Labirent : Son İsyan filminin yönetmen koltuğuna, 1980 ABD doğumlu ”Labirent serisinden(2014-2015) tanıdığımız Wes Ball oturmuş.

James Dashner’ın 2009 yılında piyasaya çıkan The Maze Runner adlı kitabından sinemaya uyarlanan serinin ilk filminde Thomas ve arkadaşları, bir asansör aracılığı ile getirildikleri yerden akşamları 30 dakikalığına açılan bir kapıdan kaçmaya çalışıyorlardı. İkincisinde, içeriden kaçıp kurtulan gençler, kıyamet sonrası bir manzara ile karşılaşırken neden bu kadar değerli olduklarının farkına varıyorlardı.

Serinin bu son filminde, hikaye kaldığı yerden devam ediyor. Thomas ve isyancı arkadaşları ikinci bölümde, W.İ.C.K.E.D. şirketinin adamlarına yakalanan Minho’yu kurtarıp, şirketi hezimete uğratmak ve ”ışıl” ismi verilen hastalığın serumunu bulup insanlığı yok olmaktan kurtarmak için mücadele veriyor.

Film, muhteşem bir kaçıp kovalama sekansı ile açılıyor. Tutuklu gençleri taşıyan hızlı bir tren ve içinde thomas ve arkadaşlarının bulunduğu treni yakalamaya çalışan iki zırhlı araç. Daha sonra rutin haline dönen hikayede, seyircinin kafasında oluşan sorulara bir bir cevap veriliyor ve gençleri merkezine alan distopik seri sona eriyor.

Film, genellikle genç izleyicilere hitap etse de diğer izleyici grubuna da sıkılmadan kendini izlettirebiliyor. Distopik filmlere meraklı izleyici kitlesinin istediği şeyde bu değil mi zaten?

Gelecekte olacakları bilemeyiz. Ama, çabuk tüketen aç gözlü insanlar sayesinde az çok tahmin edebiliriz. Suyu, yeşili, havası gittikçe yok olan ve tedavisi bulunamayan ölümcül hastalıkların çoğaldığı bir dünya! Labirent serisinin, aslında genel ana teması bu.

Gelecekte, çaresi bulunamayan tehlikeli bir virüs sayesinde insanların zombilere dönüştüğünü düşünün. İnsanlık yok oluyor ve buna bir türlü çare bulunamıyor. Tek umut, laboratuvarın steril ortamında doğan bir çocuğun kanından oluşturulan serum! Eğer bu çocuk bulunursa serum çoğaltılarak insanlığın soyu kurtarılabilir. Peki, bu çocuk kim ? Kötü niyetli kişilerin eline geçerse ne olur?

Bu tip filmlerde hep bir yok oluş serüveni, ortaya çıkan ölümcül virüsler, iyi ve kötü insanlar mutlaka var. Bütün iş, bu detayları lezzetli bir şekilde izleyiciye sunmakta. Labirent, bunu fazlası ile başarmış bir seri. Son bölümün, seriyi takip eden izleyicileri mutlu edeceğini düşünüyorum.

Filmin kurgusunu, görsel efektlerini ve kamerasını beğendim. Genel olarak oyunculukları ise orta düzeyde. Oyunculuğu ile öne çıkan bir artist ve aktris göremedim ne yazık ki!

Sözün özü : Labirent : Son İsyan, Labirent serisinin hayranı olun veya olmayın sıkılmadan izlenecek bir yapım ama serinin ilk iki bölümünü izlemeyenlerin, hikayeye vakıf olabilmeleri için ilk iki bölümünü izlemesinde büyük fayda var. İyi seyirler.

Film notum:

1 YORUM

  1. Galiba Newt’in oyunculuğunun kötü olduğunu ima ettin. Tamam, klasik gerizekalılar gibi “Kalk da sen oyna o zaman salak!” demeyeceğim ama daha fazla ne bekleyebilirsin? Filmlerin kamera arkalarını izliyor musun? Ölüm sahnesinin çekilişi çok zordu. Üstelik videoyu izleyip ben bile sırıtırken onların bir iki çekim hatası yaptıktan sonra başarmaları iyi iş.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here