayatı oluyor, figenin hergün babası değişiyor, bu filmin senaristi kanunsuz topraklar dizisinde de böyle saçmalamıştı, bu senarist yazmayı bıraksın, 80 li yılları tam bilmiyor, olaylar çok basit ilerliyor. o kadar emeğe yazık

  2. bu ne kardeşim. ölenler diriliyo. o onun çocuğu bu bunun halası oluyo sonradan. Bizde mal gibi seyrediyoruz çaresiz. iyi başlası her hafta batıyo 🤔🤔🥵🥵

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz