Kurtar beni Amerikalı!

Extraction‘, silahlı çatışma, yumruk yumruğa dövüş, araba takibi (tahribatı) (!) ve her türlü heyecanlı ‘kaçma-kovalama’ sekansları açısından beklentileri fazlasıyla karşılayan, ancak bütün bunların yanında da yine esaslı bir ‘Amerikalı kahraman’ portresi çizen bir film. Birkaç noktada benzerlerinden farklılıklar taşısa da, genel anlamda klasik şablonların dışına çıkmayan ama gösterişli, güçlü, tam anlamıyla bir ‘Aksiyon filmi!’

Sonra asıl merak ettiğimiz ‘ne olduğu’ değil ‘nasıl olduğu’ üzerineydi. Başka bir deyişle film ve türü hakkında genel bir düşüncemiz olsa ve çok ‘ters köşe’ yapacak olaylar beklemiyorduk: ‘Extraction’ın dümeninde olan Sam Hargrave’in yönetmenlik açısından mütevazi bir kariyere sahip olmasına karşın (ilk uzun metrajlı sinema filmi), dublör koordinatörü ve dövüş koreografı olarak ‘The Hunger games’, ‘Captain America: Winter Soldier’, ‘Atomic Blonde’, ‘Deadpool 2’ veya son iki ‘Avengers’ gibi yapımlarda çok iyi iş çıkarmış olması, bu filmle ilgili beklentimizi belli ölçülerde yükseltmişti ve sonucun kendi türünde bir başyapıt olma şansı bile vardı. Sonuç ise bizce bir başyapıt olmasa da oldukça başarılı…

Bangladeş’te hapis yatan ‘Baba’ Ovi Mahajan (Sr.) adındaki bir uyuşturucu baronunun 11 yaşındaki oğlu Hindistan’daki bir başka mafya babası tarafından kaçırılır. Mahajan ailesi oğullarını kurtarmak için, bu tür operasyonlarda paralı askerlik yapan Tyler Rake’den yardım ister. Ancak bu operasyon her zamankinden daha zor ve tehlikelidir çünkü Tyler, kaçırılan ‘oğul’ Mahajan’ı kurtarmak için Hindistan’ın en etkili uyuşturucu baronu Amir Asif ve onunla işbirliği yapan orduyla karşılaşmak zorunda kalacaktır.

TADINDA BİR GİRİŞ…

Extraction’ daha ilk karelerinden itibaren olayların geçeceği yerlerin ‘drone’dan çekilmiş görüntüleriyle (Bangladeş ve sonrasında Rakka) aksiyon dolu hikayesinin ne kadar renkli, heyecanlı olacağını ve basit, açık alan mekanlarından çok daha göşterişli yerlerde geçeceğini müjdeliyor. Sonrasında izlediğimiz Mahajan Jr.’un kaçırılma ve hapisteki ‘baba’ Mahajan’a hesap verme sekansları da ilgiyi ayakta tutar bir şekilde beyaz perdeye yansıtılıyor.

Ancak sıra Tyler’ın yani asıl kahramanımızın tasvirine gelince, senaryodaki karakter kısırlığı ve yaratıcılık eksikliği göze çarpıyor. Her ne kadar bu filmdeki ‘kurtarma’ operasyonu macera filmleri için ‘yeterli’ bir merkez oluştursa da, bütün olayın en önemli karakteri olan Tyler’ın başarılı askeri kariyere sahip, geçmişinde acı kayıplar yaşamış, bezgin, yaşam yorgunu ama gerektiğinde bütün savaş becerilerini gösteren portresi o kadar tanıdık, klasik bir ‘reçeteden’ çıkmış gibi duruyor ki, bir saniye bile şaşırmıyoruz, meraklanmıyoruz.

Bu ‘bilindik’ tasvirden sonra çok zaman kaybetmeden senaryonun ‘belkemiğini’ oluşturan kurtarma operasyonuna ve bunun için verilen mücadelelere geçiyoruz. Bu sekanslardaki teknik beceri üzerine tekrar döneceğimizi belirterek senarist ve yönetmenin bizi hafif şaşırtan tutumundan bahsedelim: Birçok aksiyon filminde asıl amaç (veya hedef) olan kişiye ulaşılana kadar zorlu ve uzun mücadeleler verilir ve filmin asıl ‘kötüsü’, kahramanımızın amacına ulaşmasını engellemek için elindeki bütün imkanları kullanır. ‘Extraction’da ise kahramanımız tabii ki ‘elini kolunu sallamadan’ ve birkaç kişiyi öldürerek tutsağı (Mahajan Jr) kurtarıyor ancak esas macera sanki sonrasında başlıyor. Oldukça erken tamamlanan bir ‘kurtarma’ operasyonundan sonra kahramanımız, olayın içine ‘girmekten’ ziyade ‘çıkmakta’ zorluklar yaşıyor. Sanki kovanına çomak sokulmuş arılar gibi Asif’in adamları ve kiralık katilleri sürekli Tyler’ın ve ’oğul’ Mahajan’ın ensesine yapışıp bütün çıkış yollarını tıkıyorlar. Ve bunun için çocuk yaşta katilleri bile kullanmaktan çekinmiyorlar…

‘THOR’ DA GERÇEKTEN KANIYOR!

