Modi : Deliliğin Kanadında Üç Gün / Modi: Three Days on the Wing of Madness

Sanatçı değil, bir serseri izledik!

Film, mekan ve zaman yaratımı konusunda ne kadar başarılıysa, Modigliani’nin ruh halini yansıtırken onun kavgacılığı nasıl canlı izleniyorsa, yaratıcılığına da o kadar uzak duruyor, hatta o konuya hemen hiç girilmiyor. Sonunda seyirci hüznü ve öfkesi olan bir sanatçı değil, o öfkeyi dışarı yansıtan bir serseri, hadi daha kibar olalım, bohem bir sanatçı izliyor.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Modiglianihüzünlü kadın portreleri ile en sevdiğim ressamlardan biridir. 19. Yüzyıl sonu, 20. yy başında Paris Montparnasse’da yaşamış İtalyan asıllı sanatçının yaşamını ve kişiliğini anlatan film, macera filmleriyle tanıdığımız aktör Johnny Depp’in yönetmenliğe soyunup da çekmesinin altında yatan motivasyon için sevgili dostu Al Pacino’nun heveslendirmesi diye bahsediliyor. Hatta o kadar ki film neredeyse bir Johnny Depp, Al Pacino filmi olarak lanse ediliyor ama biz ünlü aktörü filmin son sahnelerinde Maurice Gangnat rolünde birkaç dakika izliyoruz, öylesine ağır bir makyaj altındaki tanıyamadım bile! Peki onu niye böyle bir işe soyundurmuş, orasını henüz bilmiyorum. Zaten amacım öncesini değil, filmi anlatmak.

Sanat şehri Paris

Paris’i gezen görmüş olan herkes o heyecanı bilir, hisseder: Paris’in hele başta filmin de geçtiği Montparnasse, hatta Montmartre gibi bazı semtleri bir açık sanat atölyesi gibidir. Sokakları guaj boya kokar, her köşe başında meşhur olmamış bir ressam tuvalinin başında resim yapar. Sizin de içinizden bir fırça ve palet alıp bir şeyler çiziktirmek gelir. Pek çok yerde müzeler, galeriler, sanat eseri satan butikler vardır ve içinde sanat heyecanı taşıyan her eli fırça tutan da bir gün meşhur olma hevesiyle Paris’in yolunu tutar. Ne yazık ki içlerinden pek azı bunu yaşarken tadar: çoğu ancak ölümünden sonra ünlenir ve eserleri büyük paralara satılır, o güne kadar, ki içlerinde Fikret Mualla, Abidin Dino gibi bizim ressamlarımız da var, peçetelere çizdikleri resimleri bırakarak lokantalarda yemek ve içki paralarını öder.

Tarihe götüren bir atmosfer

Bu atmosferi, hele 1917’de Birinci Dünya Savaşı’nın top sesleri duyulur ve cepheden ölüler getirilirken Montparnasse’ın sisli gecelerinde izlemek elbette çok heyecan verici. Ve Johnny Depp ve ekibi, filmin en başarılı yönlerinden birini, iki savaş arasındaki Paris’in o günün atmosferini çok güzel canlandırmış ama Modigliani’yi yaşadığı dönemden hayli geri bir tarihe götürerek. Bu tarihle oynanması sorunu da Fransa’da özellikle çok hissedildiğinden eleştiriler de ağır olmuş. Oysa filmdeki dönem söz konusuysa dekor, kıyafetler, kişiler, olaylar, Paris’in bohem hayatını tarihin içinden çıkarıp günümüze taşıyor. Filmin bitiminde dakikalarca akan prodüktörler listesi sayesinde olmalı bu!

