Small Axe 5 : “Education / Eğitim”

Steve McQueen’in Small Axe dizisinin son filmi “Education/ Eğitim” yarı otobiyografik öyküsüyle serinin en kişisel ve en dokunaklı filmi.

Yumuşacık anlatım tarzına karşın “Education”, İngiliz yerel yönetimlerinin eğitim politikalarının, beyaz olmayan çocukları bilinçli olarak ikincil görmesinin onlara nasıl zarar verdiğini gösteren tokat gibi sert bir film.

12 yaşındaki Kingsley (Kenyah Sandy),akıllı, neşeli, astronot olarak yıldızlara gitmeyi düşleyen sevimli bir erkek çocuk. Parlak zekâsına karşın, okumakta güçlük çeken Kingsley, ilgisiz eğitmenlerinden hiç destek görmez, hatta beyaz çocuklarda göz yumulan ufak tefek olaylarda aşırı tepki görür. Okurken takıldığında İngilizce öğretmeni ona aşağılayıcı bir tonlamayla “mankafa” der; kurallara ufak bir aykırı davranış müzik hocasının onu itip kakarak sınıftan kovmasına sebep olur. Okulun suratsız müdürü (Adrian Rawlins) annesini (Sharlene Whyte) çağırıp IQ testi puanını çok düşük olduğunu ve her gün onun gibi özel gereksinimi olan çocukların gittiği bir okula gönderileceğini söylediğinde kadın itiraz etse de, müdür kesinlikle kararında ısrar eder.Kingsley, gittiği okulda, beceriksiz ve umursamaz eğitmenlerin, çoğu zekâ özürlü öğrencileri kendi hallerine bıraktıkları, yönetilemeyen ve hiçbir şey öğrenilemeyen bir ortamla karşılaşır.

 

Birkaç işte çalışan, devamlı yorgun annesine durumu bir türlü anlatamayınca hiçbir şey yapmadan sıkıntılı ve uykulu saatler geçirmeyi kabullenir. Kötü davranışlar, karalamalar, yeni okulunda öğle tatilinde ne yapacağını sorduğunda bir öğretmenin aşağılık ırkçı cevabı aysbergin görünen ucudur. Asıl sorun o dönem İngiltere’ sinde ırkçılığın fiilen kurumlaşmış olmasıdır. Bu güçlü ayırımcılığın karşısında, donanımsız göçmen toplumu çaresiz kalır.

Birinci kuşak muhacirler olarak Kingsley’in anne ve babası (Daniel Francis) tabii ki oğulları için daha iyi bir yaşam isterler ama koşullar, eve ekmek getirmek için çalıştıkları sıradan işler onları devamlı engeller. Oğullarının neler yaşadığını incelemek ya da sorgulamak için zamanları da olmadığından sistemin çocuklarını önemseyeceğini umut etmekten başka çareleri yoktur. Eğitim sisteminin göçmen çocuklarını harcamasını engelleme çabası içindeki eski politikacı Lydia (Josette Simon) kapılarına dayanıp oğullarının gönderildiği okulun “özel gereksinimli” değil, “normal altı” çocuklar için olduğunu anlattığında mücadeleye girecek güçleri olup olmadığından emin olmadıkları gibi, onları zaten dışlamaya hazır bir sistemi de karşılarına almaktan çekinirler.

Anne, Lydia’nın bir toplantısına gidip, kendisininki gibi çocukları olan ebeveynlerin anlattığı, dehşet verici öyküleri duyduğunda Kigsley’i o okuldan kurtaramazlarsa çocuğun tamamen kayıp bir kuşağa ait olacağını anlar. Oğlanın ablası, çocuğun durumunun düzeltilmesini istemeye özgürlükleri ve hakları olduğunu söyleyerek babayı da ikna edince, Lydia’nın desteğiyle bir çözüm arayışına girerler.

Filmin olağanüstü güzellikte finalinin tadını kaçırmamak için anlatıyı burada keserek sadece tüm diziyi bir umut esintisi ile bitirdiğini söylemekle yetineceğim.

En başta da belirttiğim gibi, duygu yüklü anlatımına, başta ışıl ışıl gözleriyle Kenyah Sandy olmak üzere tüm ekibin parlak oyunculuğuna karşın, “Education” kan dondurucu derecede ürkünç bir öykü anlatıyor.

Filmdeki eğitim sistemi Siyah göçmen çocukların, öğrenememeleri, başarısız olmaları için oluşturulmuş. Aile ortamında zaten “British” İngilizceye pek ulaşamayan bu çocuklar, onları ikincil gören isteksiz ve ilgisiz eğitmenler yüzünden doğru dürüst okumayı öğrenemiyorlar.

Lydia’nın toplantısında yaşlı bir adam “ben okuma yazma bilmiyorum, hiç öğrenmedim ama, 12 yıl okuyan torunum da okuyamıyor” diyor. Okuduğunu ya zar zor ya da hiç anlamayan bir çocuk IQ testine tabi tutulduğunda çok düşük puanlar alması doğal. İkiyüzlü sistem hiçbir vicdani sorumluluk duymadan bu göreceli başarısızlığı kullanarak, bu çocukları “normal altı” olarak damgalayabiliyor. Tüyler ürpertici değil mi?! Filmde beterin beterini de görüyoruz. Müdür “size iyi bir haberim var” diyerek ve “özel gereksinim” gibi bir safsatayı bilinçli kullanarak ana babaya yalan söylüyor ve onların bilgisizliğinden istifade ederek aslında var olan itiraz haklarını hasıraltı ediyor.

Kanımca çok başarılı bir dizinin en iyi filmi. Beşini de kaçırmayın derim.

Yönetmen : Steve McQueen

Senaryo : Rebecca Lenkiewicz, Steve McQueen, Alastair Siddons, Courttia Newland

Görüntü Yönetmeni : Shabier Kirchner

Kurgu : Chris Dickens, Steve McQueen

Müzik : Mica Levi

Oyuncular : Kenyah Sandy, Adrian Rawlins, Sharlene Whyte, Daniel Francis, Josette Simon

İngiltere / Dram / 5 Bölüm 60 Dk.

Film notum:

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here