Anasayfa Film Eleştirisi ve Yorumlar Trendeki Kız (The Girl On the Train)

Trendeki Kız (The Girl On the Train)

1189
0

Geçtiğimiz yılın satış rekorları kıran Paula Hawkins’in ‘The Girl On the Train’i, 47 yaşındaki Amerikalı yönetmen Tate Taylor tarafından sinemaya aktarıldı. Önümüzdeki günlerde vizyona girecek olan film, psikolojik gerilim anlamında en az kitabı kadar başarılı. Oldukça iyi bir uyarlama olmasının yanı sıra, yönetmenin dokunuşları da filmde hissediliyor.Filmin başrollerini Emily Blunt, Rebecca Ferguson, Haley Bennett, Justin Theroux, Luke Evans, Edgar Ramirez paylaşıyor. Senaristliğini ise Erin Cressida Wilson üstleniyor.

     Oldukça etkileyici bir sahneyle başlıyor film. Ana karakterimiz Rachel’la bir trenin vagonunda tanışıyoruz. ‘Ben eskisi gibi değilim. Sanırım bana bakanlar da bunu yüzüme bakarak anlayabiliyor’ diyor ve ekliyor ‘Siz kimsenin hayatını merak etmediniz mi?’. Hikayemiz ise o noktada başlıyor. Alkol problemleri sebebiyle evliliği biten Rachel, 1 yıldır arkadaşının kiraladığı odada kalıyor. Yine alkol problemleri ve buhranları sebebiyle işten atılmasına rağmen, geçimini eski eşinden almakta olduğu nafakayla sağlıyor. Evden, işe diye çıktığı her gün, trene biniyor. HER GÜN, GÜNDE İKİ KEZ. Hep aynı vagonda oturduğu trenin camından gördüğü bir kızla özdeşleştiriyor kendini. Kız ne yapıyor, ne yiyor, kocasıyla nasıl sevişiyor… Hayallerinin kızının yan dairesinde ise, hala obsesif bir şekilde vazgeçemediği, alkol problemleri sebebiyle ayrıldığı ve çocuk sahibi olmak istediği halde bunu bir türlü yaşayamadıkları eski kocası yaşıyor. Kendisini aldattığı kadın, ve o kadından sahip olduğu bebekle beraber…8n95_tp_00009r_0

the-girl-on-the-train-first-look-emily-bluntGünleri böyle sürüp giderken, Rachel’ın yine sarhoş olduğu bir gece işler karışıyor. Ruhunu karıştırdığı, üstüne kendince hikayeler yazıp karakterler oturttuğu sarışın ortadan kayboluyor. Alkollü olduğu saatleri yıllardır hatırlayamayan Rachel, olanlara anlam vermeye çalışır halde, durumu araştırırken buluyor kendini ve her şey daha da karışıyor. Üç erkek bir kadın, ve üç kadın bir erkekli bir döngüye giriliyor. image-24the-girl-on-the-train-barry-wetcher-universal-final

Kitabı milyonlar satan Trendeki Kız’ın, sinemaya uyarlanmış hali de bir o kadar başarılı. Psikolojik ve sosyolojik öğelerin birbirine muazzam sentezlenişi, zeki bir senaryo planlamasıyla, izleyiciyi sürekli şaşırtmayı ve tetikte tutmayı başarıyor. Rachel’la beraber izleyici de, hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını öğrenirken kendini psikolojik bir dramın içinde yaşananları sorgularken buluyor. Senaryo öylesine gerçeğe uygun bir dille yazılmış ki herkes kendinden bir şeyler bulabiliyor. Ne kimse gerçekten iyi, ne de kimse gerçekten kötü. Çünkü insan yaradılışı gereği her şeyi içerisinde barındırıyor. the-girl-on-the-train-photo-2

Kadının gözünden izlediğimiz filmde, kadına yapılan manipülasyonun nerelere ulaşabileceğini de dışardan bir gözle görebiliyoruz. Kadınların, erkek egemen bir dünyada yaşadığını düşünecek olursak da her şey o kadar gerçek ki… Kadınların zayıflıklarından yararlanan erkekler, ve kadınların özgüvenlerini yerle bir etmekle kalmayıp hayatının büyük bir kısmına zarar veren erkekler çarpıcı bir şekilde filmde verilmiş. maxresdefaultFilmin ilginç bir özelliği de tarihler. Günlük gibi çekilmiş film bir noktadan sonra zamanda ileriye geriye giderek izleyiciyi şaşırtıyor. Tarihler arasında sıkıştığımızı düşündüğümüz noktada her şey birbirine tam oturacak şekilde bağlanıyor.

GOT015228.RAF

maxresdefault-1

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here