Lady Macbeth

Size sorsam mesela, evlenmek isteyeceğiniz son kadın kimdir diye Hani bizim kültürde çokça derler ya ‘evlerden ırak’ ya da ‘allah düşmanımın başına vermesin’ diye, hah işte tam da onu diyorum.

Bugünlerde vizyona girmeye hazırlanan Nikolai Leskov’un aynı ‘Lady Macbeth of the Mtsansk’ isimli romanından uyarlanan ‘Lady Macbeth’ filminden bahsedeceğim biraz, elbet dilim döndüğünce.

Filmin yönetmen koltuğunda İngiliz yönetmen William Oldroyd oturuyor. Ana karakterler olarak ise  Florence Pugh, Christopher Fairbank ve Cosmo Jarvis isimlerini görüyoruz.

19. yüzyılda yaşayan karakter Macbeth, gencecik bir kızken, orta yaşlı bir adama ‘gelin’ olarak satılıyor.  Öykü bizim tarihimiz için oldukça ironik benzetmelerle başlıyor haliyle. Genç kızlarımız, çocuk gelin olarak ve başlık parası adı altında satılıyor bu coğrafyada. Fakat elbette bizim kızlarımızın büyük bir çoğunluğu Macbeth kadar hırslı, gözükara ve cüretkat olamıyor haliyle.

Orta yaşlı koca, babasının emir ve hükümleri altında ezilirken yaşadığı cinsel boşluğu Macbeth’e yansıtıyor. Özellikle filmin bir sahnesinde, kıza dokunmadan kendini tatmin etmesi ama bunu yaparken kızın üzerinde kurmaya çalıştığı hakimiyet oldukça derin bir anlatım içeriyor. Kızın üzerinde cinsel bir kabalıkla hakimiyet kurma çabasındayken kızın yüzüne bakmadan bunu gerçekleştirmesi ise içinde yaşadığı boşluk ve zorbalığı harika bir şekilde yansıtıyor.

Macbeth’in ise kocasının şehirden ayrılmasıyla birlikte tanıdığı evin işçisi konumundaki çocuğa cinsel dürtülerle bağlanışı, bunu hayvansı güdülerle kullanışı ise güzel oyuncu Florence Pugh tarafından oldukça başarılı ifade ediliyor. Oldukça zeki olan Macbeth, hırsları ve zevkleri uğruna birilerini öldürmekten asla çekinmiyor ve hatta aşıklarını da istediği şekilde manipüle edebiliyor.

Filmin renkleri, kullanılan dekor 1800’lerin havasını taşıyor. Macbeth’in yaşadığı kırsal ise benim gibi şehirden bunalan insanların kaçmayı düşlediği yerlerden. Evet… Bazı bazı filmden kopup sazlıklarda koşmuş, tarlaların arasında at bile binmiş olabilirim.

Çekimleri ve renkleriyle izleyiciyi bambaşka yerlere götüren bu filmi gerçekten kaçırmamak gerek. Lakin, Macbeth’in hırslarının bizi götürdüğü yerler ve senaryonun zamanımız için ‘tekdüzeliği’ zaman zaman sıkabildiğinden çok beğenebilecek filmler kategorisinde göremiyorum ne yazık ki…

Film notum:

HENÜZ YORUM YOK