Hamnet

Hamlet ya da Hamnet, farketmiyor!

Son yılların en iyi çekilmiş, oynanmış, akıllarda kalacak, dönem filmi, üstelik edebiyat ve tiyatro da içeriyor

OrtaKoltuk Puanı:

 

Erkekler kızmasın ama kadın duyarlılığını sonuna kadar hissettiğim bir film oldu Hamnet! Hamnet aslında Hamlet, ama sözlükte iki türlü de yazılabiliyormuş, böylece daha adıyla dikkatimizi çekiyor, farklı bir film olacağına ilişkin. Ama gel de bunu yeni nesil teknolojik aletlere anlat, yanlış yazdım diye uyarıyor beni sürekli. Ben de şaşırdım başta ama bu Hamnet, bildiğin Hamlet,  kadınlar değişiklik sever ve önemli bütün imzalarda bir kadına rastladığımız ve kahramanının da bence William değil, Agnes olduğu filmin yönetmeni bir kadın: Chloe Zhao. Senaryosunu Maggie O’Farrel ile ortaklaşa kaleme almışlar, yani iki kadının yazdığı, bir kadının yönettiği film. Film William Shakespeare biyografisi gibi algılanabilirse de aslında perdede Willie’den çok Agnes’i izliyoruz. Yani onun sıra dışı karısını. Ve kalabalık yapımcılar arasında da beş kadın ismi saydım ki biri yine Chloe Zhao. Chloe, bu filme sadece aklını, yeteneğini değil, elini, ruhunu, bedenini koymuş anlaşılan ve bunu da bize öyle güzel geçiriyor ki, çocukluğumdan beri ilk kez burnumu çeke çeke ağladım bir filmde. Ki takdir edersiniz, haftada en az üç film seyrettiğim oluyor!

Çinli Yönetmenin ustalık işi

ABD-Birleşik Krallık ortak yapımı olan filmin en önemli ismi olan Chloe de Çinli! 40’lı yaşlarında olan Chloe’nin parlak bir eğitimi ve kariyer geçmişi yanında pek çok ödülü de var ve muhtemelen bu filmiyle yenilerini kazanacak!

Hafta sonu vizyona girecek film hakkında her zamanki gibi mümkün olduğu kadar az spoiler vererek yazacağım çünkü o duyguları sizin de yaşamanızı istiyorum. Hamnet, 1500’lü yıllarda İngiltere’de geçen bir dönem filmi; Willie, bildiğimiz William Shaeskespeare. Tabii ki filmin başında kimse onun ne kadar ünlü bir tiyatrocu olacağını bilmiyor. Kırsal bölgede, ormanın içinde yaşayan ailesi içinde latince ve edebiyat öğretmeni olduğu için işe yaramayan erkek çocuk olarak görülüyor ve kocaman adam olduğu halde hala babasından şamarı yiyebiliyor.

Sıra dışı aşk

William, ilk görüşte aşık olduğu Agnes’le hiç vakit kaybetmeden sözlenip üstüne de seviştiği için her iki ailenin de karşı çıkmasına karşın, kız hamile kaldığından hemen evleniyorlar. Agnes, 1500’lü yılların koşulları içinde doğa sevgisi yüksek, yalnız kalmaktan hoşlanan ve çıplak ayak ormanda dolaşıp şahin besleyen bir genç kız olduğundan bir tür orman cadısı olarak görülmekte. Çok küçük yaşında kaybettiği annesi gibi davrandığı için Orman cadısının kızı diye adlandırılıyor. Film boyunca kendisini aynı kırmızı elbisesi, hiç taranmamış saçları, yönetmenin sıkça gösterdiği, kirli tırnakları ve kendisine pek yakışan yamuk gülümsemesi ile izliyoruz. Oysa o, otlarla yaptığı ilaçlarla çocuklarını iyileştirmeye çalışman zamanının aktivisti.

Ormanda doğum

Agnes’i canlandıran Jessie Buckley’in bu yıl Oscar alması bekleniyor, ormandaki kendi başına doğum sahnesi, çocuklarına olan bağlılığı ve kocasını sahnede izlerken yüzündeki duygu geçişlerini izleyiciye de geçirmekte çok başarılı. İşte o sahnelerde şıpır şıpır göz yaşı döküyorsunuz.

Yalnız diğerlerine haksızlık etmemeli; Jessie Buckley ne kadar başarılıysa masmavi gözleriyle aktardığı sevgiyle yürek titreten Paul Mescal de Willie rolünde ona yakın başarıda. Ya çocuklar? Küçük Hamnet rolünde Jacobie? Muhteşem.  

Filmde alkışlanması gereken bir diğer başarı da dönem filmindeki atmosferin bu kadar iyi yaratılmış olması. Hele Hamlet’in oynandığı sahnede 1600’lü yıllardaki tiyatro sahnesini, seyircileri ve oyuncuları izleyebilmek, sanki o döneme ışınlanmış gibi hissetmek de büyük heyecan yaratıyor.

Edebiyata ve sanata ilgi duyan herkesin ezbere bildiği replikler, Hamlet’in o ünlü sözü “Olmak ya da olmamak, İşte bütün mesele bu” repliğini Willie’nin nehir kenarında söylemesi de beni çok heyecanlandırdı. 500 küsur yıllık bir edebiyatçının hala unutulmayan eserini ve sözcüklerini nasıl yazdığına tanıklık ettirmek sinemanın başarısı.

İki saati aşkın sürede su içmeyi bile unutarak, kah ağlayıp kah gülümseyerek, nefessiz izlediğim bir film için size kısaca bir tek şey söyleyebilirim, mutlaka izleyin. İnsan hep aynı insan. İkili ilişkiler hangi çağda, hangi ülkede olursa olsun aşağı yukarı hep aynı. Çocuklara bakan kadın ve ideallerinin peşinde koşan koca. Babaya duyulan özlem ve annenin hep sizin için çırpınması. Başarı için gece gündüz çalışmak ve aileden, sevgiliden, her şeyden vazgeçmek! Ve ölümsüzlük: Olmak ya da Olmamak, İşte bütün mesele bu. Varsa içinizde yetenek, her şeyi silmek ve olmak gerek. Tarihe geçmek için.

Yönetmen : Chloé Zhaho

Senaryo : Maggie O’Farrell, Chloé Zhaho

Görüntü Yönetmeni : Lukasz Zal

Müzik : Max Richter

Kurgu : Alfonso Gonçalves, Chloé Zhao

Oynayanlar : Jessie Buckley, Paul Mescal, Zac Wishart, Joe Alwin, Justine Mitchell, Emily Watson

İngiltere-ABD / Dram / 120 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz