Geber Aşkım / Die, My Love

MUTSUZLUK VE ÇIKIŞSIZLIK ÜZERİNE BİR FİLM

Lynne Ramsay’in kara komedi, psikolojik draması “GEBER AŞKIM” MUBİ’de

Film kırsalda yalnız yaşayan, annelik ve evlilikle mücadele eden bir kadının psikolojik çöküşüne odaklanıyor. “Geber Aşkım”anne olmakla baş edememe filmi değil. Film kadın kahramanını yargılamaz, onun hakkında son sözü söylemez. Bunu seyirciye bırakır.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Arjantinli yazar Ariana Harwicz’in aynı adlı çoksatar romanından uyarlanan, Lynne Ramsay’ın yönettiği “Geber Aşkım / Die My Love” dünya prömiyerini 2025 Cannes Film Festivali’nde yaptı. Lynne Ramsay’in Alice Birch ve Enda Walsh ile birlikte uyarladığı senaryoda, yalnız ve tutkulu bir kadının kocasının amcasından miras kalan Montana’daki geniş bir evde, yeni doğmuş bebeğiyle bütün gün yalnız kalması sonucu kontrolünü kaybedişini izliyoruz. Film, Ariana Chemin takma adıyla Ariana Harwicz’in oldukça karanlık ve içsel bir metin olan romanına dayanıyor. Film kırsalda yalnız yaşayan, tecrit hayatı yaşayan, annelik ve evlilikle mücadele eden bir kadının psikolojik çöküşüne odaklanıyor. Ramsay’in sineması psikolojik derinlik, görsel yoğunluk ve karakter odaklı hikayeleriyle tanınır. Bu yüzden “Geber Aşkım” gibi bir romanın sinemaya uyarlanması onun tarzına oldukça uygun görülüyor. Çağdaş Latin edebiyatının en çarpıcı ve en çıkan roman bir kadının zihninden anlatılır. Kocasıyla olan ilişkisi, ev hayatı ve kendi iç dünyası arasında sıkışmış durumdadır. Bu kadın depresyon, kaygı bozukluğu ve potansiyel olarak ciddi psikolojik sorunlar yaşamaktadır.

Aklından geçen şiddetli düşünceler ve duygusal patlamalar, izleyiciyi rahatsız edici bir yakınlığa çeker. Film, izleyicide huzursuz yaratma işlevini layıkıyla yerine getirir. Film boyunca kadının neyin gerçek, neyin hayal olduğunu ayırt edemediği bir dünyaya tanıklık ederiz. Zihinsel çöküş yaşayan kadının içinde bastırılmış cinsellik, arzu ve şiddet birbirine karışır. Klostrofobik bir atmosfere sahip filmde gerçeklikle hayal arasındaki sınırlar bulanık kalır. Edebiyatta kadın öfkesini ve ruhsal çöküşünü yoğun ve çarpıcı şekilde ele alan romanıyla Ariana Harwicz, Sylvia Plath ve Clarice Lispector gibi isimlerle kıyaslanır. Film, Jackson (Robert Pattinson) ve Grace’ın (Jennifer Lawrence) bebek sahibi olmadan önce bir akrabadan miras kalan taşra evinde dolaştığını gösteren sabit kamera çekimleriyle başlıyor. N.Y.’tan Montana’daki orman içindeki evine yerleşen Grace’a, kocası büyük Amerikan romanını yazacağı odayı gösterirken, onların uyumlu, tutkulu bir aşkla bağlı bir çift olduklarını zannederiz. Grace’ın uyumsuzluğuyla izleyiciyi huzursuz kılan, halüsinasyon dolu filmde Grace ile Jackson’un bebekleriyle birlikte bir çocuk doğum günü partisine katılırlar. Parti, onlar gibi genç ebeveynlerle doludur. Ancak Grace’ın davranışı değişken ve gariptir.

