Domuz / Pig

Nicholas Cage Şaşırtmaya Devam Ediyor…

Bilindiği üzere Nicolas Cage‘in ilginç bir sinema denemesi olan, kendi ironisini üstelik de absürt bir kıvamda sunan “Yetenekli Bay Cage“i halen gösterimde. Özellikle iki binli yıllarda gittikçe sayısı artan, çoğu akılda kalır yapımlar olmayan, bolca aksiyona yaslanan ve de “Yetenekli Bay Cage” filmiyle de bir kısmını matrağa aldığı yapımlarından sonra artık olgunluk ürünü kimi filmlerde de kendisini göreceğimizin işaretlerini almaya başladık.

Aynı zamanda ilk uzun metrajlı filmi de olan Amerikalı yönetmen ve senarist Michael Sarnoski imzalı “Domuz / Pig”de, Nicholas Cage’in yarattığı karakter bağlamında izlenmesi sabır isteyen, izleyiciyi yoran, oldukça karamsar tondaki sakin bir film bizi bekliyor. Cage filmi takipçileri için kuşkusuz biraz sürprizli görülebilir, bunu baştan söyleyeyim. Bu nedenle Nicholas Cage‘in “Yetenekli Bay Cage” filmi ile birlikte bu olgunluk yapımıyla da Cage filmlerini seven ve bilenler için ilginç ve şaşırtıcı olacağı kesin…

Kendi Tercihiyle Bir Tutunamayan…

Rob (Nicholas Cage) eşinin ölümü üzerine Oragon ormanlarına sığınan, ağaç köklerindeki trüf gibi çok önemli mantar çeşidini bulmakta mahir domuzu ile birlikte ortak bir yaşam kuran, elini eteğini dünyadan çekip dervişane benzeri bir yaşam süren, yalnız biridir. İlk sahnelerde kendisini bırakan o salaş, hırpani halleri ya da sonraki sahnelerdeki kendisine yönelik şiddete dahi duyarsız hali ile belli oranda tutunamayan yapıdadır.

Başlangıç sekanslarındaki domuzunun homurtusu ve ölen eşinin yemekler üzerine fikrini beyan ettiği teyp bandına kayıtlı konuşması dışında handiyse hiç dış ses duymamaktayız. Sonra mantar alıcısı olan ve hep babasının gölgesinde kalan Amir (Alex Wolff) ile tanışırız. Amir’in aynı zamanda sıklıkla film boyunca göreceğimiz üzere arabasında Verdi, Mozart gibi klasik müzik dehalarının parçalarını dinleyen, klasik müzik tutkunu birisi olduğunu görmekteyiz.

Modern hayattan yalıtık hayatı ile ormanda kendi başına yaşayan Rob’un bu on beş senelik yeni izole yaşamında tek görüştüğü kişidir aynı zamanda Amir. Ama bir gün tek yaşam enerjisi olan domuzu bir grup tarafından kaçırılır. Kendisi de yaralansa Rob, Amir tarafından kendisinin Portland’a götürülerek domuzunun izini sürmeyi artık tek amaç edinir. Ve film bize işin içinde gastronomi dünyasının kirlenmişlikleri de bulunan bazı ipuçlarını sunar… Ve film serimlendikçe de Rob’un bu dünyadan izole yaşamının sırları da, diğer canlılara olan tutkusu da bir bakıma ortaya çıkar…

John Wick İle Başla, İntikamı Boşla…

Başlangıçta bir John Wick görünümüyle yeni bir intikam filmi izleyeceğimizi düşündürtse de, yapımın böyle bir intikam dürtüsü ile hareket etmediğini görüyoruz. Ya da bunun Rob’un kendi geçim kaynağının kökünün kuruması olarak da izleyene yansıtılmadığı anlaşılıyor. Burada Rob’un başka bir bağlılığa, yemek sektöründeki başarını bir başka boyutuyla ele aldığını görüyoruz. Ancak film bunları kalın hatları ile izleyene sunmuyor.

Filmin az diyaloglarından, karanlık görüntülerinden, kimi izleyeni zorlayacak o şiddet betimlemelerinden bir şeyler çıkarmak biraz da mahir izleyene kalıyor. Ancak verilmek istenen bu mesajların filmin doksan dakikalık süresi içinde başarılı bir şekilde sunulduğunu söylemek çok zor. Hele hele final bölümünün o dingin hali de filmin ilerisi için akılda kalır yönünü törpülüyor. Üstelik gastro yaşamı bu kadar başat bir konu başlığı olarak ele alan bir yapımda estetize ya da tersine yemek üzerine birkaç sahne dışında görüntüleri de görmüyoruz…

Ben yine de tutku dolu bir karakteri, belli oranda bir arayış ve yol hikâyesiyle bütünleyen, öncesinde izlediğimiz karakterlerinden farklı bir kimlikle daha derinlikli bir kişiyi önümüze seren yeni Nicholas Cage‘in merak uyandırıcı sinema yolculuğunun önceki yapımlarından farklı durağı olması itibariyle yapımı ilginç bulanlardanım. Ama yine de herkese göre bir film olmadığını akılda tutalım. Hele hele Cage’in o aksiyon filmlerinin beklentisi içindeki sinemaseverler için hayal kırıklığı olarak görülmemesi içten bile değil. Tahminim odur ki sinema salonundan çok beğenen çıkacağı gibi, onu berbat olarak niteleyip tam bir zaman kaybı olarak görecek olanlar da bulunacaktır…

Benim sonuç olarak kanatim: Bence zamanınız varsa Pig’e bir şans verin…

Yönetmen / Senaryo : Michael Sarnoski

Görüntü Yönetmeni : Patrick Scola

Kurgu : Brett W. Bachman

Müzik : Alexis Grapsas, Philip Klein

Oyuncular : Nicolas Cage, Alex Volff, Adam Arkin, Nina Belforte, Dalene Young, Gretchen Corbett, Julia Bray, Elijah Ungvary, David Knell, Sean Gustavus Tarjyoto, Tom Strode Walton, October Moore, Dana Millican

ABD / Gerilim-Dram / 91 Dk.

Film notum:
İLEDomuz
KAYNAKDomuz
Önceki yazıErşan Kuneri
Sonraki yazıViktor Apalaçi Cannes’dan Bildiriyor

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz