…Üç derdim var birbirinden seçilmez

Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm…

Karacaoğlan

Yoksulluğun, sadece yoksunlukla özdeşliği bir yansılsamadır aslında. Bazıları açlığın sınırında, ancak ümidi ölümün çok uzağında olarak gezerler. Norveçli büyük yazar Knut Hamsun’un “Açlık” eserinde mesela, ümit de kalmamıştır, ekmek de. Başkarakterin anlatımı ile gökyüzü berrak, ancak gönül gölgesizdir. Yoksulluğun gözlere tüm gerçekliğiyle apaçık sunulduğu “Bebek” filminde, aslında her an ümit çıkar bir yerlerden yoksulların dünyasında, ayrılık ve ölüm gibi görünmez somut karşılık olarak. Mutlak bir gerçeklikten, soyut bir sevgiye, o kocaman kalpleri ile ulaşmak isteyenlerin dünyasıdır onlarınki…

Sırtında çantası ile Apo (Tuncay Akça), o dönemleri hatırlayanların hemen anlayabileceği gibi bir kısmı surlar içinde kalan eski otogardan iner, kentin büyüklüğü karşısındaki şaşkınlığı, köyünden ilk kez geldiği kente duyduğu korkunun yansıması gibidir. Üstelik başına daha ilk kent deneyimi anlarında kötü bir kısım pratikler de eklenir, kentin acımasızlığı bu yüzünü göstermeyi geciktirmez. İki gaspçının saldırısına uğrar mesela. Neyse ki, köy yaşantısının verdiği o büyük çevikliği ile bu tehlikeye hemen göğüs gerer. Şehre, gemileri yakarak her şeyini bırakarak hastanede tedavi gören “babo”sunu görmeye gider. Hastanede de yine çeşitli kötü davranışlara muhatap kalır. Hastane içinde bir karışıklık olur ve çocuğa başka bir Adıyaman Kâhtalı olan, ölen bir kişi gösterilir. “Babo”sunun öldüğünü düşünen Apo, babası sandığı kişiden kalan bohça ile İstanbul’un yoksul mahallelerinde, az para ile tek başına kalmıştır artık. Dedik ya gemiler çoktan yakılmıştır, tekrar köye gitmek gelmez aklına.

Bu kez iyi kalpli, hemşehrisi bir çocuktan simit alır, sevgisi tüm canlılaradır, oradaki aç kediyi simitle besler, bölüşür aşını. Çocuğun önerisi üzerine simit tablası satın alır. Tam o sıralarda yine fakir semtlerden birinde tombalacı Metin (Mahir Günşıray) ile karşılaşır. Aslında çıkarcı gibi görünse de, sur içinde küçük bir kovuk gibi olan evine alacak kadar aslında sevgisizlik içinde büyümüş, ancak sevgi bilirdir Metin. Küçük Apo’da, hayvan sevgisi yoktur sadece. Birgün bir küçük çocuğu cami avlusunda tek başına biçare annesi tarafından bırakılmış halde görür. Ev gittikçe kalabalıklaşır. Üstelik aç, Atilla Dorsay’ın tanımıyla üzüm gözlü bir küçük çocuğu daha eve getirmiştir. Ev sakinleri arasında bunun yanı sıra Metin’in zor günlerini geçirdiği yerden onu tanıyan ve ilgi duyduğu küçük kadın (Bilgen Bengü) da katılır. Küçük bebeğin bakımı zordur. Apo, babasının ölmediğini tesadüfi şekilde bulduğu kağıttan anlar, gider yanına. Ancak yeni evlendiği hali vakti iyi eşi ve onun çocuğu için, bu köylü çocuk tiksinti nedenidir.

Babası da yeni sınıfsal konumunun gereği olarak çocuğu hemen köyüne göndereceğini eşine vaat eder. Babasının tüm ısrarlarına karşın, eşinin çocuğa karşı tahammülsüzlüğü artık tüm benliğiyle kendini hissettiren kötülüğün yansımaları olur. Apo, bulduğu bebekle aslında kendisinin bir türlü bu kirli dünyada bulamadığı güzelliği ve mutluluğu bulmuştur. Artık tutunacak bir dalı vardır. Bebek kendi bebeğidir sanki. Ancak gerçek annesi de gelir, o anlarda bebeğin annesi ile onun koruyucusu Apo arasında çekişme hali, mahallenin fakirlerinin ısrarı ile hepsinin ortak sevgi nesnesine dönüşür. O anlarda bu dünya talihsizler için ne de büyük iç açıcı umut dünyasıdır öyle…

