Fındıkkıran ve Dört Diyar  /  The Nutcracker and the Four Realms

Baştan sona keyifle akan bir çocuk filmi…

Aslında filmleri değerlendirirken, genelde bir yapımı ‘çocuk filmi’ olarak sınıflandırmayı çok sevmeyiz çünkü bizce bu deyiş hem filmi biraz küçümser hem de biraz haksız bir değerlendirme olabilir… Özellikle sinema salonlarımızda izlediğimiz ve bizce nerdeyse her yaş grubuna seslenen Pixar yapımlarını göz önüne alırsak…

Aklımıza gelen son örnekler olan ‘Çılgın hırsız 3’, ‘İnanılmaz aile 2’ gibi animasyonlar veya benzeri macera filmleri ilk hedef kitle olarak çocuk seyircileri seçiyor olabilir (ki bu filmlerin genelde dublajlı olarak önümüze gelmesi bu düşünceyi destekliyor!) ancak bu filmlerde yer alan ince espriler, diğer filmlere olan göndermeler, referans almalar, yapımın daha geniş bir kitleyi hedef aldığını kanıtlar nitelikteydi…

Ancak bu hafta sinema salonlarımıza uğrayan ‘Fındıkkıran ve dört diyar’ filminde durum biraz farklı görünüyor. Çünkü bu film, güzel bir görsel dünyaya, rahatça akan bir hikayeye ve önemli oyuncuların varlığına rağmen, son kertede, gerçekten ‘çocuklara göre bir film’ yani bir ‘çocuk filmi’ olarak nitelendirilebilir.

Clara, vaftiz babasıyla ve iki kardeşiyle beraber yaşayan bir genç kızdır. Annesi aralarından oldukça erken bir şekilde ayrılmıştır ve bütün aile bu acı kaybın hala etkisinde olmakla birlikte, ailenin babası, kızlarını bir arada tutmak ve en azından görünürde hayatlarının yolunda gittiğini göstermek kaygısındadır. Clara’nın babası, ona ve kardeşlerine, bir Noel partisine gitmeden önce annelerinin onlar için bıraktığı hediyeleri verir.

 

Clara’ya kalan şey, yumurta şeklindeki bir kutunun içinde bulunan annesinin altın tarağıdır ancak kutu kilitlidir ve anahtarı ortada yoktur… Noel partisi için ailecek gittikleri büyük babalarının malikanesinde, Clara, başka bir dünyaya açılan bir kapı bulur ve bu dünyaya girer. Bu dünyada değişik boyutlarda bulunan üç ülke ve onlara savaş açmış bir başka boyuttaki ülke bulunmaktadır. Clara, bu dünyada, kraliçenin kızı olarak bir prenses gibi görülmektedir ve hem bu çatışmaları önlemek, hem de annesinin bıraktığı kutunun anahtarını bulmak zorundadır…

‘Fındıkkıran….’ klasik şablonlarda şekillenen bir girişten sonra, bizi büyülü bir dünyaya götürüyor ve ilgimizi belli ölçülerde ayakta tutuyor. Film her ne kadar ‘Fındıkkıran balesi’ ve ‘The nutcracker and the Mouse King’ eserlerinin birleşiminden uyarlanmış olsa da, bizde bir tür ‘Alice harikalar diyarında’ izliyormuş hissiyatı uyandırıyor. Aynı şekilde Clara’nın aniden bu diyara girmesiyle bize tanıtılan farelerin Kralı, Zencefil Anne, Çiçekler Ülkesinin Kralı, Karlar ülkesinin Kralı gibi gerçeküstü karakterler belli bir mantık çerçevesinde ve olayların akışına uygun eylemlerde bulunuyorlar ve izlemesi zevkli sekanslar sunuyorlar… Hatta filmin hikayesi içerisinde ufak bir entrika ve bir sürpriz sekansı var ki, daha önce biraz tahmin ettiğimiz halde yine de şaşırtıcı nitelikte…

Ancak bütün bu eğlenceli karakterlere ve göz doldurucu nitelikteki çizilmiş büyülü dünyaya rağmen, hikaye çok güçlü değil, karakterler (genelde) beklendik eylemlerde bulunuyorlar, Clara’nın hikayenin sonunda ulaşacağı noktayı filmin en başından beri tahmin ediyoruz ve filmi daha üst seviyeye taşıyabilecek Morgan Freeman, Helen Mirren gibi oyuncular fazla ufak rollerde ve minimum düzeyde kullanılmış gibi duruyor. Sadece Şeker Perisini oynayan Keira Knightley’in biraz ön plana çıktığını söyleyebiliriz.

Sonuç olarak bu ‘tatlı’ ama ortalama filmin benzerlerinden çok farklı özellikler taşıdığını ve türünde sivrileceğini söylememiz biraz zor… Kuşkusuz çocuk sinemaseverler filmden keyif alacaktır ama filmin yönetmenleri ve senaryo bir tık daha üst seviyeye çıkabilseydi, sonuç yetişkin seyirciler için de daha zevkli bir sinema deneyimi olacaktı…

Yönetmenler: Lasse Hallström, Joe Johnston

Oyuncular: Mackenzie Foy, Keira Knightley, Matthew MacFayden, Helen Mirren, Morgan Freeman, Richard E. Grant, Miranda Hart

Ülke: ABD

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here