40. İKSV ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ

ULUSAL YARIŞMA 4

“9,75”

1974, Gelibolu doğumlu, Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema mezunu Uluç Bayraktar, kariyerine televizyonda Çağan Irmak‘ın dizilerinde yönetmen yardımcısı olarak başlamış, zamanla yönetmenliğe geçerek 1. İsmail Cem Televizyon Ödüllerinde 2010 En İyi Yönetmen Ödülünü almış, “Ezel”, “Son” ve “Karadayı” gibi popüler dizileri de yönetmiş. Birkaç yıldan beri sinemaya geçmek isteyen Bayraktar, uzun süre çekeceği hikâyeyi aramış, bu süreçte Mehmet Eroğlu’yu keşfetmiş ve yazarın tüm romanlarını okumuş, Eroğlu’nun “9,75 Santimetrekare” romanını okuduktan sonra ise, bu kitabın mutlaka sinemaya uyarlanması gerektiğine karar vermiş. Yapımcılığını üstlendiği, senaryosunu Damla Serim ile birlikte yazdığı ve yönettiği, Almanya’nın en saygın bağımsız sinema festivali Snowdance’da 2021 En İyi Film ve En İyi Senaryo Ödülleri kazanan ilk sinema filmi “9,75” (2020), Mehmet Eroğlu’nun söz konusu özgün romanının uyarlaması.

9,75”, yalnız yaşayan, alt kat komşusu transseksüel Marilyn (Eylül Dursun) dışında pek kimseyle görüşmeyen romancı Ahmet’in (Nejat İşler), ölümle yaşam, doğu ile batı arasında kalmış hikâyesini anlatır. Ahmet, doksanlı yıllarda Güneydoğu Anadolu’da, Şırnak yakınında Gabar dağlarında yedek subayken karıştığı bir olayın, tüm yaşamını etkilemiş olduğunu bilir ama, olayda Zinar (Cahit Şahin Yalçın) adlı bir çocukla karşılaştığını anımsasa da, bu karşılaşmanın hiçbir ayrıntısını hatırlamaz. Buna rağmen Zinar’ın yaşamına odaklanan bir roman yazmakta olan Ahmet 2013’te, beyninde acilen alınması gereken bir tümör olduğunu öğrenir. Ameliyattan önce romanını bitirmeye kararlı olan Ahmet, ona hâlâ bağlı eski bir askerinin (Berkay Ateş) yardımıyla eski birliğinde Gabor dağlarındaki olayı hatırlatacak birinin peşine düşer. Bu sırada evinin hemen dibinde yaşanmakta olan Gezi olayları bir şiddet sarmalına dönüşür. Gezi’de polis şiddetinden kaçanları zaman zaman evinde barındıran Marilyn, dairesinin gazdan etkilenenlerle dolduğu bir gün Ahmet’ten iki kişiyi misafir etmesini istediğinde, Ahmet Serap’la (Funda Eryiğit) tanışır. Çok zor bir çocukluk geçirmiş olan, yetimhanede büyüyen, kendisi gibi bir kayıp ruh olan trans arkadaşı Marilyn ile onu sık sık arayan eski askeri dışında hiç kimseden sevgi görmemiş, hiç kimseye de yakınlık duymamış olan 43 yaşındaki Ahmet’le 30’lu yaşlarındaki Serap arasında başlayan dostluk ilişkisi giderek büyük bir aşka dönüşür. Ahmet, aşkın, ölümün ve geçmişin iç içe geçtiği bu yolculuğun sonunda en büyük korkusuyla yüzleşmek zorunda kalır.

Uluç Bayraktar, belli ki çok sevmiş olduğu romanı uyarlarken elinden geldiğince metne sadık kalmaya çalışmış. Tamamen sözcüklerin lisanı ile anlatılan bir öyküyü resimlerin diline aktarmak tabii ki güç bir iş. Filmi izlerken, romanın kimi zaman senaryoyu olumsuz etkilemiş olduğu izlenimine kapılmadım değil. Örneğin, katmanlı bir siyasi ve toplumsal mesajı da olan “9,75”, Kürt sorununu çekirdek ailenin yaşamak zorunda bırakıldıkları üzerinden başarıyla eleştirilirken, yakın tarihimizin kırılma noktalarından biri olan Gezi Olaylarını göreceli olarak geride bırakarak filmin arka planına alıyor. Yine de filmi iki saate yakın süresi boyunca büyük ilgi ile izlediğimi, hatta bende romanı okumak arzusu uyandırdığını belirtmek isterim..

Senaryoda katılmadığım kısımlar olsa da, Uluç Bayraktar’ın anlatımını başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Film, ikisi Ahmet’in çocukluğu ile askerliği olmak üzere geçmişte, biri öykünün bugünü olan 2013’de, sonuncusu da romanın düşsel dünyasında olmak üzere, dört ayrı zaman ve mekân diliminde anlatılıyor. Üçünde Türkçe, birinde Kürtçe konuşulmasına, her bölümde farklı oyuncular olmasına karşın hikâyede, hepsinin ustaca harmanlandığı bir akıcılık ve bütünlük var. Bayraktar, filmin hemen başında Ahmet’i bir gaz bulutundan çıkararak, pencereden izlenenlerin ve etkileyici ses tasarımının da desteğiyle, metinde fonda bırakılmış olan Gezi olaylarının varlığını her an duyumsatıyor.

9,75”in, teknik düzeyi de başarılı. Soykut Turan’ın Avi Medina’nın özgün müziğinden de destek alan, farklı dünyaları farklı tonlamalarla yansıtan görselliği çok etkileyici. Filmin final sekansı, hem duygusal hem görsel olarak kolay unutulur gibi değil. Ses tasarımı, sadece efektlerle değil, konuşmaların anlaşılırlığı ile de dört dörtlük. Ama filmin en büyük kozu müthiş oyuncu ekibi.

Film sonrası sohbette Uluç Bayraktar, kitabı okurken Mehmet Eroğlu’nun Ahmet karakterini Nejat İşler için yazdığını düşündüğünü belirtmişti. Gerçekten de, ekranda göründüğü ilk günden beri, küçüklü büyüklü rol demeksizin oynadığı her karaktere benzersiz bir yorum getirmiş olan deneyimli oyuncu, filmin hemen her karesinde yer aldığı kariyerinin belki de en güzel performanslarıyla kuşağının en iyisi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. 2021 Bengladeş Dhaka Festivalinde aldığı En İyi Erkek Oyuncu Ödülünün, “9.75” ile alacağı çok sayıda ödülün birincisi olduğu kanısındayım.

Ama ekip İşler’le bitmiyor. D22’de karşımıza çıktığından beri hem tiyatro, hem TV hem sinemada müthiş başarılı bir tempo sürdürmüş olan, eldivenlerini takıp çıkarır gibi kişilik değiştiren Berkay Ateş, burada da bambaşka bir karaktere ustalıkla can veriyor. Tiyatroda oynadığı her rolle tüm en iyi kadın oyuncu ödüllerini toplamış olan, hem dizi sektöründe hem sinemada aynı düzeyi tutturmuş olan, üstelik sahnenin ve ekranın en güzel kadınlarından olan Funda Eryiğit’i Serap olarak izlemek başlı başına bir olay. Ya saçının her teli bir ton daha beyazladıkça ustalığı katlanarak zirve yapan Menderes Samancılar! Bitmedi! Misafir oyuncu olarak her zamanki dört dörtlük düzeyle karşımıza çıkan Ercan Kesal ile Şebnem Bozoklu da var.

Sonuç olarak, roman uyarlaması denen nankör işin altından rahatlıkla kalkmış, çok iyi çekilmiş, çok iyi oynanmış bir film. Sanırım vizyona girmeden önce epey festival dolaşacak. Mutlaka izleyin derim.

Yönetmen : Uluç Bayraktar

Senaryo : Damla Serim, Uluç Bayraktar

Görüntü Yönetmeni : Soykut Turan

Kurgu : Serdar Çakular

Müzik : Avi Medina

Oyuncular : Nejat İşler, Berkay Ateş, Şebnem Bozoflu, Eylül Dursun, Funda Eryiğit, Ercan Kesal, Menderes Samancılar, Cem Uslu, Cahit Şahin Yalçın, İsmail Mirhat Zarg, Yusuf Mirza Zarg

Türkiye / Dram / 117 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here