Finch / İspinoz

Bir Köpek ve Robotla Tek Başına…

Kıyamet sonrası, post apokaliptik dönem filmleri her zaman ilgiyle karşılanmıştır. Bunlar arasında akla gelen yakın tarihli en önemli film kuşkusuz Francis Lawrance‘ın yönettiği, başrolünde Will Smith‘in başarılı oyunculuğuyla taçlanan, 2007 tarihli “Ben Efsaneyim” filmiydi. Bu yapım üstelik günümüz izleyicisi için pandemi nedeniyle belki de daha bir anlam taşımakta. Zira bu yapım, ölümcül virüs sonrası hayatta tek başına kalan bir askeri merkeze almaktaydı. İşte bu hafta Apple Tv’de gösterime giren 2021 yapımı “Finch” filmi de benzer bir temadan hareket ediyor.

Bu kez güneş patlamasından kaynaklı olarak yeryüzünde sıcaklıklar gittikçe artmaktadır. Ultraviyole radyasyonuna maruz kalan tüm insanlık yok olduğu gibi, o çorak mekan/arazi görüntülerinden anlaşılacağı üzere coğrafya da tek bir insan için bile olsa artık yaşanmaz hale gelmiştir. Tüm bu yoklukta tek bir insan vardır artık, aynı zamanda kahramanımız olan: Robot mühendisi Finch Weinberg (Tom Hanks). Finch, isminin tercümesi olarak tıpkı “İspinoz” gibi özgürlüğüne düşkünse de, artık sadece ışınlara dayanıklı koruyucu kıyafeti ile dışarıya çıkabilmektedir. O, insan olarak tektir. Ona bir de hikâyesi filmde görülen bir köpek eşlik etmektedir: “Goodyear”. Köpek sahibine o kadar bağlıdır ki… Ancak Finch’in bu yapayalnız kaldığı dünyada kaygıları vardır.

Kendisi günden güne sağlık sorunları yaşar ve köpeğini bırakacağı iki metal arkadaşı vardır: Dewey ve Jeff. Jeff, en son aralarına karışandır. Onun amacı Finch sonrasında sadık köpeğe bakmasıdır. Robot Jeff, insanın komutlarına bağlı olarak tasarlanmıştır, bu nedenle köpeği de sahiplenir. Ancak aynı şeyi köpek için söylemek o kadar da kolay değil. Aralarında ciddi bir sorun bulunur. Sadakatle insan sahibine bağlı olan “Goodyear”, bu metalik bakıcısını pek de benimsemez. Sonra mı?

Kıyamet Sonrasına Farklı Bakış…

Pandemi nedeni ile gösterim tarihleri sürekli tehir edilen “Finch“, şimdi dijital bir platformda izleyenlerinin karşısında. Finch, özellikle görüntü kalitesi ile göz dolduruyor. Mekânların tekinsizliği, sonlardaki kelebekler dışında o sessizliği çok iyi yansıtan koyu / kahve renkli kadrajlar hemen felaket sonrası ruh halini izleyene yansıtıyor. Bunda kuşkusuz en önemli pay yönetmen Miguel Sapochnik‘e ait. Yönetmenin özellikle “Game of Thrones”un kimi bölümlerinin çekiminde imzası var. Bunun yanı sıra filmin yapımcıları arasında Oscar ödüllü Tom Hanks ile öncesinde Forrest Gump’ta birlikte çalışıp, o filmi yöneten Robert Lee Zemeckis‘i de görüyoruz.

Zemeckis, aynı zamanda yine kıyamet sonrasını irdelemese de, bilim kurgu filmlerinin en başarılı örneklerinden birisi olarak gösterilen “Geleceğe Dönüş” film serileri ile de adından söz ettirmişti. Dolaysıyla bu geçmiş kariyeri ile Finch‘e de katkısının sanılandan fazla olduğunu düşündürtüyor.

Finch, aslında konusu itibari ile basit bir temadan hareket ediyor. Hatta filmin belki de tek handikapının konusu itibariyle derin bir yapısının bulunmaması olarak belirtebiliriz. Ancak film esasen popüler akım izleyicilerine göz kırpsa da, özellikle biçimi itibariyle minimalist bir anlatım dili ile türler arasında, dünyada yapayalnız kalan, St. Louis’deki büyük fırtına nedeni ile San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü’ne uzanmaya çalışan, biri robot, biri insan, diğeri de hayvan arasında üç farklı türün yaşam karşısındaki duruşunu göstermesi bakımından özgün bir yapıyı taşıyor.

Yaşanan felaket sonrasında Finch, aslında robotun yaratıcısı olmasına karşın, bu tasarımın kimi insani değerlere sahip olmasının şaşkınlığını da yansıtıyor. Özellikle Finch’in rahatsızlığı üzerine, onun alnına sıcak sulu bir bez sermesi, San Fransisco’ya yaklaştıkları sırada, robotun köpeğe olan yaklaşımındaki değişimi buna örnek olarak verebiliriz. Ve robotun dönüşümü, sevgiyi komutlardan başlayarak ilerletip bulması, aslında Finch için de bir dönüşüm anlamına geliyor. Hayatta kalma mücadelesi, insani değerlerin kendisi için taşıdığı bu evrimlerle daha bir anlam kazanıyor…

Tek İnsan Oyunculu Filmin Taşıyanı: “Tom Hanks”

Filmin başarısında konunun basitliğini, kurgu ve minimalistik anlatımı ile bu mahsuru yok eden biçim görülmekle birlikte, hiç kuşkusuz tek bir insan karakterini tam iki saate yakın süre ile başarıyla ekrana taşımakla Tom Hanks‘in payını görmemek büyük haksızlık olur. Finch’in robotu yaratım sürecinden, köpeği ile olan o büyük sevgisine, hastalığının kendisindeki fiziki değişim etkilerinden, robot ile köpek arasındaki çatışmalardaki hallerine, o kadar farklı kimliklere bürünüyor ki Hanks, buna şapka çıkartmamak mümkün değil. Ve dostumuz Goodyear’a hayat veren gerçek ismi “Seamus” olan köpek de sanırım öncesinde ciddi bir eğitimden geçmiş.

Sinemaya sıklıkla yansıyan köpek ile insan arasındaki o büyük sevgi bağına böylelikle bu film ile yeni bir halka eklenmiş oldu. Jeff de ise özellikle seslerde Caleb Landry Jones çok başarılı. Onun için sevgili okuyuculara filmi mutlaka kendi ana dili ile yani dublajsız izlemelerini tavsiye ederim…

Halen AppleTV’de yayınına devam eden, sinemalarda ise gösterim tarihi ülkemiz için henüz belirsiz olan “Finch”, salt bilim kurgu türünü sevenlerin değil; türler arasında sevgi, dostluk gibi duyguları özgün bir dil ile ele alan, düşündürten yapısıyla, genel izleyici kitlesine de hitap eden, eli yüzü düzgün, iyi bir film… İzlemek için fırsatınız olursa kaçırmayın…

Yönetmen : Miguel Sapochnik

Senaryo : Ivor Powell, Craig Luck

Görüntü Yönetmeni : Jo Willems

Kurgu : Tim Porter

Müzik : Gustavo Santaolalla

Oyuncular : Tom Hanks, Skeet Ulrich, Laura Harrier, Samira Wiley, Lora Martinez-Cunningham, Alaxis Raben, Jon Donahue

ABD / Bilimkurgu-Dram / 115 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here