DEPRESYON, KAYGI BOZUKLUĞU

Filmde Grace’ın kendisinden beklenen romanı yazması konusunda bir hevesi olduğuna dair tek bir sahne yok. Başlangıçta Jackson ve Grace son derece mutludurlar, sürekli seks yaparlar, sonra bazen, daha sonra hiç yapmazlar. Grace’ın kocasının sadakatine dair şüpheleri, doğum sonrası depresyonunu daha da kötüleştirir. Libidosu yüksek bir kadın olan Grace, kocasının artık kendisiyle cinsel ilişki kurmamasını, onun başka kadınlarla ilişkisi olduğu şeklinde yorumlanır. Çocuklarının doğumundan birkaç ay sonra Grace’ın yeni hayatında artık mutsuz, çaresizlik, çıkışsızlık yaşayan bir kadına dönüştüğünü görürüz. “Geber Aşkım” anne olmakla baş edememe filmi değil. Anne olarak sorumluluklarını yerine getiren, bebeğini seven bir kadın olan Grace’ın mutsuzluğunun neden kaynaklandığı konusunda izleyiciye bilgi verilmez. Grace bir otoparkta gördüğü bir adam hakkında hayal kurmaya başlayınca gerçeklik, baş döndürücü bir halüsinasyona dönüşmeye başlar; bu adam, komşu bir ormanda periyodik olarak hızla geçen bir motosikletli adamla birleşir.

Grace’ın uyku ve bilinç arasındaki sınır bulanıklaşır. Bu durum, evin önünden hızla geçen motosikletçinin (LaKeith Stasnfield) yavaşlayıp, kaskının ardındaki görünmez bakışlarıyla ona dik dik baktığı tekrarlayan fantezisinde de kendini gösterir. Motosikletçi belki de erotik bir fantezi değil. Eğer seks yapmak için can atıyor ve kocanız size dokunmuyorsa her şey mümkün. Jackson’ın annesi Pam (Sissy Spacek), Grace’ın işleri iyi idare edemediğini gören tek kişi. Güçlü ve pratik bir kadın olan Pam, gecenin ortasında uyanıp, elinde tüfeği evden uzaklaşıp yollara düşen bir kadın. Grace dengesiz bir hayat sürerken, çıkışsızlığına çare bulmak için Jackson’a kendisine yardım etmesi, destek vermesi mesajları yolluyor. Bunu gören Jackson aralarındaki ilişkinin eski günlerdeki mutlu günlerine dönmesi için çaba gösteriyor, ama bunu becerebildiğini söylemek zor.

Lynne Ramsay’in filmografisine göz attığımızda, edebiyat uyarlamalarına, özellikle kadın kahramanların ruh yapılarını analiz eden eserlerin uyarlamalarına ilgisi olan bir yönetmen olduğunu söylemek mümkün. “Hiçbir Zaman Burada Değildin / You Wewre Never Really Here”, “Kevin Hakkında Konuşmalıyız / We Need To Talk About Kevin”de olduğu gibi “Geber Aşkım”da da kadın karakterlerini yargılamaz, onların hakkında son sözü söylemez. Bunu seyircisine bırakır. “Geber Aşkım” enerjisi kontrolsüz ve agresif bir kadının, mutsuzluk ve uyumsuzluk üzerine son derece sert, öfkeli bir film. Grace doğumdan sonra kocasıyla artık yürüyemeyen bir ilişkinin içinde hapsolmuş durumda olduğunu görüyor. Ancak mutsuzluğundan kurtulmanın yolunu bulamıyor. “Geber Aşkım”ın bu yönüyle çıkışsızlık üzerine, çözüm bulamamak üzerine bir film olduğunu söyleyebiliriz. Film bu yönüyle Lynne Ramsay’in başyapıtı “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”ı akla getiriyor.

KLOSTROFOBİK ATMOSFER

Zor bir çocuk olan Kevin büyüdükçe söylediği ve yaptığı tehlikeli işler yüzünden üzdüğü annesi Eva tarafından sevilmekte zorlanıyor. Başarılı bir yazar olan Eva oğlunun sebebiyet verdiği her şeye katlanmak zorundadır. Sorumluluk duygularıyla boğuşan Eva, Kevin’in yaptıklarında kendi suçu olup olmadığını sorgular. “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”ın öncesi hissini veren psikolojik dram “Geber Aşkım”, yeni anne olduktan sonra akıl sağlığını korumaya çabalayan Grace’ı izliyor. Lynne Ramsay : “Bu hikayenin merkezinde aşkın karmaşıklığı ve zaman içinde nasıl değişip dönüşebileceği var.” diyor. Ramsay’in bu son başarısında Martin Scorsese’nin de payı var. Ariana Harwicz’in romanını okuduğunda konunun sinemaya uygun olduğunu gören ve Ramsay’e öneren Scorsese filmin yapımcıları arasında. Herkes doğum sonrası depresyon ve psikoz hakkında bilgi sahibidir. Bu durum medyada, tıp ve kadın dergilerinde geniş yer bulur. Destek grupları var, ilaçlar var. Ancak bu, daha karanlık, daha kontrol edilemez duygu ve davranışlara yönelik dalgalanmanın azaldığı anlamına gelmez.

