Midway

Pearl Harbor’la tüm Pasifiğe yayılan büyük savaşın öyküsü

Tek başına Pearl Harbor olayı bile ne kadar farklı filmlere konu olmuştur!…Bunların arasında -çok özetlemek gerekirse- Fred Zinnemann’ın başapıtı From Here to Eternity- İnsanlar Yaşadıkça’dan (1953- ve benim için 100 Yılın 100 Filmi’nden biri) gösterişli filmler ustası Michael Bay’in Pearl Harbor’una dek (2001) birçok film vardır.

Konu bu kez yine parlak üstün-yapımların ustası Roland Emmerich’in eline geçmiş. 1990’lardan başlayarak İndependance Day- Kurtuluş Günü, Godzilla, 2012, White House Down- Beyaz Saray Düştü vb. filmlere imza atan Alman kökenli sanatçı, bu kez 1941 yılında Japonların Pearl Harbor baskınıyla başlayan ve ABD’yi o zamana dek dışında kaldığı İkinci Dünya Savaşı’na çeken dönemi anlatıyor. Yani Pasifik Savaşı denen ve iki dev gücü, ABD ile Japonya’yı okyanuslarda karşıkarşıya getiren olayı…

Aslında tarihin en büyük, en kanlı ve en çok ölüme yol açan savaşı sinemada yeterince anlatılmış denebilir. Ama tarihin gidişini değiştiren böyle bir olay tümüyle unutulabilir mi? Elbette hayır. Yeter ki bize farklı bir bakış, yeni bir perspektif, üstün bir teknoloji kullanımı getirebilsin. Yakın bir örnek vermek gerekirse, Christopher Nolan’ın Normandia çıkarmasını anlatan Dunkirk adlı filmi gibi: türünde yeni bir zirve..

Midway o kadar olmasa da bu tanımlamaya yaklaşıyor. Baskının kendisiyle başlayarak, o deniz savaşlarının ürkünçlüğü, başta pilotlar tüm savaşanların yaşadıkları dehşet, ölümle girişilen o korkunç düello gözlerimizin önünde canlanıyor. Özellikle bombalama sahneleri belki sinemada yapılagelenlerin en iyisi, en etkilisi. Kendinizi pilotların yerinde hissediyor ve sanki olaya katılıyorsunuz.

Ayrıca son jeneriklerde de belirdiği gibi, tüm kişilikler gerçek ve olaylar kimilerinin tanıklıklarına dayanıyor. Böylece yakın tarihin bir bölümü sanki yeniden canlanıyor. Alınacak birçok dersle birlikte…

Ama filmin bana düşündürdüğü başka şeyler de oldu. Örneğin kahramanlık kavramı; eski deyimiyle hamaset denen şey….Kimi zaman aşırı milliyetçilikle birleştirdiğimiz ve küçümseme eğilimi taşıdığımız şey…

Ama öyle mi gerçekten? Önce şunu saptayalım: elbette tüm savaşlar kötüdür. Ve en iyisi hiç savaşmamaktır. Ama bu en çok savaşları başlatanlar için geçerli değil midir? İkinci savaş için bu öncelikle Almanlar olmak üzere İtalyanlar veya Japonlar için doğru değil midir? Savaşa zorla itilenler için, kendilerini, vatanlarını ve insanlığı savunanlar için ayni biçimde düşünüleblir mi?

Pearl Harbor bunun tarihteki en iyi örneğidir. ABD gibi dev bir gücü savaşa zorla itmek….Bu Japonya’ya ne getirmiştir? Milyonlarca ölüden, onur ve saygınlık kaybından, sonunda da Hiroshima’dan başka?

Benzer biçimde filmin birçok ‘kahramanlık’ sahnesi bize bu olayın çoğu zaman düşünülmüş bir tavır değil, ani bir refleks, doğal bir tepki olduğunu gösteriyor: insan olmanın, alternatifsiz dışavurumu. Ve kaçınılmaz bir insanca davranma zorunluluğu.

Başka şeyler de var. Örneğin ciddi bir ABD sistem eleştirisi. Ve Washington’dan gelen yanlış bakış, yetersiz analiz örnekleri. Ki olayların içinde olup doğru gören ve davrananlara büyük onur getiriyor.

Öte yandan, yıllar ötesinden ‘düşmana’ bakış. Yani en azından Pasifik savaşını başlatan Japonlara…Onlar da tüm inançları, gelenekleri, ritüelleri içinde, film boyunca kendi dillerini koruyarak, kendi özel onur kavramlarına göre davranıyorlar. İmparator Hirohito’dan amiral Nagumo’ya…

Ve örneğin son kalan gemilerini düşman eline geçmemesi için kendileri batırırken, o komutanlar ‘tam tahliye’den sonra kalıyor ve yuvalarıyla birlikte suya gömülüyorlar. Harakiri’si olan bir uygarlık için hiç şaşırtıcı değil!..

Ve finalde film yalnızca Amerikan değil, Japon ‘şehitlere’ de adanıyor. En doğru biçimde…

Eskilerden Patrick Wilson, Woody Harrelson, Luke Evans, Dennis Quaid, Aaron Eckhart gibilere Ed Skrein, Keean Johnson, Nick Jonas, Darrin Criss gibi yenileri ekleniyor. Ve bu büyük deniz serüveni doyurucu biçimde sona eriyor. Birçok ilginç ve önemli şeyi bizlere hatırlatmış olarak…

Yönetmen : Roland Emmerich

Senaryo : Wes Tooke

Görüntü Yönetmeni : Robby Baumgartner

Müzik : Harald Kloser, Thomas Wanker

Oyuncular :  Luke Evans, Patrick Wilson, Nick Jonas, Woody Harrelson, Dennis Quaid, Mandy Moore, Ed Skrein, Aaron Eckhart

ABD / Tarihi-Aksiyon-Savaş / 138 Dk.

Film notum:

1 YORUM

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here