!f istanbul bağımsız filmler festivali 2019

“!f istanbul” yeniden

Arkalarında hiçbir kurum desteği olmayan iki genç kızın, Serra Ciliv ve Pelin Turgut’un bir gençlik hevesi olarak başlattıkları “!f istanbul bağımsız filmler festivali” 17 yıl aralıksız devam ederek kendi evrimini tamamlamış, zamanla Uluslararası İstanbul Film Festivali’ni de etkileyerek onun da gelişim ve değişimine katkıda bulunmuştu. Kentimizin başa baş giden bu en önemli iki festivali, bir terazinin iki kefesi gibi bazen birbirine yaklaşan, bazen de taban tabana zıt gösterimlerle birbirini dengeleyen, tamamlayan iki oluşum hâline gelmişti.

Başlangıcından bir süre sonra o zamanki AFM Sinemaları’ndan sponsorluk desteği almaya başlayan !f, sinemalar da hâlen Türkiye’nin en büyük sinema zinciri olan MARS CİNEMA GROUP tarafından satın alındığında, ana sponsor Cinemaximum desteğiyle gelişimine devam etmişti. Bu sponsorluk karşılığı olarak isim hakkını alan Cinemaximum ile Festival Yönetimi yıllarca uyum içinde birlikteliklerini sürdürmüşlerdi.

Geçen yıl Güney Kore’nin en büyük sinema kompleksi CJ CGV, Mars Gurubunun %51 hissesini satın aldığında yeni yönetim, festivalin 18. Yılına hazırlanmakta olan Ciliv ve Turgut’un işine son vermiş, sinemasever izleyicilerden ve eleştirmenlerden gelen tepkilere cevaben ileri tarihte Türk Sineması ağırlıklı bir festival yapılacağı gibi muğlak ifadeler hiç kimseyi tatmin etmemişti.

CJ CGV, infial yaratan bu yeni yönetimde değişikliğe giderek, yeni şeklinin boykot edilme ihtimali olan festivali yılların gelenekselleştirdiği şekilde devam ettirmeye karar vererek “!f ruhu” başlığı altında ”!f İstanbul 17 yıldır bir beraberlik alanı olarak büyüdü, çok seslilik ile bağımsız ruhunu oluşturdu ve genişletmeye devam etti. !f İstanbul’un temel amaçlarından biri her zaman farklı olanı söyleyecek yeni bir sözü olanı bu ruh etrafında birleştirmek oldu. Bugüne bakıldığında, tüm !f katılımcıları ve paydaşları isimlendirilmemiş “!f Kavramları” ile sürdürülebilir bir iletişim kurdu ve kurmaya da devam edecek.” diyerek işe girişti.

Bu iyi niyetli çabayı, özellikle kentin en önemli festivalini yeniden eski canlılığına kavuşturacaksa desteklemek boynumuzun borcu. Tabii ki Serra Ciliv ve Pelin Turgut’a teşekkürlerimizi ve sevgilerimizi bir kez daha yollamayı unutmadan.

Gelelim bu yıl 13 ilâ 22 Eylül tarihleri arasında yapılacak olan “18.!f istanbul bağımsız filmler festivali”nin programına.

Önce yarışmalarla başlayalım:

Benim için 17 yıl boyunca !f’in en heyecan verici bölümü, çok sayıda yeni dehanın emsalsiz filmlerini ilk kez izlediğim “!f Keşif” başlıklı uluslararası yarışma olmuştur. Festivalin uluslararası jürinin seçtiği en iyi filmi 10.000 dolarlık bir ödülle desteklediği bu bölümde 11 film yarışıyor. Bu filmleri değerlendirecek SİYAD Jürisinde yer aldığım için, değerlendirmesini ödüller verildikten sonra yapacağım bu bölümle ilgili başka söz söylemeden izleyicileri keşfetmenin heyecanına davet ediyorum.

Bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek olan “!f Ulusal” ile doğduğu coğrafyanın film yaratıcılarını destekliyen festival “En İyi Film”e 100.000 TL ödül veriyor. Yarışma seçkisinde “Görülmüştür” (Serhat Karaaslan), “Güvercin Hırsızları” (Osman Nail Doğan), “Kader Postası” (Elif Akarsu Polat, Çiğdem Bozali), “Peri: Ağzı Olmayan Kız” (Can Evrenol), “Saf” (Ali Vatansever) ve “Suç Unsuru” (Süleyman Arda Eminçe) var. Ulusal filmlerin çoğu, hemen ardından başlayacak Altın Koza ve Altın Portakal’da yarışacağından biraz cılız bir seçki ama başata Can Evrenol’un “Peri”si olmak üzere keşfedilmeye değer filmler var.

!f Kısalar” yarışması Türkiye’den Kısalar Ulusal Öğrenci Yarışması ve Türkiye’den Kısalar Ulusal Yarışması kapsamında her kategoride birer filmi 5.000 TL ile ödüllendiriyor.

Festivalin gelenekselleşmiş bölümlerinden “!f Galalar”da dünya festivallerinden, çok konuşulan, heyecanla beklenen uluslararası filmler var.

Tabii ki en büyük merakla bekleneni İsveç’in yaşayan en büyük sinema dehası Roy Andersson’un tüm güzelliği, acımasızlığı, görkemliliği ve banallığı ile insan hayatına benzersiz bir ayna tuttuğu son filmi “Om Det Oändliga / About Endlessness”.

Sokurov’un öğrencisi genç Rus yönetmeni Kantemir Balgakov’un, Cannes’dan “Un Certain Regard” En İyi Yönetmen ödüllü “Dylda / Beanpole / Fasulye Sırığı” da heyecanla beklenen filmlerin başında geliyor.

Meksikalı aykırı yönetmen Carlos Reygadas’ın 6 yıl aradan sonra çektiği üç saatlik filmi “Nuestro Tiempo / ” ve Jim Jarmusch’un Cannes’da olay yaratan trajikomik zombi filmi “The Dead Don’t Die / Ölüler Ölmüyor” ünlü sinemacılardan beklenen diğer filmler.

Ayrıca seçkide göreceli olarak daha az tanınan yönetmenlerin çok iyi eleştiriler almış olan , “ / Bu Berlin Değil” (Hari Sama), “Lara” (Jan Ole Gerster), “Les Misérables” (Ladj Ly), “Tarde Para Morir Joven / Artık Genç Ölmek İçin Çok Geç” (Dominga Sotomayor), “The Death of Dick Long / Dick Long’un Ölümü” (Daniel Scheinert), “The Souvenir” (Joanna Hogg), “The Unknown Saint” (Alaa Eddine Aljem) ve “To Live To Sing” (Johnny Ma) filmleri de var. Koparıldığı vücudun sahibini yeniden bulabilme umuduyla diseksiyon laboratuarından kaçan ve şehrin akıl almaz tehlikeleriyle baş başa kalan kesik bir elin macerası “J’ai Perdo Mon Corps / Bedenimi Kaybettim” adlı ilginç Fransız animasyonunu da unutmayalım

!f istanbul’un en belirgin özelliklerinden biri de benzersiz belgeselleridir. Bu yıl, “Sanat Hayat İçindir!” seçkisinde dünya festivallerinde ilgi görmüş, sanatçılara ve sanata dair 8 ve “Bilinmeyen Bilinenler” seçkisinde, bildiğimizi bilmediğimiz duygu, tecrübe ve gerçeklere dair 7 adet olmak üzere birbirinden ilginç 15 belgeseli programa alınmış. Hepsi birbirinden ilginç ama, tüm sinema tarihinin en özel filmlerinden “Loving Vincent”ın yapım öyküsünü anlatan “Loving Vincent: Impossible Dream” ve Çin’de 2015 yılına kadar devam eden “Tek Çocuk” politikasının travmatik etkilerini, yalın bir dille irdeleyen “Tek Çocuk Cumhuriyeti” kanımca kaçırılmaması gerekenlerden.

!f Gökkuşağı seçkisindeki dört filmden ikisi de kaçırılmaması gereken belgeseller arasında yer alıyor.

David Charles Rodrigues’in yazıp yönettiği “Gay Chorus Deep South” LGBTQ karşıtı yasalar ve bölücü 2016 seçim dalgasına tepki olarak Amerikan Derin Güney turuna çıkan San Francisco Gay Erkekler Korosu’nun yolu Oakland Interfaith Gospel Korosu ile kesiştiğinde yaşananları öykülerken müziğin insanları birleştirebilme büyüsünün somut bir örneğini veriyor.

İsrailli yönetmen Tomer Heymann, sansürsüz özel versiyonu ile !f İstanbul 2019’da yer alacak olan “Jonathan Agassi Saved My Life” ile dünyanın en başarılı gay porno yıldızlarından Jonathan Agassi’nin ilginç yaşamına ve benzersiz ana-oğul ilişkisine odaklanırken gay porno ve escort sektörünü de mercek altına alıyor. Seçkinin diğer iki filmi “Fin De Siglo / End Of The Century” (Lucio Castro) ile “Yo Imposible / Being Impossible” (Patricia Ortega) epey iyi eleştiriler almış iki kurmaca çalışma.

Yeni kodlara, anlamlara, şekillere, biçimlere yer veren “!f Deneysel”, uluslararası deneysel ve interaktif üç çalışma sunuyor: “Demons / Şeytanlar” (Daniel Hui), “Lysis” (Rick Ostermann) ve “M (experimental film)” (Anna Eriksson).

Genç bireylerin sorunlarına odaklanan “!f Jenerasyon” seçkisinde yer alan “Old Boys” (Toby Macdonald), “Føniks / Dönüşüm” (Camilla Strøm Henriksen), “Giant Little Ones / Devasa Minik Sorunlar” (Keith Behrman), “Pour Vivre Heureux / Mutlu Bir Hayat İçin” (Salima Glamine, Dimitri Linder) ve “Psychobitch / Çatlak Kız” (Martin Lund), genç sinemaseverlerin oylarıyla belirlenecek izleyici ödülleri için yarışacak.

Korku ve gerilim ağırlıklı “!f Karanlık ve Köşeli”de üç film var: “Koko-Di Koko-Da” (Johannes Nyholm), “Luz” (Tilman Singer) ve “Morto Não Fala / The Night Shifter” (Dennison Ramalho)

Geleceğin seyircilerini ve sinemacılarını da unutmayan festival, “!f Çocuk” bölümünde bir uzun metrajlı animasyon ile, iki seansta göstereceği altı kısa filmle çocuklara yönelik bir program da hazırlamış.

Bu yıl, “!f KültDavid Lynch’in dehşetli, zihninin karanlık girdaplarından taşan üç uzun, altı kısa metraj filme yer veriyor.

Ulusal sinemamızın belleğine odaklanan “!f Efsaneler”, dönemlerinin beş efsanesini programına alıyor: “Ağır Roman”, C Blok”, “Eşkıya”, “Salkım Hanımın Taneleri” ve “Tabutta Rövaşata”. Burada eleştirel bir notum var. Bu kadar iddialı bir başlığın altında tüm zamanların en iyi Türk filmi olan Yılmaz Güney’in “Umut”unu ya da Lutfi Akad, Metin Erksan, Ömer Kavur gibi gerçek efsanelerin bir filmini görmek isterdim ben.

Festivalin “Özel Gösterimi”, Goethe Enstitüsü ve İsrail Konsolosluğu destekleriyle Kadıköy Sineması’nda gerçekleştirilecek olan Murnau‘nun ”Nosferatu‘” filminin İsrailli müzisyen ve besteci Ellyott‘un film için bestelediği canlı performans eşliğinde gösterilmesi olacak.

18. !f istanbul bağımsız filmler festivali’nde izleyeceklerimizi kısaca tanıtmaya çalıştım. Yakında filmlerle ilgili izlenimlerimi paylaşmak üzere hepinize iyi seyitler dilerim.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here