Klişe öldürür…

Irkçılık kötüdür. Amerikan polisi, özellikle siyahlara karşı gerçekten ırkçı ve gaddar davranır. Doğru. O nedenle de olaylar ne durur ne de azalır. Hemen her gün bir incir çekirdeğini doldurmayacak sebepten insanlar öldürülür, ayaklanır ve sorun yaşanır.

Amerikan sineması, genel çerçevede Hollywood bu konunun çevresinden epey bir ekmek yemiştir. Öykünün ana ekseni itibarıyla insanların ilgisini çeker bu durum. Irkçılık karşıtı olarak izleyicinin de desteğini alır filmler. Ancak bir süre sonra bu klişeleşmeye başlar. Hemen hiçbir anlamı kalmaz. Kanıksadığınız için de siyah beyaz çatışmasına bile dönüp bakmazsınız bile.

Klişenin dibi…

Genç ve başarılı (olduğunu söyleyen) avukat kadın ile ne iş yaptığını, nereden gelip nereye gittiğini bilmediğimiz iki genç siyahi, romantik bir akşam yaşayacaklarken önyargılı, kötücül ve ırkçılığı yüzünden okunan bir polis tarafından çevrilirler. Çıkan kavga sonunda avukat polisi öldürür. Bir yanıyla nefsi müdafaa sayılabilir, bir yanıyla da hak etti faşist polis denilebilir.

İki genç doğal olarak kaçar. …ve klişe başlar. Her gittikleri yerde kılık değiştirmiş, tıraş olmuş olmalarına rağmen tanınırlar. Her gittikleri yerde onlardan kaynaklanan gelişmelerle çeşitli gösteriler yapılmaktadır ve birileri onlardan yana olur. Niyesi, nedeni, nasılı olmaksızın kaçmayı sürdürürler. Polis de peşlerindedir. Nereden bilir, nasıl anlar muamma. Kimliklerini, paralarını bıraktıkları arabalarını terk ederler, bir şekilde yollarına devam ederler yine de. Siyah beyaz ayrımı yaşamın her anında, her alanında belirleyici derecededir, ama bu kadar da kör parmağım kör gözüne değil…

Amaçları Küba’ya kaçmaktır. Burada Küba’nın kaçılması gereken bir yer olmasından çok, siyasal bir hedef olduğunu düşündürdü film. Küba’da katiller ve kaçaklar vardır ya da Küba onların tek sığınağıdır. Bu da bir diğer Amerikan klişesi. Günlerce yol alırlar… Florida’da verilen adrese gidecek ve bir uçakla kaçırılacaklardır. Ancak bulmaları gereken kişi daha yoldayken onları bulur ve satar. Filmin sadece burası ters yatırıyor insanı. Üfff, bitsin artık diye izlemişseniz eğer adamın onları sattığını fark etmiyorsunuz. Gerçi o denli belirleyici de değil, çünkü sonradan “haa, şöyle oldu, telefonda nasıl hızla karar değişti” diyo kendinize o açıklamayı da yapıyorsunuz.

Queen&Slim, uyarlama da olsa klişeden kurtulamamanın sıkıntısını yaşatıyor.

Yönetmen : Melina Matsoukas

Senaryo : Lena Waithe

Görüntü Yönetmeni : Tat Radcliffe

Müzik : Devonte Hynes

Oyuncular : Daniel Kaluuya, Jodie Turner-Smith, Bokeem Woodbine, Chloë Sevigny, Flea, Indya Moore, Benito Martinez, Jahi Di’Allo Winston

ABD / Gerilim-Dram / 132 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here