Köpek ve Yıldızlar / The Dog Stars
Yaşamak için hayatta kalmak yeterli mi?
Bir virüs çıkar ve ilacı, çaresi gerçekleştirilene kadar herkes ölür! Bütün bir uygarlık çöp olur. Büyük kentlerde sağ kalanlar çeteler kurarak yağma ve katliama girişir. Kötüler hayatta kalır ya her zaman. İyiler ise hayatta kalmak ya da kötü olmak arasında seçim yapmaya zorlanır.
Ridley Scott’un bilim kurgu dalındaki şöhreti malum. Yeni filmi Dog Stars da türü sevenler tarafından ilgiyle bekleniyordu, nitekim basın gösterimi sırasında Kanyon’un koca salonu neredeyse doluydu!
Film gösterilen ilgiyi hak ediyor mu? Bu türü sevenler için evet! Distopik olması dışında beni çok etkilemedi, üstelik sanki bir dejavü durumu, yani daha önce benzer o kadar çok film seyrettik ki, burada tek farklı olan yönetmenin ve ilham aldığı Peter Heller’in aynı adlı kitabından kotarılmış senaryonun yaşadığımız pandemi döneminin etkisi altında kalmış olması.
Bir virüs çıkar ve ilacı, çaresi gerçekleştirilene kadar herkes ölür! Bütün bir uygarlık çöp olur. Büyük kentlerde sağ kalanlar çeteler kurarak yağma ve katliama girişir. Kötüler hayatta kalır ya her zaman. İyiler ise hayatta kalmak ya da kötü olmak arasında seçim yapmaya zorlanır. Çok az da olsa hayatta kalan insanlar vardır, olacaktır. Nasıl? İşte onu izliyoruz filmde.
Çeteleşmiş kötüler, silahlanıyor ve hayatta kalanlara da saldırıyor, niye? Kötü oldukları için. Basit bir klişe. Hayatta kalmak için yapılabilecek farklı şeyler yok mu?
İyiler, saklanıyor, kendilerine koruma duvarları kuruyor ama insanlığın ilk dönemlerindeki gibi avcı toplayıcı olarak yaşamak ve hayatta kalmak da kolay değil. Yine de mekanisyen yakışıklı delikanlı Jacob Elordi, ki bence filmde izlenecek en güzel şey oydu, boş kalmış bir uçak hangarında eski tüfek bir askerle birlikte yaşama tutunuyor. Demek ki her dönem işe yarayacak meslekler var. Onarıp çalıştırdığı pır pır uçağıyla yiyecek bulmaya ve etrafı kolaçan etmeye gidiyor. Yaklaşan tehlikeleri izliyor, bulduğu yiyecek, ilaç ve benzinle hayatı devam ettiriyor, eski askerin de yardımıyla.
Yaşadılar da. Ama bu kadarla yaşanır mı? Yaşamak için hayatta kalmak yeter mi? Bir gelecek yok mudur? İşte o arayış, filmin ana temasını oluşturuyor. Eski tüfek, yaşından ve deneyimlerinden olsa gerek, bulunduğu yerde savunma halinde kalmaktan yana, genç adam ise geleceği için, hayatta kalmış başka bir uygarlık arama peşinde ve en büyük arkadaşı köpeği, en büyük merakı da geceleri gökteki yıldızlar…
Filmde yönetmenin oluşmuş şöhretini pekiştirecek bir olağanüstülük yok. Sıradan bir distopik film olmuş, hani televizyon filmi gibi. Evet insanlar kötü, vahşice saldırıyorlar, öldürme sahneleri, kopan kafalar, uçuşan uzuvlar filan, terk edilmiş şehirler, yıkılmış, niyeyse, evler; ergen çocuklar için heyecan verici. Büyükler de Mormonların hayatta kalış meselesiyle ilgilensin, ya da kahramanımızın cenneti bulacağım heyecanıyla gittiği yeni yerde, tuzağa düştükleri insanların kötü taklitleriyle.
Hiç mi umut verici bir şey yok? Amerikan rüyasında olmaz mı? Bir güzel doktor adayı kız ve şüpheci babası çıkar ve yeni bir hayatın tohumları atılır hep beraber. Distopik filmler hep iyi biter, en azından umutla. Ama bu kadar ünlü bir yönetmenin bu kadar ucuz klişelerle film yapmasında hiçbir umut bulamadım! Sıcak havada serin bir sinema salonu dışında…
Yönetmen : Ridley Scott
Senaryo : Mark L. Smith
Görüntü Yönetmeni : Erik Messerschmidt
Müzik : Harry Gregson-Williams
Oyuncular : Jacob Elordi, Josh Brolin, Margaret Qualley, Guy Pearce, Benedict Wong, Allison Janney
ABD / Gerilim-Macera-Aksiyon-Dram / 118 Dk.









