Susuz Yaz

Sinema Tarihimizin Yüz Akı…

Bu hafta bazı sinema salonlarında Fatih Akın’ın başında bulunduğu 61. Cannes Film Festivali’nin “klasik filmler” bölümü için hazırlanmış restore edilmiş versiyonu ile yeniden izleme imkânı bulduğumuz “Susuz Yaz” sinemamızın nazar boncuğuyla saklanması gereken yapımlarından. Zira o tarihe kadar kimi ödüller alınmış olsa da sinemamızda “Berlin Altın Ayı” ödülü gibi çok önemli bir uluslararası ödül alan başka bir yapım bulunmamaktaydı. Ayrıca bir parantez olarak belirtmek gerekirse filmin 1964 yılı Venedik Film Festivali’nde Bienal Ödülü de bulunmakta.

Koçyiğit’in İlk Filmi…

Susuz Yaz”, genç Cumhuriyetin çok partili hayata geçmesi sonrasında gittikçe sayıları artan küçük toprak sahipliği içindeki bir Ege köyünde, Urla’nın Bademler’inde geçmekte. Eser Urlalı olan, bir dönem yaşadığı evi müze olarak da ziyarete açık olan büyük yazar Necati Cumalı’nın aynı adlı romanından uyarlanma. Filmin Necati Cumalı’nın eserine yaslanması yapım için büyük bir şans. Zira Cumalı, gerek Makedonya’daki zor savaş koşullarını ele alan eserleriyle gerekse de bir dönem avukatlık yapmış olmanın verdiği görmüş geçirmişlikle köyün mülkiyet sorunlarını ve sanayileşen toplumun çatışmalarını gözlemleyen yapısı ile bunu en iyi aktaran yazarlarımızdan.

Susuz Yaz” romanı filmden hemen bir sene önce 1962 yılında yayınlandığında gerçekçi yönleri ile ilgi uyandırmıştı. Metin Erksan tarafından filme çekilen Susuz Yaz’ın önemli bir yazarın eserinden uyarlanması ve aldığı ödüllerle gösterdiği başarılarının yanı sıra bir diğer özelliği de henüz yirmisine basmayan Yeşilçamın büyük oyuncusu Hülya Koçyiğit’in ilk filmi olması. Koçyiğit, kariyerinin bu ilk filminde Metin Erksan gibi yenilikçi ve deneysel filmler çeken bir yönetmen ile çalışmanın avantajlarını hayatı boyunca yaşadı. Ve bu ilk filmi ile Türkiye Sinemasının en büyük başarılarından birine daha ilk filmi ile ulaştı.

Filmde acımasız Osman’ı canlandıran Erol Taş ise ilk defa bir başrolde yer aldı. Ve filmdeki kahramanının özelliği olan o “kötü adam” sıfatı ömür boyunca yakasından düşmedi. Yine büyük oyunculardan genç Ercan Yazgan da mahkûm rolü ile kısa bir rolde karşımıza çıkarak sürpriz yapmakta. Ve film yönetmeni Erksan’ın “Kadın Hamlet”, “Kuyu”, “Sevmek Zamanı” gibi filmlerin kimi estetik yönlerini taşımakta. Kameranın karakteri arkadan ve önden hareketli takibi, tabiatın bir bakıma karakter kadar önem teşkil etmesi yönleri ile estetikçi/yenilikçi Erksan’ın sinema dilini en iyi gösteren yapımlardan. Ancak aynı zamanda yapımcı da olan oyuncu Ulvi Doğan ile Erksan’ın film nedeni ile davalık olmaları belki de filmin tek tatsız hatırlananı…

