Mavi Balıkçıl / Blue Heron
Jeremy’nin nesi var?
Çocuklu aileler dışındakiler için de düşündürücü, ilginç bir konu. Başka bir Sinema’nın da görevi bu. Sinemaya giderken amacınız eğlenme değilse, neden izlenmemeli ki? Hele hepimizin evinde, anlamaya çalıştığımız ve içinden çıkamadığımız yaşı küçük, sorunları büyük, canımız, kanımız insanlar varsa?
Mavi Balıkçıl, Kanada-Macaristan ortak yapımı bir aile dramı. Kanada, malum, göçmen ülkesi. Macar asıllı aile de Kanada’ya Vancouver Adası’na taşınır. Sophy Romvari’nin kendi yaşamından esinlenerek yazıp yönettiği film, ilk filminin biraz da devamı gibi.
Dört çocuklu ailenin yaz aylarında adaya taşınışı ile başlayan filmde ilk dikkatimi çeken, kimsenin yüzünün gülmeyişi. İkiz olduklarını varsaydığım aynı yaştaki oğlanlar ve biraz daha küçük kız Sacha, kendilerinden yaş ve boyca hayli büyük olan ağabeyleri Jeremy’nin davranışlarına bir türlü anlam veremezler, tıpkı anne, babaları gibi. Jeremy, kimseyle konuşmaz, gülmez, oyunlara katılmaz ve tuhaf davranışlarda bulunur. Sokak kapısının önünde ölü gibi yatmak misali. Aile, özellikle de anne, oğlunun davranışlarından çok rahatsızdır ama ne psikologlar, ne eğitmenler, kendilerine yardımcı olamaz. Klasik, ergenlik sancıları, ilgi çekmeye çalışıyor, görmemezlikten gelin, nasihatleri.
İyi de zaman zaman kendisi ve kardeşleri, hatta ev ahalisi için tehlike yaratan davranışları nasıl görmemezlikten gelinir? Komşuların rahatsızlıklarına nasıl tahammül edilir, ya da oğlunuzun polisle eve gelmesine nasıl dayanılır?
Bizim zamanımızda ergenlik
Kendi çocukluğumuzu düşünüyorum: bizim ne 2.5 yaş krizlerimiz, ne ergenlik, ne ilk regli oluşlarımız anlaşışla, hoş görüyle karşılanmamıştı. Hatta çoğu zaman farkına varılmamıştı, bırakın hoş görüyü, yardımı. En fazla, bir anne terliği, ya da iki tokat çözmüştü işi. Daha uygar çözümler de vardı tabii : şiddete başvurmadan cezaya bırakmak! Biz yaşlardakilerin yaşamında ne kara delikler var öyle, cezaya bırakılmak konusunda. Karanlıkta odaya kapatılmak, yemekten ya da eğlenceden yoksun bırakılmak. Hangisi doğru yöntem hala bilinmiyor. Ama hoşgörü, görmezden gelmek, anlamaya çalışıyoruz derken başta ailenin diğer üyelerini, komşuları, sınıf arkadaşlarını ve sonunda herkesi rahatsız etmek?
En son şiddete dönüşmüş örneğini silahlı okul baskınında yaşamadık mı? Babasının tüfeğiyle okula dalan ergen çocuk-genç, arkadaşlarına ciddi bir katliam yaptı! Ve psikologlar hala bir çözüm bulamıyor?
Çözümsüz sorun
Jeremy’nin öyküsü de buna benziyor. Jeremy, kardeşlerine zarar veriyor; kendisine zarar veriyor. Jeremy’nin derdi ne?
Filmde gördüğümüz kadarıyla, Jeremy’nin annesi, Jeremy’nin babasından ayrıldıktan sonra başka bir erkekle evlenmiş ve üç çocuğu olmuş. Jeremy buna tepki duyuyor olabilir mi? Kardeşlerine soğuk davranıyor, onları kıskanıyor olabilir mi? Jeremy’nin üvey babası, eşinin bütün sıkıntılarını paylaşıyor ve “Jeremy benim de oğlum!” diyecek kadar onu benimsiyor. Jeremy’nin ilgi çekmek için yaptıklarını, psikologların önerisiyle tahammül edip görmemezlikten geliyor ama ev hayatı giderek çekilmez hale geliyor. Jeremy hırsızlık ve evden kaçma gibi polisiye suçlara da başlıyor. Peki aile ne yapmalı?
Gerisi filmde
Kanada’nın, yemyeşil ormanları, denizi ve doğası eşliğinde, tek katlı bahçeli bir evde yaşanan dram, sade çekimlerle, düz oyunculuklarla, emin adımlarla ilerliyor. İlk bölümde küçük kız kardeşi Sacha’nın gözünden anlatılan öykünün bizim için ilgi çeken bir yönü daha var; Sacha’yı bir Türk asıllı oyuncu Eylül Güven canlandırıyor. Son bölümde ise Sacha artık büyümüş, yetişkin bir genç kız olmuştur, onu da Amy Zimmer’in oyunculuğuyla izliyoruz.
Hafızanın oyunu
2025 yapımı film, katıldığı festivallerde sayısız ödül aldı. Özellikle de hafızanın yeniden yaratılması konusunun işlenmesi, eleştirmenlerin ilgisini çekti ve yazar ve yönetmen Sophie Romvar’a büyük övgüler getirdi. Filmin ana kahramanı her ne kadar Jeremy gibi gözüküyorsa da aslında olayı en küçük kız kardeş Sacha’nın gözünden izlediğimiz için iki ayrı oyuncu tarafından canlandırılan Sacha’nın rolü de ayrı bir önem kazanıyor.
Çocuklu aileler dışındakiler için de düşündürücü, ilginç bir konu. Başka bir Sinema’nın da görevi bu. Sinemaya giderken amacınız eğlenme değilse, neden izlenmemeli ki? Hele hepimizin evinde, anlamaya çalıştığımız ve içinden çıkamadığımız yaşı küçük, sorunları büyük, canımız, kanımız insanlar varsa? Jeremy’nin derdini belki siz anlarsınız ve hatta belki de anladığınız için kendi çocuklarınıza uygulamışsınızdır? Ya da tam tersi!
Yönetmen / Senaryo : Sophy Romvari
Görüntü Yönetmeni : Maya Bankovic
Kurgu : Kurt Walker
Oyuncular : Eylül Güven, Edik Beddoes, Iringo Reti, Amy Rimmer, Ádám Tompa, Liam Serg, Preston Drabble, Lucy Turnbull, Jecca Beauchamp
Kanada-Macaristan / Dram / 90 Dk.











