Şeflerin Aşkı / The Taste of Things / La Passion de Dodin Bouffant

Aşkın ve Tutkunun Zarafetle Bir Masada Buluşması

Birlikte yirmi yılı devirmiş iki insanın etrafında dönen az kusurlu bu hikaye; yemeklerin, aşkın ve yaşamın yön verdiği nadide bir film olarak sinemanın hazineleri arasına katılıyor. The Taste of Things’in, bir yemek masasında buluşturup; şaraptan, tanrıdan, tarihten ilham alan sohbetlerle seyirciye hoş vakit geçirten, hissettirdikleriyle bazen keyifli, bazen dingin, bazen de kırık anlar yaşatan; şiirselliğiyle büyüleyen eşsiz bir film olduğunu belirtmek gerekiyor.

OrtaKoltuk Puanı:

 

’Şarap, yemeğin entelektüel bir parçasıdır. Et ve sebzeler yemeğin malzemeleridir.’

Her ne kadar 2024 yılında olsak da nefis bir sezon geçirdiğimiz 2023 yılının leziz filmlerini hala izlemeye devam ediyoruz. 76. Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen Trần Anh Hùng’un son filmi olan The Taste of Things, bir sanatçı olarak addedilen Eugénie’nin ve 20 yıldır birlikte çalıştığı ünlü bir gurme olan Dodin’in hikayesine odaklanıyor. 2 saati geçen süresi boyunca Dodin ve Eugénie’nin, gizli bir tutkunun eşlik ettiği muhteşem mutfaklarında, aşkla lezzetlendirdikleri nefis yemeklerinin yapımına tanıklık ediyoruz. Gizli tutkudan kastedilenin; bir yasak aşk ya da insanlardan gizlenen bir ilişki veya birbirine itiraf edilemeyen duygular olmadığını belirtelim. Profesyonel bir ortaklığın eşlik ettiği, aralarındaki kimya ve sevginin gözler önünde yaşanmadığı, yemek yaparken sadece yaptıkları işe odaklanmaları hakkında diyebiliriz.

‘Üç yaşında kusursuz bir kulağa sahip olabiliyoruz, beş yaşındayken bir notayı Mozart gibi çözebiliyoruz, ancak kırk yaşından önce gurme olamıyoruz.’

Başrollerini Juliette Binoche ve Benoît Magimel’in paylaştığı The Taste of Things, oyuncuların film için seçildiklerini düşündürmüyor da, daha çok film senaryo aşamasındayken bu iki oyuncu düşünülerek yazılmış gibi. Karakterlerin özümsenmesi, benimsenmesi ve hayata geçirilmesi konusunda üst düzey bir işçilik söz konusu diyebiliriz. Yönetmenin, oyuncu yönetimini filmin her sahnesinde hissettiriyor oluşu, filmin izleyici açısından kolaylıkla sevilmesini de sağlıyor. Filmin adı ödül komiteleri tarafından pek anılmasa da 2023’ün en güzel filmlerinden biri olduğunu söylemek abartı sayılmaz. Filmin renk paleti başlı başına iştah açarken, yemeklerin yapımına dair izlediğimiz ayrıntılı görseller, The Taste of Things’i sıcacık bir film yapıyor. Uzun uzun yapılan yemeklerin ayrıntılarını keşfederken, Eugénie’nin (Juliette Binoche) zamansız hastalığı, davet masalarında içilen şaraplar gibi damakta buruk bir tat bırakıyor.

Filmin daha ilk sekansında, el kamerasının kusursuz şekilde takip ettiği yirmi dakikalık bir yemek sanatına eşlik ediyoruz. Filmin ilk dakikalarında hayatlarına giren Pauline karakterinin küçük yaşına rağmen ayırt edici bir damak zevki olduğu keşfediliyor. Eugénie’nin yetiştirmek istediği küçük Pauline’le çalışma fikri, Dodin’in pek de sıcak bakmadığı bir fikir olarak gözlemleniyor.

‘Tanrı yalnızca suyu yaratmıştı; insan şarabı yarattı.’

Birlikte yirmi yılı devirmiş iki insanın etrafında dönen az kusurlu bu hikaye; yemeklerin, aşkın ve yaşamın yön verdiği nadide bir film olarak sinemanın hazineleri arasına katılıyor. The Taste of Things’in, bir yemek masasında buluşturup; şaraptan, tanrıdan, tarihten ilham alan sohbetlerle seyirciye hoş vakit geçirten, hissettirdikleriyle bazen keyifli, bazen dingin, bazen de kırık anlar yaşatan; şiirselliğiyle büyüleyen eşsiz bir film olduğunu belirtmek gerekiyor.

‘Ah, bir yemeğin keşfi, insanlığın selameti adına bir yıldızı keşfetmekten yeğdir.’

Yemek sanatının Napolyon’u olarak anılan Dodin’in ve kendisi gibi bir sanatçı duyarlılığıyla yemek yapan Eugénie’nin, masallardan çıkma gibi duran, ama oldukça gerçek duygular yaşatan, nadiren dışarılara ya da farklı odalara konuk olsak da, neredeyse tek mekanda geçen bu filmin ana malzemesi samimiyet olarak kabul edilebilir. Juliette Binoche’un baştan çıkaran gülümsemesi ve sade oyunculuğu sayesinde, filmin izleyiciyi duygudan duyguya sürüklemesini kaçınılmaz sayabiliriz.

‘Sonbahar, yazın sade neşesinden kışın sağlam hazlarına bir geçiştir.’

Film, Fransız mutfağının eski dönemlerine odaklanıyor. Bunu mekanın, oyuncuların, senaryonun ve ışığın zarafetini her sahnesine taşıyarak yapıyor. Yemek tariflerini aşkla süsleyen hikayede, Eugénie’nin, Dodin’e olan hisleri ve yaklaşımı birbiriyle örtüşmesine rağmen, içinde taşıdığı ‘ait olmak fikrinin kısıtlayıcılığı’ nedeniyle evlenmek eyleminden hep uzak durduğunu anlıyoruz. Yine de hayatın getirdiği sürprizler onu fikrini değiştirmeye itiyor.

The Taste of Things’te, sonbaharı bir geçiş olarak gören Dodin’le, hep yaz mevsimini yaşamak isteyen Eugénie’nin aşk masalına şahitlik ediyoruz.

“Aziz Augustinus demiş ki: Mutluluk, zaten elimizde olanı devam ettirme arzumuzdur.”

Mutluluk adına söylenmiş nefis bir söz olduğunu düşündüren bu cümleyi de yazının sonuna iliştirerek vedalaşabiliriz. The Taste of Things, içinde yemek teması bulunan filmleri sevenler için oldukça entelektüel bir seçim olacaktır.

Yönetmen / Senaryo : Tran Anh Hung

Görüntü Yönetmeni : Jonathan Ricquebourg

Kurgu : Mario Battistel

Oyuncular : Juliette Binoche, Benoît Magimel, Emmanuel Salinger, Patrick d’Assumçao, Jean-Marc Roulot, Yannik Landrein, Sarah Adier, Bonnie Chagneau-Ravoire

Fransa / Tarihi-Biyografi-Romantik-Dram / 115 Dk.

 

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz