(Yorum, filmle ilgili spoiler içerebilir)

Belki en son söylemem gereken sonuçla başlayıp, flashback yaparsak; Netflix de izlediğim “Mank” son dönemlerde izlediğim en güzel filmlerden biri.

Ayrıntılara doğru ilerlediğimizde, bunun neden kaynaklandığına dair bilgiler yavaşça beliriyor. Film, yönetmen David Fincher’ın babasının Jack Fincher’ın kayıtlara geçen ilk ve tek senaryosu, yaklaşık 30 sene önce yazılan senaryo, yönetmenin siyah-beyaz film çekme isteğinin yapım firmaları tarafından reddedilmesi nedeniyle hayata geçememiş. Ve yıllar sonra, Netflix sayesinde proje çekilebilmiş.

Değerlendirme kriterlerinden ve beğeninin artmasının nedenlerinden biri de filmin görüntü yönetmeni Erik Messerschmidt‘in 1930’lu yılların aydınlatma biçimlerini uygulamış olması; kimi görüntüler o yılların moda kararma–açılma tekniğiyle karşımıza geliyor. Ekran formatı hariç, ses tekniği olarak da o yılların teknikleri kullanılmış, çok temiz bir teknik işçilik izliyoruz, film rulolarının bitimine yakın sağ üst köşede çıkan işaret bile uygulanmış filme…

Hikaye kısmında arka planda Amerikan sinema endüstrisinin 1. Dünya savaşı sonrası, 2. Dünya savaşı öncesi dönemde nasıl endüstri haline geldiğini dair ipuçları belirmeye başlıyor. Sinema endüstrisine yön verenlerin iki yüzlülükleri, sahtekarlıkları, çalışanları nasıl kullandıklarını, senaryo yazım ekiplerinin patronlarla nasıl dalga geçtiklerini hafif gerçek üstü bir anlatımla veriyor film, bize…

Yurttaş Kane” filmi sinema tarihi için en önemli filmlerin başında gelir. 1 Mayıs 1941 yılında yapılan gala ile gösterime giren film aynı yıl senaryo dalında Oscar kazanır. Filmin yönetmeni Orson Welles, sadece 25 yaşında bir dahi olarak görünür. Ancak filmin silah tüccarlarını ve o dönemin basın devi “Hearst Grubu” başkanını anlattığı düşünülerek filmle ilgili inanılmaz bir baskı oluşturulur. Dahi görünen Orsan welles bir daha bu kadar başarılı bir iş gerçekleştiremez. Sinema tarihinin unutulmaz filmi, yönetmenine büyük bir mutsuzluk kaynağı haline gelmiştir. “Mank” filmi o değerli “Yurttaş Kane” filminin yazım öyküsünü bize aktarıyor.

Mank, Herman J. Mankiewicz’ın kısaltılmış adı; Orson Welles’in adını pek anmasa bile “Yurttaş Kane” filminin asıl hikayesini Mank’ın nasıl oluşturduğunu, filme kaynaklık eden kişilere nasıl yakın olduğunu, onların hayatına ait yaptığı eleştirileri, Mank’ın nasıl çalkantılı hayatı olduğunu, sürekli alkol tedavisi gördüğünü, acele etmeden sakince anlatıyor. Ve bizde şöyle bir duygu oluşturuyor; ”Evet, Herman J. Mankiewwich’in tanıklıkları ve senaryo yazarlığı olmasa, sadece New York’da yaşayan ve bu anlatılan çevreye uzak Orson Welles asla “Yurttaş Kane” filmini çekemezdi.” Bu duygu çok güçlü bir şekilde değil, belli belirsiz bize aktarılıyor, Orson Welles ile ilgili abartılı sonuçlara ulaşmak niyetinde değil, sadece Mank’un bakış açısından “Yurttaş Kane” filminin yazılış hikayesi anlatılıyor.

Adeta belgeselvari arka planı ile 1930-1940 yılları arasında Amerikan sinema endüstrisi hakkında ip uçlarına ulaşmak, “Yurttaş Kane” filminin yazım öyküsü hoşunuza giderse, bu filmi mutlaka izlemelisiniz diyorum.

Yönetmen : David Fincher

Senaryo : Jack Fincher

Görüntü Yönetmeni : Erik Messerschmidt

Kurgu : Kirk Baxter

Müzik : Trent Reznor, Atticus Ross

Oyuncular : Gary Oldman, Amanda Seyfried, Tom Burke, Tuppence Middleton, Lily Collins, Tom Pelphrey, Arliss Howard, Charles Dance

ABD-Belçika / Müzik-Dram / 130 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here