Annabelle 3  /  Annabelle Comes Home

Lanetli bebeğin dönüşü…

Yönetmen James Wan, 2013 yılında çektiği ‘The Conjuring / Korku Sekansı’ filmiyle hem gişe hasılat, hem de eleştirel açıdan, hatırı sayılır bir başarı kazanmıştı. ‘The Conjuring’ belki Korku sineması türünde bir ‘Akım’ yaratacak kadar önemli bir film değildi ancak özel yönetmenlik dokunuşları hissedilen, klasik ama her zaman ürperten bir ortamda geçen ve karanlıktan duyulan ‘saf’ korkuyu çok iyi kullanan bu yapım, ait olduğu türde, bizce hoş bir hava estirmişti.

Bu filmin başarısı üzerine, beklenildiği gibi devamı geldi ve ardından tam olarak devamı gibi gözükmeyen ancak çok benzer sularda gezinen ‘Annabelle’ serisi onu izledi. Hatta bu seriyi benzer gibi sunmamız yeterli olmayacaktır çünkü bu serinin ‘Conjuringler’le nerdeyse organik bir bağı vardı: Aynı ana karakterler (Warren çifti) bir lanete karşı savaşıyor ve şeytan tarafından saldırıya uğrayan masum ailelere yardım ellerini uzatıyorlardı.

İlk iki ‘Conjuring’ filminden sonra James Wan yönetmenlikten çekilse de her zaman devam filmlerinin ekibinde oldu, onlarda bazen senarist, çoğu zaman da yapımcı olarak yer aldı. Serinin son halkası olan ‘Annabelle 3’, çok özel bir korku türü örneği olmasa da, ürkütücü, tempolu ve de bizce en önemlisi, 80’li yılların sonundaki korku filmlerinin öğelerini bir şekilde günümüze uyarlayarak hedefini belli ölçülerde tutturan bir yapım. Ancak sonucun bir ‘Conjuring’in uzağında olduğu da bizce açık…

Lorraine ve Ed Warren çifti, musallat olduğu herkese dehşet saçan ‘Annabelle’ adlı şeytani oyuncak bebeği, bütün lanetli eşyaları sakladıkları özel bir odada, kutsal camdan bir bölmeye kapatmışlardır. Haftada bir rahibin yardımıyla kontrol altına alınan bu lanet, çiftin evde olmadıkları bir sırada kızları Judy’ye bakıcılık yapan genç Mary Ellen’nin okul arkadaşı, Daniela’nın merakı yüzünden serbest kalır. Annabelle’in taşıdığı lanet artık Judy ve etrafındaki herkesi tehdit etmeye başlayacaktır.

 

Yönetmenin aşina olduğu sular…

Annabelle 3’in yönetmeni Gary Dauberman, bu film dışında sadece bir dizinin bir sezonunu çekmiş olsa da, kendisinin senarist kariyerine baktığımızda neden bu filmin ona emanet edildiğini anlıyoruz: son senelerde karşımıza gelen ‘O/İt’ (2017), ‘Dehşetin yüzü /The Nun’(2018) veya ‘Annabelle: Kötülüğün Doğuşu’(2017) gibi değişik derecede başarılı korku filmlerinin senaryosunda imzası mevcut. Dolayısıyla Dauberman’nın aşina olduğu bir film türüne ait bir yapımın dümeninde olduğu bir gerçek. Üstelik yönetmen bu yeterliliği senaryosuna ufak değişikler katarak ve hikayesine yeni karakterler katarak bunu kanıtlıyor. Film odağını, artık neredeyse ailemizin fertleri haline gelen anne ve baba Warren çiftini evden yollayıp, asıl olarak kızları Judy’ye ve ona bakmakla yükümlü olan genç kız Mary Ellen’nin üzerine yoğunlaştırıyor. Warren’ların kızı Judy, ona muhtemelen annesinden kalan ‘medyumvari’ sezgileri sahipken, tamamen normal bir genç kız gibi görünen bakıcısı Mary Ellen, sanki 80’li yılların sonundaki korku filmlerinin ideal kurban adayı gibi duruyor. Bilindiği üzere bakıcılık yapan güzel genç lise öğrencileri ‘Halloween’ (1978) filminden beri, başta eli kanlı katiller olmak üzere, her türlü tehdit edici varlığın ilk hedefi olmuşlardır. Doğal olarak böyle bir karakter tek başına yetmez: yanında mutlaka kendinden daha girişken gözüken bir kız arkadaş ve en azından hoşlandığı veya flört ettiği bir erkek arkadaş bulundurur(!).

Bilindik reçetenin içinden çıkanlar

Bu filmde, sözünü ettiğimiz karakterler formülünün yanında elbette küçük hoş sürprizler de gözümüze çarpıyor. Öncelikle, bütün bu laneti istemeden salan genç kız Daniela, sadece merak ve patavatsızlıktan dolayı değil daha oturaklı bir nedenden dolayı böyle bir işe kalkışıyor: Kendisini sorumlu hissettiği bir kazanın travmasını atmak isteği, onu ‘belasını arayan genç kız’ grubunun dışına çıkarıyor. Aynı şekilde Mary Ellen’nin hoşlandığı Bob karakteri de ‘aksesuar’ bir erkek arkadaş rolünde kalmayıp, filmin kilit noktalarında ciddi müdahalelerde bulunuyor. Belki de en önemli karakter olan küçük kız Judy ise ara sıra sirayet eden ‘medyum’ hislerine sahip olsa da, bunlara saplanıp kalan, kendisine olduğundan daha ciddi ve olgun bir hava vermeye çalışan bir çocuk gibi durmuyor. Kısacası filmin ana karakterleri, Mary Ellen dışında içlerinde ufak bir derinlik ve insani boyut taşıyorlar.

Gösterilmeden gösterilenler!

Bizce ‘The Conjuring’ ve diğer başarılı korku filmlerinin en büyük özelliği, korku unsurunu seyircinin gözüne sokmamak, onu zaman zaman usulca hissettirmek, belli belirsiz karanlık ortamlarda göstermek, kısacası onu ‘sergilemekten’ ziyade ‘işlemekten’ kaynaklanıyordu. ‘The Conjuring’ bunu çok başarılı bir şekilde, yapmış, seyircileri yerlerinde zıplatan iblisler yerine, daha çok karanlıkta el çırpmalar, nerden geldiği beli olmayan ‘çekmeler, itmeler, dürtmeler’ ve zifiri karanlıkta sadece kurbanların yüzlerindeki dehşet ifadeleriyle korkunçluğunu tahmin edebildiğimiz şeytani varlıklarla, seyirciyi diken üstünde tutmayı başarmıştı. ‘Annabelle 3’te ise bu kadar sofistike bir korku dili olmasa da yine bir iblis ‘overdose’undan bahsedemeyiz. Filmdeki daha çok Şeytani varlığın yani Annabelle’in yarattığı bazı hayaletleri, ruhları hatta canavarları ara ara görüyoruz ancak yönetmen bunları sürekli boca etmek yerine daha çok bazen kendiliğinden hareket eden nesnelerle, her an canlanabileceğini düşündüğümüz lanetli oyuncaklarla güzel bir tekinsiz hava kurmayı başarıyor.

Son olarak şunu da belirtmekte fayda var: ‘Exorcist’ten beri şeytani varlıklarla boğuşan insanlar her zaman rahiplerin yani kilisenin yardımına ihtiyaç duyarlar. Bu filmde de, başta da Judy’nin son anda kaptığı haç sahnesi olmak üzere bu eğilim kendini sık sık gösteriyor.

Sonuç olarak çok özel bir senaryo beklememek şartıyla, filmde bahsettiğimiz reçeteleri kabul ederseniz, biraz irkilmek, Annabelle’in yarattığı belaları tekrar hatırlamak için ‘Annabelle 3’ kötü bir tercih değil. Ancak iyice kabak tadı vermeden o da emekliye ayrılsa bizce yerinde bir karar olur!

Yönetmen: Gary Dauberman

Oyuncular: Vera Farmiga, McKenna Grace, Patrick Wilson, Madison İseman, Katie Sarife, Michael Cimino (II), Samara Lee, Steve Coulter…

Ülke: ABD / Korku / 106 Dk.

 

Film notum:

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here