Birkaç tane ‘soluklanma’ sekansı dışında her türlü aksiyon sahnesinin eksik olmadığı hikayede, bazı yan karakterler senaryoya dahil oluyor, çoğu, hikayeye çok ciddi bir yön vermeseler de filme belli bir dimanizm katıyorlar.

Bütün bunların yanında filmdeki bütün silahlı çarpışmaların ve yumruk yumruğa dövüşlerin sadece çok başarılı bir koreografi ve üstün bir teknik beceriyle yetinmeyip birçok açıdan çok ‘gerçekçi’ olduğunu ekleyelim. Kuşkusuz kahramanımız sayamayacağımız kadar düşmanı harcıyor, kendisinin acı eşiği çok yüksek ve çok ciddi bir yara almadıkça yere yığılmıyor! Ancak Tyler karakteri, bir James Bond veya John Wick gibi, bir insanı kolayca öldürebilir veya komaya sokabilir darbeler yedikten sonra bunlara sadece omuz silkip yoluna devam eden bir kahraman değil. Zaman zaman kendisinin de çok zorlandığının, kanının aktığının, gerçekten acı çektiğinin farkına varıyoruz. Daha önce yine yönetmenin dövüş koreografisini üstlendiği ‘Atomic Blonde’ (2017) filminde de gözümüze çarpan bu ‘gerçekçi’ tutum, filmi benzerlerinden ayırıyor ve asıl kahramanı daha ‘insanlaştırıyor’!

AMERİKALIYIM BEN!

Baş kahramanımız Tyler, tabii ki başta bu olaya para için dahil olmuş ancak zaman geçtikçe kurtardığı çocukla yakınlık kurup kaybetmiş olduğu vicdani duyarlılığı tekrar kazanan ve yaşamında yeni bir anlam bulan, klasik, yüce gönüllü ve cesur bir Amerikan kahramanı kalıbına kusursuzca uyuyor. Bu tür filmlerin ‘olmazsa olmazı’ olan bu karakter ‘fazla belirgin’ bir imaj çizmesin diye onun hissettikleri, yaşamındaki eksiklik ve dışlanmışlık çoğu zaman yanında yolculuk eden çocuk yaştaki Mahajan’ın bakış açısından veriliyor. Tyler’ın gözünü kırpmadan dövüştüğü birçok kişiyi öldürmesinden ve onun da kendisini bir ‘para aracı’ gibi görmesinden büyük üzüntü duyan ve şoke olan Mahajan sanki başkahramanımızı tek anlayan ve onun duygularının tercümanı olan ‘ideal’ kişi gibi sunuluyor. Dediğimiz gibi ‘temiz’ ama ‘taraflı’ bir tutum…

Başta artık ‘Thor’la özdeşleşmiş aktör Chris Hemsworth olmak üzere her oyuncu görevini layığıyla yapıyor. Ciddi bir fiziksel performans gösteren Hemsworth dışında gözümüze çarpan diğer performanslar çocuk yaştaki Mahajan’ı canlandıran Rudhraksh Jaiswal ve kahramanımızın eski arkadaşı Gaspard’a hayat veren David Harbour’dan geliyor. Etkileyici bir kariyere ve yüze sahip olmasına rağmen İranlı oyuncu Golshifteh Farahani ise bizce kapasitesinin bayağı altında kullanılmış gibi duruyor…

Sonuçta ‘Extraction’, basit senaryosuna ve bazı basmakalıp karakterlerine kafayı takmamak kaydıyla hiçbir boşluk vermeden, en iyi türden aksiyon sekansları barındıran ve keyifle izlenen, oldukça başarılı bir aksiyon/macera filmi. Bu türü sevenler için sıkıntılı dönemde kafamızı dağıtmak ve hoşça zaman geçirmek için birebir olan bir film…

Yönetmen : Sam Hargrave

Senaryo : Joe Russo

Görüntü Yönetmeni : Newton Thomas Sigel

Müzik : Alex Belcher, Henry Jackman

Oyuncular : Chris Hemsworth, Rudhraksh Jaiswal, Randeep Hooda, Pankaj Tripathi, Golshifteh Farahani, Priyanshu Painyuli

ABD / Aksiyon-Gerilim-Suç

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here