Sanat yönü zayıf

Bu tarihi dekor içinde seyirci Modi, yani Modigliani’yi, sanatını yaratma sürecinde, onun heyecanları içinde değil de, sokakta içerken, kavga ederken, öksürüp tıksırırken, kendisi gibi aslen sanatçı ama serseri gibi görünen arkadaşlarıyla özür dilerim, duvarlara işerken izliyorModi, kızgın, inatçı, hırslı, edepsiz, kavgacı bir karakter olarak çizilir ama o naif ve hüzünlü, dokunsan dağılacak kadar duygulu kadın ve erkek portrelerini nasıl yaptığı, nasıl yarattığı konusunda bir şey izlemeyiz. Hele Modigliani’nin sanki günümüz modern resmine, sanata hiç katkısı olmamıştır, sanki bir sanat dehası değildir de sıradan bir sokak ressamıdır gibi bir yorum da yok değil.  

Film, mekan ve zaman yaratımı konusunda ne kadar başarılıysa, sanatçının ruh halini yansıtırken onun kavgacılığı nasıl canlı izleniyorsa da yaratıcılığına ve çağdaş sanata katkısına nedense ve neredeyse hemen hiç girilmiyor.

Ne zaman resim yapıyor?

Tek izleyebildiğimiz sahne, sevgilisinin yataktaki pozunu resmederken ki sahne, ki maalesef o da o kadar kısa ki, bir şipşak fotoğrafçısı bile vesikalık çekmek için ondan fazla zaman harcıyor! Johnny Depp, baş karakterinin kavga sahnelerine resmini yarattığından fazla zaman ve içerik ayırmış nedense!

Böylece biz karşımızda, sürekli kavga çıkaran, öfkeli, ayyaş, kan tükürecek kadar hasta ama tedavi olmayan, hatta kesik eline batmış cam parçasıyla aldırmadan dolaşan bir serseri izliyoruz, ama o son sahnelere kadar resmini ve sanatını savunan bir sanatçı değil. En büyük eleştirim bu. Tabii bu karakteri başarıyla canlandıran Riccardo Scamarcio’nun bunda hiç suçu yok, ne denirse onu yapmış!

O çağda modern bir kadın?

İkinci eleştirim ise sevgilisi Jeanne Hebuterne’e çizilen karaktere. Sanat eleştirmeni olan Jeanne, hem görünüşü, hem giyinişi, hem karakteri ve davranışları göz önüne alındığında 18. Yy da yaşayan bir Fransız kadını değil, olsa olsa günümüzde Vogue dergisinde sanat yazıp kendini kabul ettirmeye çalışan bir NewYorker! Bu kadar mı güncel bir kadın imajı çizer, hal, davranış ve kafa yapısı olarak?

Modi’nin arkadaşları

Filmin diğer önemli karakterleri olan iki sanatçı, Soutine ve Utrillo abartılmış olsalar da güzel iş çıkarıyor. Hele Utrillo’nun bir sığır parçasını alıp sinekler havada uçuşur ve kokudan durulmazken onun resmini yapmaya çalışması müthişti. Soutine ise savaşa gitmek için çok çırpındı ama sanatoryuma yatırılması gereken bir hasta olduğu için ordudan kaçıp Montmartre’a geri döndü.

Bunları anlattıkça spoiler verdiğimin farkına varıp burada kesiyorum ama birçok sahnede kahkahalar atıp bazılarında hüzünleniyor ve son sahnelerde Hayır Yapma! diye bağıracak kadar kendinizden geçiyorsunuz. Çünkü şimdi olduğu gibi, o yıllarda da koleksiyonerler, sanat simsarları ve galericiler, sanatçıları kazıklamakla meşgul!  

İzlenir mi? İzlenir. Ama macera filmlerinde, kancalı korsanı siyah sürmeli gözleriyle oynayan bir korsan olarak hatırladığımız Johnny Depp’den bir Fransız sanat filmi beklemek hayalcilik olur. Biraz tarihi atmosfer, biraz komedi, biraz hüzün, biraz aksiyon karışımı bir izlencelik olmuş. Buna da şükür.

Yönetmen : Johnny Depp

Senaryo : Jerzy Kromolowski, Mary Olson-Kromolowski

Görüntü Yönetmeni : Nicola Pecorini, Deriusz Wolski

Kurgu : Mark Davies

Müzik : Sacha Puttnam

Oyuncular : Riccardo Scamarcio, Al Pacino, Antonia Desplat

İngiltere-ABD-İtalya / Dram-Komedi / 109 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz