Dul Kadınlar

ACIMASIZ DÜZENDE YALNIZ KALAN KADINLAR…

Filmin yönetmen koltuğuna, 1969 İngiltere doğumlu ”Açlık (2008), Utanç (2011), 12 Yıllık Esaret (2013)” filmlerinden tanıdığımız yetenekli siyahi yönetmen Steve McQueen (ıı) oturmuş. Yönetmen Steve, filmlerinde hikayeyi genellikle fiziksel ve duygusal acıyla harmanlayıp psikolojik yoğunluğu öne çıkarmayı tercih ediyor. Bu konuda başarılı mı? Bence evet.. Hikayeye biraz da gizem ve entrika katınca 128 dakikada olsa yapımını izlettiriyor. Seyircinin istediği de bu değil mi zaten?

Film, Veronica (Viola Davis) ve Harry (Liam Neeson)’nin gayet iyi çekilmiş kısa süreli sevişme sekansı ile açılıyor. Daha sonra kamera, 4 adamın soygun yaptığı sahneye odaklanıyor. Dört adam, polislerle girdiği silahlı çatışmadan sağ çıkamıyor ve araçlarının patlatılması sonucu hayatlarını kaybediyor. Kocaları soygunda ölen üç kadın, geçimlerini sağlayan adamların kötü işlere bulaştıklarını bu sayede öğreniyorlar. Kocalarının getirdiği paralarla geçinen kadınlar, para akışı kesilince yokluğun ve parasızlığın soğuk yüzüyle  tanışmak zorunda kalıyorlar.

Belediye meclis üyeliği için Jack Mulligan (Colin Farrell) ile yarışan Jamal (Brian Tyree Henry), kocasının borcu olan 2 milyon dolar alacağı için Veronica’nın tepesine dikilince olaylar başlıyor. Veronica, borcu ödemek için kocasının günlükte yazdığı notlardan yola çıkarak bir soygun planlıyor ve soygunda ölen üç adamın eşlerine ulaşıp onları da olaylara dahil ediyor. Sonrası tam bir gizem, macera, entrika ve dram..

Filmde, kadınların dramlarına ek olarak politik ve sosyal olaylara da yer verilirken seçilebilmek için her türlü entrikanın içinde olan politikacıların, politikacılara alet olan kiliselerin, din adamlarının da gerçek yüzleri korkusuzca dillendiriliyor. Din adamlarının ve politikacıların para ve çıkar uğruna ahlaki ve duygusal yozlaşma içine girmeleri günümüz siyasetinde de mide bulandırıcı bir şekilde tam gaz devam ediyor ne yazık ki.. Diğer yandan dul kalan Alice (Elizabeth Debicki)’in annesinin parasız kalan kızına para kazanmak için fuhuş yolunu göstermesi de bir başka ailevi ahlaksal yozlaşma! Bir anne kızına nasıl böyle bir yol gösterebilir anlaşılır gibi değil. Demek ki günümüzde böyle annelerde var..

Yönetmen, son saniyeye kadar heyecanını, gizemini yitirmeyen bu filmi ile gangsterlerin, politikacıların, din adamlarının karanlık yönlerini açığa çıkararak gişeyi değil gerçeklere ve dul kadınların dramına odaklanmayı hedeflemiş. Bu anlatım dili ile birilerinin ayağına da basmış olabilir Steve.. Kim ne derse desin ben ”Dul Kadınlar” filminin, sinemada önemli bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum.

Filme büyük katkı sağladığını düşündüğüm görüntü yönetmeni Sean Bobbitt‘in kamerasını ve Hans Zimmer‘in müziğini beğendim. Kurgusu da, anlatımında ki aksaklıklara rağmen fena değildi. Oyuncular gayet iyi yönetilmiş. Hemen hepsi ortalamanın üzerinde bir oyunculuk sergilerken, oyunculuk olarak en çok beğendiklerim ise harika bir performans sergileyen Viola Davis ve kötü adam rolünde siyahi aktör Daniel Kaluuya oldu. Özellikle Daniel Kaluuya bayıldım. Kendisini kutluyorum, müthiş bir performans sergilemiş.

Sözün özü : Sosyal ve politik eleştirili, karakter draması ve hikayesi ile sinir bozan filmin seyirci üzerinde kalıcı etki bırakacağına inanıyor ve suç-soygun-gerilim filmlerini sevenlere tavsiye ediyorum. Kaçırmayınız!

Film notum:

 

 

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here