Kopenhag’da Bir Aşk Hikayesi
Evlat sahibi olma arzusunun inanılmaz mücadelesi
Kimse, 1970 yılında çevrilen ve hala izlenen, her izlemede insanı etkileyen Ali Mac Graw ve Ryan O’Neal’in başrolünü paylaştıkları “Aşk Hikayesi” gibi bir aşk beklemesin bu hikayede. İnsan ruhuna hitap etmeyen; daha ziyade pornagrafiye dayanan günümüz aşkları hikaye olma özelliklerini ta başından yitiriyor. Başlangıçta kof bir film gibi görünen “Kopenhag’da Bir Aşk Hikayesi” devamında başka bir karaktere bürünüyor, evlat sahibi olma arzusunun inanılmaz mücadelesi ile film seyredilir hale geliyor…
Yönetmenliğini Louise Miertz ve Ditte Hansen’in yaptığı, orjinal adı “Sult” olan Danimarka filmi 26 Şubat tarihiyle Netflix’te gösterilmeye başladı. Filmin ilk 15 dakikasını zor izledim fakat izlemeyi bırakmadım çünkü az-çok Kuzey Avrupa filmlerini tanıdığımdan filmin böyle boş devam etmeyeceğini tahmin ediyordum. Nitekim film aşk olmaktan çıkıp başka bir hikayeye doğru yola çıktı. Bu hikayenin kahramanı yalnızca Mia değil binlerce kadındı aslında. Bu kadınların çocuk sahibi olmak için ne acılardan ve zorlu yollardan geçtiğini görüyor empati kuruyorsunuz…
AŞK HİKAYELERİNİN YAZARI MİA
Mia, (Rosalinde Mynster) otuzlu yaşlarda genç ve başarılı bir yazardır. (Daha doğrusu popüler bir yazardır, romanlarında derinlik olmadığını tanıtım ve imza günlerindeki okuma ve konuşmalardan anlıyoruz.) Kişisel yaşamında kendinden genç erkeklerle takılıp günübirlik ilişkiler yaşayan Mia yeni çıkan “Zoru Başardım” adlı romanında Rebecca adlı kahramanının aşk ile mücadelesini anlatır, “Rebecca nasıl aşık olunacağını biliyordu ama birinin sevgilisi olmayı bilmiyordu…” Roman kahramanı kendisinden başkası da değildir zaten, ilerleyen bölümlerden göreceğiz ki hep kendi yaşadıklarını yazacaktır. Bu kitabın tanıtım kutlamasında çok yakın arkadaşı Gro, üst kat komşusu Emil (Joachim Fjeltstrup) ile Mia’yı tanıştırır. Emil, eşinden yeni ayrılmış, iki çocuğu olan heykeltraştır. Aralarında çekim oluşur, Mia ilk defa kendinden büyük olan biriyle aşk yaşamaya başlar. Emil’in iki çocuğu vardır ama Mia da çocuk sahibi olmak ister…
Film de bundan sonra başlar, çocuk sahibi olmak kolay olmayacaktır. Normal yollardan çocuk sahibi olamayacağını anlayan çift tüp bebek deneyine başvuracaklar. Bu stresli ve zor süreç ilişkilerini de etkilyecektir…
Film, modern ilişkilerin de fotoğrafını çekiyor. Danimarka gibi gelişmiş bir ülkede eşcinsel kişiler evlenme ve birlikte yaşama hakları sahip. Mia’anın kardeşi de bunlardan biridir, sevgilisi Mehmet adında bir Türktür. Mia her başı sıkıştığında kardeşinin kapısını çalar…
Filmde derin bir aşk olduğu söylenemez, Kimse, 1970 yılında çevrilen ve hala izlenen, her izlemede insanı etkileyen Ali Mac Graw ve Ryan O’Neal’in başrolünü paylaştıkları “Aşk Hikayesi” gibi bir aşk beklemesin bu hikayede. İnsan ruhuna hitap etmeyen; daha ziyade pornagrafiye dayanan günümüz aşkları hikaye olma özelliklerini ta başından yitiriyor. Başlangıçta kof bir film gibi görünen “Kopenhag’da Bir Aşk Hikayesi” devamında başka bir karaktere bürünüyor, evlat sahibi olma arzusunun inanılmaz mücadelesi ile film seyredilir hale geliyor…
Yönetmen / Senaryo : Ditte Hansen, Louise Mieritz
Görüntü Yönetmeni : Mia Mai Dengsø Graabæk
Kurgu : Viola Frederikke Lindkvist Hjorth, Peter Winther
Müzik : Jomi Massage
Oyuncular : Joachim Fjelstrup, Rosalinde Mynster, Anders W. Berthelsen, Bahar Pars, Magnus Millang, Sarah Juel Werner, Mille Lehfeldt, Youssef Wayne
Danimarka / Romantik-Dram / 105 Dk.