Fantastik Canavarlar : Grindelwald’ın Suçları

Yönetmen koltuğuna 1963 İngiltere doğumlu ”Harry Potter serisi (2007-2009-2010-2011),  Tarzan (2016), Fantastik Canavarlar (2016)” filmleri ile tanıdığımız David Yates oturmuş. Sihirbazlık filmleri üzerine hayli deneyimli olan YatesJ.K. Rowling’in yarattığı 5 bölümlük seriyi de bitirecek gibi gözüküyor. İlk bölümün yazar ve teknik ekibinin değişmeden devam etmesi de filmi seyir açısından avantajlı bir duruma getiriyor.

Fantastik Canavarlar serisinin ilk bölümünde Newt Scamander (Eddie Redmayne) ile sevimli canavarları seyircilere tanıtılmıştı. Filmin sonunda ise sihirbazlık dünyasının güçlü karanlık büyücüsü Gellert Grindelwald (Johnny Depp), Scamander’in yardımıyla Amerika Sihir Bakanlığı (Macusa) tarafından yakalanmıştı. Bu ikinci bölüm ise Grindelwald’ın hafızalara kazınacak olan 5 dakikalık muhteşem kaçış sekansı ile açılıyor.

Mahkumluktan kurtulan Grindelwald, sihirli olmayan tüm varlıkların üzerinde hüküm sürüp safkan büyücüler yetiştirebilmek için kendine yeni müritler bulmaya çalışıyor. Grindelwald’ın bu hain planını bozmakta Albus Dumbledore (Jude Law) ile eski öğrencisi Scamander’e düşüyor..

Dijital efektlerle donatılmış olan Fantastik Canavarlar serisi, hayal gücünü alabildiğine zorluyor ve  Harry Potter gibi kült olma yolunda koşar adım ilerliyor. Harry Potter’a köprü oluşturan seriyi izlerken Harry Potter’ın da yaratıcısı olan  YatesJ.K. Rowling‘e ”-bu nasıl bir hayal gücüdür arkadaş?” diye sorasınız geliyor ister istemez. Serinin bu ikinci filmi muhteşem dijital efektler ve sınırsız hayal gücü sayesinde, ilk bölümün 4,5 milyonu bulan izleyici sayısını geçecek gibi duruyor.

Harry Potter’a serisine göre daha karanlık ve daha derin olan bir zamanda fantazi ve entrikaların kol gezdiği, ihanetlerin, ölümcül ideolojilerin yeni bir dünya yaratma mücadelesi perdeye yansırken onları engellemekte, birbirine inanan güvenen, dostluk ve aile bağları kuvvetli bir avuç insana düşüyor. Scamander’in cebinde ve elinde taşıdığı bavulun içinde yaşayan sevimli fantastik yaratıklar ise bu bir avuç insana mücadelelerin de yardımcı olurken ABD, İngiltere, Fransa Sihirbazlık Bakanlıkları da desteklerini Scamander ve ekibinden esirgemiyor.

Heyecan verici ve çekici bulduğum bu ikinci bölüm de ilgimi çeken konu ise kötü adamın düşüncelerinin haklı bir nedene dayandırılmış olması. Son zamanlarda çekilen bilimkurgu ve fantastik filmlerde bu durum sıklıkla işlenmeye başlandı. Nüfusu sürekli artan Dünyayı yaşanılmaz bir hale getiren insanların, gereksiz olanlarını yok edip elit insanlardan oluşan nüfusu daha az bir Dünya yaratmak. Aslını sorarsanız bana göre bu söylem kulağa hoş geliyor. Ama diğer yandan unutmamak gerekir ki bu Dünyanın bir yaratıcısı var ve o ne derse o olur. Yok etmek, biz insanların değil yaratanın işi.

Filmin kamerası, dijital efektleri, bilgisayar hileleri, müzikleri ve oyunculukları başarılı. Kurgusu ise biraz sıkıntılı. 135 Dakikalık akış içerisinde bazen esneyip ”-buna da ne gerek vardı ki?” dediğiniz oluyor. Neyse ki, söylendiğiniz bu anlarda repliklere yerleştirilen espriler sayesinde hikayeye uyumadan dönüş yapabiliyorsunuz.  Johnny Deep’in oyunculuğu kendisini özleyen hayranları için yine üst düzeyde. Ne yalan söyleyeyim Deep’i izlemek hakikaten keyif veriyor.

Sözün özü: Harry Pooter serisini sevenlerin bu seriyi de sevip keyifle izleyeceklerini düşünüyorum. Ancak, ilk bölümü izlemeyenlerin bu ikinci bölümden keyif almaları için ilk bölümü mutlaka izlemelerini tavsiye ediyorum. Şunu da satır arasında söylemeden geçemeyeceğim. Filmin başındaki Grindelwald’ın hapishaneden kaçış sekansını izlemek için bile bu filme gidilir. İsterseniz ondan sonra çıkıp gidin tercih sizin.

Film notum:

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here