Yönetmenliğini ve senaristliğini İhsan Yüce’nin yaptığı “Bebek” filmi, İhsan Yüce’nin insan sevgisi ile yoğrulmuş duyarlılığını filmin her bir yerine damıtmış halde yansır karşınıza. Fakirler hep altta kalır. Kötü şartlardaki işlerde bile kendilerine engel çıkartan kötücül kişilerle mücadeleye soyunurlar. Çocuğunu olumsuz hayat koşulları nedeni ile cami avlusuna bırakan da, Sultanahmet Meydanı’nda başka işportacılara hayat hakkı verilmemesi nedeni ile açlıkla boğuşan da, yiyecek bulamadığı için yüzleri sararan o küçük çocuklar da aynı fakir ikametin talihsiz, müşterek sakinidirler adeta…

1979 tarihli film, oyuncuları “Mahir Günşıray”, “Tuncay Akça”, “Bilgen Bengü”, baba rolündeki “Savaş Yurttaş” ile göz dolduruyor. Hababam Sınıfı’nın güleryüzlü afacanı Tuncay Akça, saf ancak hakkını aramaktan çekinmeyen, zorluklara katlanmayı bilen, yardımsever kişiliği çok iyi yansıtıyor Apo karakteriyle. Mahir Günşıray ise ilk kez uzun metrajlı bir film ile kendisini gösteriyor. Bu filmin oyuncunun ileride yükselecek kariyerinde önemli bir basamak olduğunu belirtmek gerek. Bilgen Bengü de tıpkı Günşıray gibi ilk kez kamera karşısında yer almış bu yapımla.

Bebek filmi esasında 1979 yılında “Dünya Çocuk Yılı” için yapılan düşük bütçeli bir yapım. Beş gün gibi çok kısa bir süre içerisinde çekilmiş Bebek filmi, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) tarafından üç ödülle onurlandırılır. Savaş Yurttaş ve Sevda Aktolga yardımcı oyuncu ödüllerini alırlar. Tuncay Akça’ya da özel ödül verilir. Yine yurt içinde 16. Antalya Film Festivali’nde Sevda Aktolga “En İyi Yardımcı Kadın” ödülünün sahibi olur. Ne var ki, Aktolga ödülüne otuz iki yıl gecikmeli olarak kavuşur. Filmin sinema tarihinde ödül bağlamında bir diğer önemli yanı da, “Karlovy Vary Film Festivali”nde Jüri Özel Ödülü’nün sahibi olmasıdır.

Film sinema eleştirmenlerin de ilgisini çeker kısa zamanda. Önemli sinema eleştirmenlerinden Atilla Dorsay’ın 14 Mart 1980 günü Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan şu satırları filme dair bu değerbilirliği göstermesi açısından önemlidir: “…Ne sıcak yüreği varmış İhsan Yüce’nin, insanla, insan sevgisiyle öylesine dopdolu…Yeşilçam’ın bu yıllanmış karakter oyuncusu ve senaryolar yazıcısının söylenecek ne güzel sözleri, insan üstüne ne doğru gözlemleri, nasıl kocaman yüreği varmış.

İhsan Yüce’nin duyarlı kalemi ve kamerası eşliğinde, iyi ancak pek de bilinmeyen bir filmi izlemek için geçin sizlerde ekran başına…

Yönetmen : İhsan Yüce

Senaryo : İhsan Yüce, Yılmaz Kuzgun

Görüntü Yönetmeni : Kaya Ererez

Müzik : Mutlu Torun

Oyuncular : Mahir Günşiray, Bilgen Bengü, Tuncay Akça, Mutlu Torun, Saadet Gürses, Zerrin Yüce, Baki Tamer, Mahmut Şenbahar, Güler Özonuk

Türkiye / Dram / 85 Dk.

ortakoltuk.com

ortakoltuk.com

Film notum:

1 YORUM

  1. “Mutlak bir gerçeklikten, soyut bir sevgiye, o kocaman kalpleri ile ulaşmak isteyenlerin dünyasıdır onlarınki…”
    Anlatım ve dilin uyum sahnesi.. Tebrikler Kamuran Bey..

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here