ÖLÜMLÜ DÜNYA    

SİNEMAMIZDA NADİR BİR ŞEY : BİR KARA KOMEDİ DENEMESİ

Yönetmen: Ali Atay/ Senaryo: Ali Atay, Aziz Demirel, Aziz Kedi, Volkan Sümbül, Feyyaz Yiğit/ Görüntü yönetmeni: Ahmet Bayer/ Müzik: : Murat Çekem, Ozan Tügen, Deniz Doğançay/ Oyuncular: Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Sarp Apak, İrem Sak, Doğu Demirkol, Feyyaz Yiğit, Meltem Kaptan, Mehmet Özgür, Özgür Emre Yıldırım/ Taff Pictures yapımı.

   Son dönemin ilginç oyuncularından biri olan Ali Atay, 2015’de Limonata adlı filmle ilk yönetmenlik denemesini vermiş, belli ölçüde de ilgi çekmişti. Bu yeni filmse çok daha iddialı gözüküyor: beş kişilik bir yazar ekibi, zengin bir kadro, UİP’nin dağıtımı…Yetmez mi?

 Film bize Haydarpaşa garında Anadolu Tat- 1071 adlı lokantada hizmet veren kalabalık Mermer ailesini tanıtıyor. Baba Gazanfer, oğulları ve yakınlarından oluşan sekiz kişilik bir aile. Bu lokanta ayrıca dışarıya da hizmet veriyor: türlü-çeşitli kalabalık toplantılara yemek hazırlıyorlar.

   İlk ‘servisleri’ 5-6  kişilik bir gruba olacaktır. Ama grup çok daha kalabalık geliyor: 10-12 kişi. Üstelik hepsi silahlı erkeklerdir ve bir avdan gelmektedirler: yani elleri kanlıdır!…

   Sonrası birden patlayan silahlar ve tam bir kıyımdır. Hayır, avcılar değildir, birden tüfeklerine sarılan…Tersine, ailenin oluşturduğu görünürdeki  ‘yemekçi/ aşçı ’ grubudur.

   Neden? Acaba çok doğaseverdirler de bu hayvan katillerini o yüzden mi yok etmişlerdir? Birden patlayan bir öfkeyle… Ben önce saf saf öyle sandım!…

 

   Ama sonrasında anlaşılıyor ki bu ‘aile tablosu’ ardında, aslında tam bir ölüm çetesi yatmaktadır. Yani, bir tür Mafya. Hizmetlerini sevmedikleri insanlardan kurtulmak isteyenlere adamışlardır: parasını vermek koşuluyla, herkesi öldürüp düşmanlarını rahatlatma onların gündelik işidir!…

   Takdir edersiniz ki bu sıradan bir öykü değil. Batı sinemasında zaman zaman yapılmış ABD ya da İtalyan kökenli Mafya güldürüleri vardır. Ya da İngilizlerin kendilerine özgü ‘humour’larıyla kotardıkları zarif, ama ‘macabre’ güldürüler vardır: en ünlüsü belki The Ladykillers- Kadın Katilleri olan…(1955, Yönetmen: Alexander MacKendrick- başrolde: eşsiz Alec Guinness).

   Vede  Coen kardeşlerin yaptıkları ayni adlı yeniden çevrim: 2004’de ve Guinness’in rolünde Tom Hanks olarak…

   Doğrusu bu tür aslında bizim sinemamıza pek uygun düşmüyor. Biz komediyi severiz, ama karasını pek değil!…Hele böylesine ‘kanlı’ vc sonuna dek belki birkaç düzine insanın öldüğü bir katliam!….

  Aslında ilginç şeyler de yok değil. O aile tümüyle bir fenomen…Çok eski bir soydan geldikleri duyumsatılıyor: lokanta adındaki 1071 tarihi boşuna değil. Yani gerçekten Malazgirt’e dek iner mi, bilmiyorum!…Ama bin yıllık bir soydan ve de bunun hep ölüm saçan bir aile olduğundan söz ediliyor. Şaka gibi, ama ya ciddiyse?…

   Öte yandan, filmin prodüksiyonu üst düzeyde. Tüm dış sahneler iyi çekilmiş, aksiyon kusursuz  işliyor. Üstelik gerçekten parlak bir kadro görevini çok güzel yapıyor ve hikayeye çok şey katıyor.

   Gerçi babada Ahmet Mümtaz Taylan artık Daha’dan daha iyisini yapamaz. O açıdan bizi şaşırtmıyor. Ama başta özlediğimiz Alper Kul ve Sarp Apak, ayrıca Doğu Demirkol, Feyyaz Yiğit Çakmak, Özgür Emre Yıldırım ailenin gençlerinde, Meltem Kaptam telaşlı ve tombiş Sevil’de, İrem Sak ise oğullardan Serhan’ın aşık olup gebe bıraktığı ve hikayede kilit bir rol oynayan Begüm’de gayet iyiler.

     Ama film belki en çok fazla hırslı ve iddialı olmasının kurbanı oluyor.  Herşey aşırı abartılmış duruyor. Belki sempatik olabilecek bir kara güldürü denemesi öylesine gösterişli ve şişirilmiş biçimde verilmiş ki, sanki filme birkaç boy büyük gelmiş!…

   Ve hikaye, bir fantezi güldürünün genişletilmiş sınırları içinde bile inandırmıyor, ikna etmiyor. Yazık…

Film notum:

7 YORUMLAR

  1. Hayatımda seyrettigim en berbat filim…çocuklar ve aileniz ile izleyemeyeceğiniz kadar çok küfürlü. ..ne bir konu nede komedi olmayan rezil bir filim… verdiğim paraya mı acıyayım harcadığım zamana mı. ..İrem Sak ve Alper Kul böyle bir filimde oynamayı neden kabul ettiler anlamadım….

  2. Çok güzel bir filmdi, 2 saat daha olsa oturup izlerdim. Tek bir dakika bile sıkılmadan izledim. Hak ettiği değeri almamasına üzüldüm. Bu arada düzeltme yapmak isterim benim anladığım ailenin soyu değil içinde bulundukları örgüt 1000 yıllık. Hikaye karakteri Türk değil Amerikalı ya da İngiliz olduğunda inandırıcı olup hikaye İstanbul’dan kurgulanırsa gerçekçiliğinin sorgulanması ise sanırım bizim ayıbımız. Düz komediden daha sürükleyici ve düz aksiyondan daha eğlenceli bir film. Kesinlikle tavsiye ederim.

  3. Sinemamızda bu kafalara ihtiyacımız var herkesin ellerine sağlık çok lezzetli bir kara komedi. Denenmemiş bir kurgu, planlar ve yaratıcı birçok espri var.

    Herkese öneririm (aslında herkese değil değişik tarz arayanlara)

  4. Yabancı film tutkusu olanlar için çok güzel bir film fakat türk halkının geneli recep ivedikle eğlenicek potansitele sahip olduğu için açmamış olabilir. Gayet güzel ve akıcı bir filmi 👍🏻

  5. Ya bende bir sıkıntı var yada filmi beğenenlerde. Arkadaşın tavsiyesini dinleyerek izledim. Hayatımda bu kadar sıkılarak bir film izlediğimi hatılamıyorum. Ortada bir emek yok. Sadece laf kalabalığı. İzlemeye değmez değmediği gibi verdiğiniz paraya yazık. Yine sadece gişe parası için yapılmış bir film. Zerre emek sanat yok filmde.

  6. Bırakın siz ivedikle uzayı aşın biz bu ve bunun gibi seyretmek ve anlamak için akıl gereken projelerle mutlu oluruz . Mükemmel bir film harika bir kurgu

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here