Yesterday

Danny Boyle’dan Beatles Güzellemesi “YESTERDAY

Filmin basın gösteriminden çıkarken, çok genç bir arkadaş “nasıl buldunuz?” diye sordu. “Sinemasal açıdan bence Boyle’un en orta halli işlerinden biri” dedim. “Ama bu, büyük bir keyifle, kimi zaman gözlerim yaşararak, kimi zaman şarkılara coşkuyla, (tabii ki alçak sesle) eşlik ederek izlememe engel olmadı.” Diye de ilâve ettim.

Sinemaya 1995’de, bizde “Mezarını Derin Kaz” adıyla gösterilen “Shallow Grave” ile başlayan, hemen ardından çektiği, türünün başyapıtlarından biri olduğunu düşündüğüm, hâlâ kült statüsünü sürdüren “Trainspotting” (1996) ile o benzersiz İngiliz Mizahının günümüzde en önemli temsilcisi olduğunu ispatlayan 1956 Manchester doğumlu Danny Boyle, bol ödüllü kariyerinde her zaman belirli bir düzeyin üzerinde filmler yapmış ilginç bir sinemacı. 2017’de, “T2 Trainspotting” ile, kendi kült filminin çok başarılı bir devam filmi çekmek gibi çok zor bir işin altından yüzünün akıyla çıkabilmiş.

Senaryosunu Richard Curtis’in yazdığı “Yesterday”, Boyle’un gerçekçi öğelerle, masalsı bir fantezi tadını harmanladığı kimi filmini çağrıştırıyor.

Çocukluğundan beri en yakın arkadaşı olan menajeri Ellie’nin tüm desteğine rağmen bir türlü şöhrete ulaşamayan şarkıcı, besteci ve söz yazarı Jack Malik’in dünyası 12 saniye süren gizemli bir küresel elektrik kesintisinin ve kesinti sırasında yaşanan garip bir otobüs kazasının sonrasında aniden değişir. “Dünyasının değişmesi” bir mecaz değil, filli bir durumdur. Sanki Jack kendininkine çok benzeyen, ancak kimi küçük farkları olan bir paralel evrene geçmiştir. Ve bu paralel evrene Beatles adlı bir müzik efsanesi hiç uğramamış, o olağanüstü şarkıları hiç kimse duymamıştır. Jack hariç !!! Çoğunu anımsadığı, kimini sözlerini az biraz karıştırsa da yeniden düzenlemeye çalıştığı o şarkıların bestecisi olarak Jack, tarihin en büyük müzik grubunun müziklerini, onları hiç dinlememiş bir dünyaya duyurarak, şöhreti yakalayacak, hayalleri gerçek olma yoluna girecektir…

Seyircisini Liverpool’a götürerek Penny Lane’de dolaştıran, Eleanor Rigby’nin gizemini çözmeye çalışan filmin tabii ki birçok artısı var. En başta, silik ve az biraz sevimsiz bir karakter olarak karşımıza çıkardığı Jack’a giderek bir derinlik, bir karizma katarak, izleyiciye sevdirmeyi başaran Himesh Patel’in dört dörtlük performansı geliyor. Yeni Beatles aranjmanlarını başarıyla söylemesi de cabası.

İngiliz Mizahından söz etmiştim. Boyle’un bütün filmlerinde olduğu gibi “Yasterday” da bundan bol bol nasibini almış. Örneğin Jack’ın anne ve babasına ilk kez “Let it be”yi dinlettiği sahne gerçekten de çok komik.

Boyle, yarattığı evrenin Jack’ın anımsadığındakinden farklarının altını, “Sigara nedir” ya da “Harry Potter kimdir” gibi hınzır replikler ya da Coca Cola / Coke gibi kelime oyunlarıyla zekice çizerken bu paralel dünyaya keyifli bir gerçeklik de katıyor.

Ancak filmin büyük bir kusuru var. Özgün, hatta parlak bir fikirden yola çıkmasına karşın, Jack’ın mesleki gelişimini olsun, Ellie ile yaşaması şart aşk hikâyesini olsun, pek tadı tuzu olmayan, klişe bir anlatımla, iyice uzatarak veriyor ki, bu durum, zaten iki saate yakın süresi ile gereksiz uzunlukta olan filmin, özellikle orta bölümünde iyice sarkmasına sebep oluyor.

 

Ama, her şeyin ötesinde, onları dinlemiş ve sevmiş olan herkesin bildiği gibi, benzersiz, hiçbir dünyaya bir daha böylesi gelmeyecek olan Beatles fenomeni var !!! Ve o birbirinden güzel 15 şarkıyı bir kez daha dinlemek için bile izlenmeye değer bir film.

Yönetmen : Danny Boyle

Görüntü Yönetmeni : Christopher Ross

Müzik : Daniel Pemberton

Oyuncular : Himesh Patel, Lily James, Ana de Armas, Kate McKinnon, Lamorne Morris, Ed Sheeran, Sophia Di Martino, Joel Fry, Camille Chen, Alexander Arnold, Ellise Chappell, Maryana Spivak

İngiltere / Müzik-Komedi-Fantazi/ 116 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here