Hayat

Mars’tan gelen yeni tehlike

İsveçli yönetmen Daniel Espinosa’nın “Hayat” bilimkurgusu, uzay istasyonunda büyüyen yaratığın dehşetini korku sinemasının ürkütücü anlatımıyla yansıtıyor. Film, bilimkurgu tutkunlarını büyüleyecek.

Dünya’dan birkaç yüz kilometre uzakta uzay boşluğunda inşa edilmiş Uluslararası Uzay İstasyonu’nda altı astronotun başı, Mars’tan deney için getirilen toprağın içinde uykuya dalmış tek hücreli gibi görünen şey heyecan yaratıyor. Dünyada da. Bu yaratığa dünyalı bir çocuk “Calvin” adını veriyor. Uzay istasyonunda Amerikalı, İngiliz, Japon beş astronotla beraber bir de Rus kozmonot görev yapıyor. Amerikalı Doktor David Jordan iki yılı aşkındır bu istasyonda yaşıyor ve dünyayı, yeşillikleri, kuşları özlememiş. Dünyadaki sekiz milyar pislikten uzak uzay boşluğunda mutlu. Diğer Amerikalı astronot Roy “Rory” Adams, istasyondaki tek esprili insan. İngiliz Miranda North da doktor. İstasyonun deneycisi siyahi İngiliz astronot Hugh Derry, çocukluğundan beri hiç yürüyememiş. Japon Sho Kendo da ekibin bir parçası. İstasyonda Rus kozmonot Katerina “Kat” Golovkin de istasyonda bu mürettebata komuta ediyor. İşte bu altı insan masumca uykudan uyanan ve dünya dışında ilk canlı olduğu için heyecan yaratan şey, oksijen ve yiyecek bulduğunda tuhaf bir ahtapota dönüşüyor yaratık.

Zeki ve hızlı…

Yaratık Calvin zeki ve hızlı. İnsanların olduğu yerde oksijenin olduğunu biliyor. Yiyeceğin de. Hugh’u deney odasından kurtaran Rory’nin ağzından içine giren Calvin, kanın ve iç organlarının tadını alıyor. Her beslendiğinde biraz daha büyüyen Calvin’le astronotlar arasında yaşamla ölüm arasında mücadele de başlıyor. Komutan Kat, Calvin’i kapsüle hapsedip uzayın derinliğine gönderme çabası da işe yaramıyor. Bu savaşta hangi zeka kazanacaktı? İnsanınki mi, yoksa yaratığınki mi? Şili kökenli İsveçli yönetmen Daniel Espinosa, filminde bu dehşet yüklü zeka oyununda gerilimi yükselterek merak duygusunu finale kadar taşıyor. Bu zeki, hızlı ve güçlü yaratık dünyaya gelebilirse ne olurdu? İnsanları dehşete düşürürdü. Geniş final bölümü sinema perdesinde yaşanmalı!

Miranda ve David arasında sıcaklık da fark ediliyor. Belki de aşk doğacaktı. Bu yaratık olmasaydı her şey daha başka mı olurdu? David, burayı, bu sonsuz uzayı kendi yurdu gibi hissediyor. İnsanlardan da çok uzaklardaydı üstelik. David, dünyayı ve insanları neden sevmiyordu? Yönetmen pek fazla ipucu vermiyor. David’in baba takıntısı da yok. Babasını saygıyla anıyor. Belki de bu istasyonda uzayın derinliği ona huzur ve güven veriyor.

Mars korkusu…

1977 doğumlu yönetmen Espinosa, ülkemizde 2012 yapımı “Safe House-Düşmanı Korurken” ve 2015 yapımı “Child 44-44. Çocuk” filmleriyle biliniyor. 2017 yapımı sinemaskop “Life-Hayat”  bilimkurgusunda, gerilim ve korkuyu uzayda yaşatıyor. Amerikalıların, öncelikle Hollywood’un uzaylılarla, özellikle Marslılarla ezelden gelen bir mücadelesi var. Mars, Roma mitolojisinde savaş tanrısıydı.  Öte taraftan İngiliz yazar H. G. Wells’in 1898’de yayınlanan bilimkurgu romanı da var. Bu bilimkurgu romanı ülkemizde en son 2013’te İthaki Yayınları’ndan çıkmıştı. Büyük sinemacı Orson Welles de daha film çekmeden önce Wells’in bu romanını radyoya uyarlamıştı. 1938 yılında Amerikalılar, Marslılar dünyayı istila ediyor diye endişeye düşürmüştü. Hollywood, uzaylılar ve Marslılar korkusundan iyi faydalandı hep. Yönetmen Espinosa’nın “Hayat” filminde de aynı korku var. “Hayat” filminin görselliği de çarpıcı. İnsan kendini istasyonda hissediyor. Hatta uzayın derinliklerinde..

Hayat (Life)

Yönetmen: Daniel Espinosa
Senaryo: Rhett Reese-Paul Wernick
Müzik: Jon Ekstrand
Görüntü: Seamus McGarvey
Oyuncular:  Jake Gyllenhaal (David), Rebecca Ferguson (Miranda),
Ryan Reynolds (Roy), Hiroyuki Sanada (Sho), Ariyon Bakare (Hugh),
Olga Dihovichnaya (Katerina), Alexandre Nguyen (Balıkçı 1),
Hiu Woong-Sin (Balıkçı 2)
Yapım: Columbia-Skydance (2017)
Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here