Adaletsizliğin Köy Boyutu…

Bademler Köyü’nde birlikte yaşayan kardeşler Hasan (Ulvi Doğan) ile Kocabaş Osman’ın (Erol Taş) diğer köylülerle çatışmalarının nedeni Osman’ın arazisinde çıkan suyu tek başına sahiplenmek istemesinden kaynaklanır. Hırslarına yenilen Osman bu nedenle köylülerle ve bir süre sonra da kardeşi Hasan ile karşı karşıya gelir. Hasan’ın bu sırada sevdiği kız olan Bahar’ı (Hülya Koçyiğit) kaçırması ile üçü artık bir aradadır. Eşini kaybeden Osman sadece köylülerle çatışmaz, aynı zamanda kardeşinin güzel eşi ile birlikte hafif erotik olan ilişkilerini de kıskanır. Onları hep kapı ve pencere aralıklarından röntgenler. Ve bir süre sonra davalık da olan ancak adaletin yetersiz kalması ile dozajı gittikçe artan gerilim, köylülerden Veli’nin aslında Osman tarafından öldürülmesi ile doruk noktasına ulaşır.

Osman, olayı kardeşi Hasan’ın üstlenmesini ister. Cezaevinde kendisine ve yanında bulunan eşi Bahar’a bakacağını taahhüt eden Osman bir taraftan susuzluktan kavrulan köylülere merhametsizliğini devam ettirir, öte yandan ise evde kendisi ile kalan gelini Bahar’a sahip olmanın planlarını yapar. Bu kapsamda Niğde’ye nakledilen kardeşinin öldürüldüğü yalanını atar, böylelikle Bahar’ı elde etmesi daha da kolaylaşacaktır. Ancak hesaplar öngördüğü gibi gitmez. Genel af sonrası Hasan cezaevinden çıkarak intikamını alır. Ve finalde set kapağının açılması ile su üzerinden ölü bedeni süzülen Osman, bencilliğinin tüm hesabını canı ile ödeyerek izleyene son kez görünür…

Susuz Yaz, gerek çekimleri ve gerekse o dönemde pek de başarılı olmayan seslendirmelerin Ege yerel ağzıyla tatmin edici şekilde sunulması itibariyle oldukça başarılı bir yapım. Yeni tarihlerde bile gösterildiği ülkelerde birçok kişinin olumlu eleştirilerini almakta. Örneğin ünlü yönetmen Martin Scorsese’in en sevdiği filmler listesinde “Susuz Yaz” da bulunmakta.

Film, gerek verdiği toplumsal mesajlar gerekse de estetik yönleri ile sonraki dönem filmlerini de oldukça etkiledi. Bademler Köyü’nde kimi karakterlerin gerçek köylüler tarafından da canlandırılması gerçekçilik yönüne daha da olumlu katkılar sundu. Hemen söyleyelim ki Urla Bademler Köyü sadece bu filme ev sahipliği yapması ile değil aynı zamanda önemli bir köy tiyatro topluluğunu barındırması ile de bilinen bir köyümüzdür. Ve son bir not olarak da belirtelim ki; filmin müzikleri, özellikle gerilim ve drama anlarında oldukça etkileyici ve bu da Manos Hacidakis ve Ahmet Yamacı’nın eli ürünü olmasından kaynaklanmakta…

Metin Erksan’ın sinemamızın yüz akı “Susuz Yaz”ını birçok platformda ve de internet sitelerinden izlemeniz mümkün. Sinema tarihimizin en önemli yapımlarından bu eşsiz klasiği halen aramızda izlemeyenleriniz varsa izlemenin zamanı gelmiş hatta geçmiştir bile… Kaçırmayın.

Yönetmen : Metin Erksan

Hikaye : Necati umalı

Senaryo : Metin Erksan, Kemal İnci, İsmet Soydan

Görüntü Yönetmeni : Ali Uğur

Kurgu : Stuart Geliman, Turgut İnangiray

Müzik : Manos Hadzidakis, Ahmet Yamacı

Oyuncular : Erol Taş, Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan, Allaaddin Altıok, Hakkı Haktan, Zeki Tüney, Yavuz Yalınkılıç

Türkiye / Dram-Gerilim / 90 Dk.

Film notum:
İLESusuz Yaz
KAYNAKSusuz Yaz
Önceki yazıGönül
Sonraki yazıMoonage Daydream

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz