KARA PANTER

SİYAHİLERİN KÜLTÜRÜNE GÖRKEMLİ BİR ARMAĞAN..

(Black Panther)/ Yönetmen: Ryan Coogler/ Senaryo: R. Coogler, Joe Robert Cole/ Görüntü: Rachel Morrison/Müzik: Ludwig Göransson/ Oyuncular: Chadwick Boseman, Michael B. Jordan, Lupita Nyong’o, Danai Gurira, Martin Freeman, Daniel Kaluuya, Forrest Whitaker, Letitia Wright, Angela Bassett, Winston Duke, Andy Serkis, John Kani, İsaach de Bancole/ Yapım: Marvel Studios-Disney Films

   Marvel Comics yine gösterişli, cilalı bir filmle dönüyor. Efsanevi Stan Lee-Jack Kirby ikilisinin yarattığı kahramanlarla…

   Ama bu kez temel bir fark var. O da şu: tüm olaylar ve hemen tüm kahramanlar siyah ırktan geliyor. Ve böylece film bu ırkın geçmişine, kültürüne ve değerlerine görkemli bir saygı duruşu niteliği alıyor.

   Çok eski çağlarda, Afrika’nın kara halkı dört gruba bölünmüştür. Sonradan biraraya gelirler: biri dışında…Ve kıtadaki o büyülü ve zengin Wakanda kentini layık olduğu zenginliğe eriştirmeye çabalarlar.

   Sonra olaylar- tüm kendini bilen bilim-kurgular gibi- günümüze gelir: ABD’nin Oakland yöresine…Orada patlayan bir aile kavgası, aslında ırkın zengin mirasının son temsilcileri arasında gelişmiştir. Ardında bir ölü ve kayıp bir çocuk bırakarak…Ve bu kavga tüm kara ırkın kaderini tayin edebilecek güçtedir.

  Marvel Comics’den son yıllarda gelen en özgün ve olasılıkla en güçlü film….Öncelikle malzeme çok yeni, o ölçüde de çarpıcı. Afrika’da başlayıp ABD’ye geçen, arada Güney Kore’ye de uğrayan olayların tüm kişileri –siyahın dışında- öylesine renkli ve temsil ettikleri kültür öylesine çarpıcı ve giderek öğretici ki..

   Wakanda’nın gücü aslında vibranyum adlı bir maddeden geliyor (imiş!). O düşsel yerleşim perdede görkemli bir görsellikle sunuluyor. O şelaleler dizisini, o tüm kahramanların sıra durduğu kat kat yükselen falezleri, o duru gölleri anlatmaya söz bulunamaz. Bunların hangisi gerçek, hangisi teknolojiyle yaratılmış, anlamak mümkün değil.

  Üstelik bu zengin görsellik ve dur-durak bilmeyen bir tempoyla sunulan aksiyonun gerisinde başka şeyler de var.

   Örneğin eski trajedilerden Shakespeare’e uzanan aile ilişkileri. Babası ölünce cemaatin krallığını yüklenen T’Challa karşısında amca oğlu Killmonger’i mi bulacaktır? Baba-amca ilişkilerinin acıklı sırrı onların da arasını mı açacaktır? Hem de ölümcül bir savaşım biçiminde?

   Örneğin o şaşırtıcı feminizm. Siyahi kadınların hepsi ne denli güçlüdür…General Okoye’den casus Nakia’ya…Ve de kız kardeş Shuri’ye…

   Ve de o etkileyici politik arka plan. Son hesaplaşmasını ABD’de yapan bu insanlar, sonunda yine Amerika’ya muhtaç olacaktır. Gerçi kötülerin kötüsü silah tüccarı Klaue de bir beyaz Amerikalıdır. Ama ya CİA görevlisi Ross? Olaya öylesine karışır ki, sonunda T’Challa’nın sağ kolu ve neredeyse kurtarıcısı olup çıkar. Hiç CİA’siz olur mu?

   Üstelik o rol uzun zamandır ortalarda gözükmeyen çok sempatik bir oyuncuya verilmiştir: Martin Freeman…Bu da yine ABD’ye bir kıyak değil mi?

   Ama aslında bu ABD yapımı filmin kendisi o kültüre öylesine bir armağan ki….Sanki siyahilere yapılan bir büyük jest. Bunun yanında CİA olayı ya da herkesin -birkaç diyalog dışında- İngilizce konuşması da şaşırtıcı değil!….

  Kendisi de karaderili olan ve daha önce Fruitvale Station- Son Durak ve Creed- Efsanenin Doğuşu gibi iki ilginç film yapan yönetmen Ryan Coogler gerçekten birinci sınıf bir iş çıkarmış. Bu görüntü yönetmeni Rachel Morrison için de söylenebilir: kendisi sinema tarihinde görüntü dalında Oscar’a aday olan ilk hanımdır! (önceki bir filmiyle).

     Oyunculuk da üst düzeyde. Hele çoğu yeni olan o siyahiler…İki rakip liderde Chadwick Boseman ve Michael B. Jordan çok ikna edici. Jordan daha avantajlı, çünkü kötü adamı oynuyor. Ama öyle iyi oynuyor ki…W’Kabie’de bu yıl Kapan’la Oscar adayı olan Daniel Kaluuya, kadınlardaysa Nakia’ya da artık tanınan Lupita Nyong’o süper.

     Kimi eskiler de var. Martin Freeman’ın yanısıra Forrest Whitaker ve de unutulmaz Angel Bassett. Onu izlerken ne denli özlediğimizi hissettim. Ayrıca birçok ünlü filmde kılık değiştiren ve asıl yüzünü hemen hiç göstermeyen Andy Serkis de Klaue’de oyunculuğunu kanıtlıyor.

   Sonuç olarak, türünün en iyi örneklerinden bir film….

Film notum:

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here