Visar Morina’dan ırkçılık ve paranoya üzerine bir kara film “Exil / Yabancı”

“Just because you’re paranoid doesn’t mean they aren’t after you.”

“Paranoyak olmak, birilerinin peşinizde dolmadığı anlamına gelmeyebilir”

Joseph Heller

II. Dünya savaşı sonrasında Almanya, Nazi döneminin ve ırkçı geçmişinin kökünü kazımak için çok sert tedbirler almış, Nasyonal Sosyalist ideolojiyi vatandaşların beyninden silmek için büyük çaba göstermiştir. Soykırımın sorumluluğunu üstlenerek, hakları ellerinden alınanların, işkence görenlerin, katledilen insanların anılarını toplumsal belleğe işleyerek daha genç nesillere, ülkeye böyle utanç vermiş olan bir vahşetin bir daha yaşanmamasını öğretmeye çalışmıştır.

Bu çaba bir dereceye kadar sonuç vermiş olsa da tamamen başarıya ulaştığı söylenemez. Nazi destekçileri bir anda yok olmuş ya da fikir değiştirmiş değildir. İşbirlikçiler yeraltına kaçmış, fırsatçılar duruma uyum sağlamış, pek çok yetkili üst kademelerdeki yerlerini korumayı başarmıştır. Bunda Nazi döneminde zirve yapmış olan ırkçılığın aslında çok daha eski bir geçmişi olmasının etkisi büyüktür. Aşırı sağın hortladığı, emniyet kuvvetlerinde güçlü bir neo-Nazi yapılanmasının var olduğu, Merkel sığınmacıları kabul etmeye başladığında ülkede göçmen karşıtı bir partini kurulduğu günümüz Almanya’sında, hiçbir zaman tam olarak kazanılamayacağından bu savaşın devamlı sürdürülmesi gerekmektedir.

Kaynakların tükenmekte olduğu korku içindeki bir dünyanın pek çok yöresinde olduğu gibi, Almanya’da da ulusalcı bir popülüzmin yüreklendirdiği yabancı düşmanlığının yükselişte olduğu ortamda, Almanya’da yaşayan Kosova doğumlu Visar Morina’nın “Exil / Yabancı” filmi, etnik kökenli zorbalık ve aşağılamanın normalleştiği iş yerlerinin ve banliyö yaşamının tehditkâr ve kötücül bir portresini çizer.

Visar Morina’nın yazıp yönettiği, Almanya’da saygın bir firmada kimya mühendisi olarak çalışan Kosova doğumlu Arnavut kökenli Cafer’in, çalışmasının ve yaşamının tadını kaçıran olayları etnik kimliğiyle ilişkilendirerek, bir kimlik krizine girmesini anlatan 2020 yapımı “Yabancı”, Saraybosna En İyi Film, Cineuropa Ödülünü ve Taypey Film Eleştirmenleri Birliği Ödülünü kazanır.

Gündelik paranoya ile, bilinçli olarak dışlanmanın bir insanda yaratacağı huzursuzluğu ve giderek kontrolünü yitirmesine sebep oluşunu, neredeyse klinik bir vaka gibi irdeleyen Morina’nın en büyük desteği, Cafer’i canlandıran Mišel Matičević’in, karakterin tedirgin edici duygularının büyük başarıyla aktaran son derece ölçülü yorumu.

Filmin ilk karelerinde, daha sonra farelerden ölesiye nefret ettiğini öğreneceğimiz Cafer, evine döndüğünde, kapısına asılı bir ölü fare ile karşılaşır. İş yerinde ise durum daha da huzur bozucudur. Şirketin toplu mail listesinden çıkarıldığı için önemli toplantılara geç kalır, iş arkadaşları hazırladığı raporlarla ilgili önemli bilgileri onunla paylaşmamak için direnirler, doğru dürüst telaffuz edemedikleri soyadını tekrar tekrar söyletirler, defalarca Kosovalı olduğunu söylemesine karşın bıkıp usanmadan “Hırvat mısın?” diye sorarlar.

Çalıştığı, labirenti andıran koridorları ve az aydınlatan şerit ışıklarıyla depresif mekân, zaten herkesi strese sokacak bir ortamdır ama örtük, belki de tesadüfi, ırkçı davranışlar Cafer’i daha da huzursuz etmektedir.

Bir bakıma Cafer’in durumu o kendisini devamlı irkilten farelerden pek farklı değildir. İş yerinin koridorları arasında koşuşturan sonra da evinin iç kapatıcı havasız atmosferinde hapsolan Cafer’in yaşamı bir deney faresininki kadar anlamsız ve maksatsızdır sanki.

Üç çocuklu, iki büyük kızı ile çok güzel bir ilişkisi olan aile babası Cafer, yeni doğmuş bebeğinin süt emmesine şaşkınlıkla bakarken evinde de aradığı huzuru bulamaz. Doktorasını yapmakta olan karısı Nora (Sandra Hüller), Cafer işte farklı davranıldığını, küçümsendiğini, özellikle beraber çalıştığı ve onu devamlı aşağılayan Urs’un onu maillerden bilinçli olarak çıkardığını anlattığında, bütün bunları belki de etnik kökeni yüzünden değil, onu kişi olarak itici buldukları için yaptıklarını söyler. Zaten Nora’nın annesiyle de bir ırkçılık sorunu yaşayan, ya da Morina’nın çok etkileyici muğlaklığıyla böyle olduğuna inanan Cafer, evindeki bu son anlayışsızlıkla daha da çığırından çıkaracak, evinde de aynen işindeki gibi paranoyakça davranmaya başlayacaktır…

Bir ara Cafer Nora’ya bir Arnavut atasözü aktarır: “Elma ağacından düştüğü için hastaneye yatırılan yaşlı bir adam, sadece kendisi gibi elma ağacından düşen ziyaretçileri kabul etmiş” Bununla, kendi yaşadıklarını yaşamayan birinin onun başına gelenleri katiyen anlamayacağını belirtir.

Morina, ustalıklı senaryosunda, Cafer’in paranoyasını müthiş incelikli ayrıntılarla örerek, Cafer’in geriliminin en uçuk kaçık anında küçük bir gerçeği ortaya sürer. Böylece öykü hep Cafer’in bütün bunları gerçekten yaşayıp yaşamadığının kesin olarak belli olmadığı gerçek ile gerçeküstü arası bir mekân ve zamanda geçer.

Sonuç olarak “Yabancı”, tüm dünyayı ilgilendiren yabancı düşmanlığı konusuna ustaca eğilen, son derece ilginç, satır aralarındaki gizli ve karanlık mizahıyla da çok etkileyici, iyi yazılmış iyi oynanmış bir film. Hem görsel hem duygusal olarak epey iç kapatıcı olduğunu da eklemem gerek.

Yönetmen / Senaryo : Visar Morina

Görüntü Yönetmeni : Matteo Cocco

Kurgu : Laura Lauzemis, Hansjörg Weißbrich, Visar Morina

Müzik : Benedikt Schiefer

Oyuncular : Misel Maticević, Sandra Hüller, Rainer Bock, Thomas Mraz

Almanya-Belçika-Kosova / Dram / 121 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here