Kaname Fujioka tarafından yaratılan Capcom video oyunu serisinden, video uyarlama kralı olarak bilinen senarist / yönetmen Paul W. S. Anderson tarafından senaryolaştırılıp sinemaya uyarlanan Canavar Avcısı, oyun olarak iyi olabilir ama film olarak beni tatmin etmedi. Zaten genellikle video oyunu olarak sevilip başarıya ulaşan hikayeler, para basma makinesi olarak düşünülüp az harcayıp çok kazanma amacıyla sinemaya uyarlığında çok tatmin edici olmuyor. Bunun nedenini finansal ve yönetim olarak değerlendirebiliriz. Bilmeyenler için, filmin başrol oyuncusu Milla Jovovich‘in yönetmenin eşi olduğunu belirtelim.

Filmin iki kahramanı var. Gözlerden uzak bir sınır bölgesinde altı kişilik ekibi ile araştırma yapan yüzbaşı Artemis (Milla Jovovich) ve paralel evrende yaşayan avcı Hunter (Tony Jaa). Filmin açılış sekansında değişik bir mimariye sahip ahşap gemi, mürettebatı ile kum denizinde yol alırken kumun altında yaşayan bilinmeyen bir canavar tarafından saldırıya uğrar ve gemi parçalanır. Bu sekanstan sonra yüzbaşı ve askerleri beyaz perdeye yansır. Yüzbaşı Artemis, sınır bölgesinde inceleme yaparken karşılarında belirip üzerlerine gelen toz bulutundan kaçamaz ve toz bulutunda kaybolurlar. Gözlerini açtıklarında kendilerini uçsuz bucaksız bir çöl ortamında ve dev yaratıkların, canavarların arasında bulan ekip kendilerini korumak için mücadele ederken Artemis’in yolu Hunter’la kesişir. Bundan sonra Artemis ve Hunter, el ele verip dev yaratık ve canavarlara karşı amansız bir mücadeleye girişirler…

Dev örümcekler, çölün altında yaşayan canavarlar, devasa boyuttaki canavar kuşlar, insan boyutunda yemek yapan aşçı kedi, vs. vs. Anlatılan hikayede ne ararsanız var. Filmi, mantığınızı bir kenara bırakıp hiç birşey düşünmeden izlemeniz gerekiyor. Canavar Avcısı‘nı sadece saçma ama çılgınca bir eğlence olarak düşünün. Yok, ben düşünmeyi ve incelemeyi seviyorum diyorsanız o zaman bu filmden uzak durmalısınız. Çünkü, bu durum sizde şiddetli bir baş ağrısı yaratabilir.

Filmde ”Hadi bunu yapalım”, ”ha”, ”huh”, ”ve”, ”Boşver” gibi replikler sıkça kullanılıyor. Çünkü, paralel evrende karşılaşan Hunter ve Artemis birbirlerinin dillerini bilmiyorlar. Bilmedikleri içinde yukarıdaki kelimeler sıkça telaffuz ediliyor. Diyalog eksikliği olan bilimkurgu-aksiyon türündeki hikaye, hayal gücü olarak da seyirciye fazla bir şey veremiyor. Ortaya sadece dev canavar savaşlarını merkeze alan bir yapım kalıyor.

Biz bu dünyada yaşarken var olduğu düşünülen paralel evrende acaba kimler var ve nasıl yaşıyorlar? Gerçekten yaşamın devam ettiği öteki dünya var mı? Filmin ana teması bu. Ana temanın anlatımında önemli bir yere sahip olan Görüntü Yönetmeni Glen MacPherson, kalıcı bir şekilde insan yüzüne odaklanmayıp etrafında ve mümkün olduğunca çevresinde gezinmeyi tercih ediyor. Buna rağmen kamerası canavarlara karşı oldukça hiperaktif hareket ediyor. Bu durum seyirciyi yormasına rağmen bir o kadarda ilginç bir şekilde sevimli duruyor. Dövüş sahnelerinde ise o kadar çok kesinti var ki… Filmin kurgusunda seyirciyi yoracak bir sıkıntı göremedim. Oyunculuklar ise ”eh işte, idare eder !” diyebileceğim kıvamda.

Lafın kısası, öldürülemez ejderhalar, dev kuşlar, örümcekler, yeraltı canavarları ve onlarla mücadele eden insanların mücadelesi kayıtsız şartsız hoşunuza gidiyorsa ”Canavar Avcısı” ilginizi çekebilir. Ben düşünen bir insanım filmde mantık ararım kardeşim diyorsanız uzak durunuz.

Yönetmen / Senaryo : Paul W. S. Anderson

Görüntü Yönetmeni : Glen MacPherson

Kurgu : Doobie White

Müzik : Paul Haslinger

Oyuncular : Milla Jovovich, Tony Jaa, Ron Perlman, T. I., Diego Boneta, Josh Helman, Meagan Good, Nanda Costa

ABD / Aksiyon-Macera-Fantezi / 103 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here