Uykusuz kalmak, sürekli ağladığınızı itiraf etmek yetmez, sürekli sempati görme ihtiyacını hissedersiniz. Film, Grace’ın deneyimlerinden çok, Grace’ın içinden nasıl hissettiğinin öznel bir ifadesi. Bazen seksi, bazen sakar, bazen aptalca davrandığını gördüğümüz Grace ve kararsızlık içinde kıvranan Jackson’ın geçmişleri hakkında hiçbir fikrimiz yok. Belki de buna ihtiyacımız yok. Film Jackson’ın amcasının intiharı hakkında da bilgi vermiyor. Roman ve film açıklama sunma ihtiyacını hissetmez. Jackson’ın işi icabı evden uzun süre ayrı kaldıktan sonra getirdiği köpek hiç susmuyor. Ve Grace’ın aklını kaybetmeye başladığını görüyoruz. Grace’ın hayal gücü gördüğü her şeyi felaketleştirir, acı verici şiddetli krizlere yol açar. Ve hayal gücünün kurgusunda melodramatik bir kendine zarar verme biçimi oluşturur. Bir dizi yara iyileşmeye başlar başlamaz, kendine bir başka yara daha açar. Bu rolde, bebeğinin uyku saatlerinde roman yazacağı söylenen Grace’ta Jennifer Lawrence kariyerinin en parlak kompozisyonlarından birini çiziyor.

Tebessümüyle perdeyi aydınlatırken görmeye alıştığımız Jennifer Lawrence’a Grace rolü, mutluluk içinde gülümseyen bir kadın portresi çizmesine pek uygun düşmüyor. Ancak usta oyuncu Grace’i sadece depresyon içinde kıvranan, hayatına bir yön vermeye çalışan bir kadın olarak değil, acı çeken ve bir aile kurmayı arzulayan bir kadın olduğunu doğru yorumlayan performansıyla öne çıkıyor. Oscar Ödüllü aktrisin 2026’ın adayları arasına giremeyişi şaşkınlık yarattı. Robert Pattinson, işi nedeniyle çoğu zaman evden uzakta olan ve torpido gözünde bir kutu prezervatif taşıyan, karısına yardım edemeyen Jackson rolünde başarılı. Sissy Spacek komşu evde yaşayan, bunama hastası kocasına (Nick Nolte) bakmanın stresi yüzünden uyurgezer, manyakça görülen Pam rolünde. Yönetmen Lynne Ramsay ile bitirecek olursak, 57 yaşındaki Glasgow doğumlu İskoç yönetmenin 6 uzun metrajlı filmi var. İlk flmi “Ratchatcher” 1999 Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde dikkati çekti. 3 yıl sonra aynı festivalin ana yarışmasında “Kevin..” çok beğenildi. 2017’de “Hiçbir Zaman Burada DeğildinJoaquin Phoenix’i Cannes’ın En İyi Aktör’ü yaptı, aynı festivaldeki “Kutsal Geyiğin Ölümü” ile Lynne Ramsay En İyi Senaryo Ödülünü kucakladı.

Filmi vizyonda kaçıranlar MUBİ’de izleyebilirler

Yönetmen : Lynne Ramsay

Senaryo : Enda Walsh, Lynne Ramsay, Alice Birch

Görüntü yönetmeni : Seamus McGarvey

Kurgu : Toni Froschhamme

Oyuncular : Jennifer Lawrence, Robert Pattinson, LaKeith Stanfield, Sissy Spacek, Nick Nolte

ABD / Dram / 118 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz