Senaryolarından üçü Amerikan Yazarlar Birliği WGA’nın “tüm zamanların en iyi 101 film senaryosu” listesine alınmış olan ünlü senaryo yazarı, yönetmen, yapımcı, romancı Charles Stuart Kaufman, 1958’de New York’da doğmuş. “Being John Malkovich” (1999), “Human Nature” (2001), “Confessions of a Dangerous Mind” (2002) “Adaptation” (2002), “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” (2004) filmlerinin ödüllü senaristinin yazıp yönettiği ilk filmi “Synecdoche, New York” (2008), eleştirmen Roger Ebert tarafından 2009’da son on yılın en iyisi olarak kabul görmüş. TV filmi “How and Why” (2014) ve stop-motion animasyon “Anomalisa”dan (2015) sonra yazıp yönettiği yeni filmi “I’m Thinking of Ending Things / Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum” (2020), 04 Eylül tarihinden itibaren Netflix’de vizyonda.

Yapıtlarında kişilik bunalımı, ölümlü olmak ve yaşamın anlamı gibi evrensel konuları metafizik ve gerçeküstücü bir bakış açısıyla inceleyen Kaufman, öykülerini normal fiziksel açıklamaları aşan, parapsikolojiye yakın bir kara mizah alt yapısında anlatmayı yeğler. Kanadalı İain Reid’in 2016 tarihli ilginç ötesi romanını sinemaya uyarlarken de, yazarın edebi bir dille giderek huzur bozucu bir umutsuzluğa yol alan ve neredeyse tamamı bir içsel monolog olan metninin sinemasal karşılığını, filmini sıradan bir aile yemeğinden yola çıkarak, absürdün gerçekçilikle ustaca iç içe geçtiği, Jordan Peele’i ya da David Lynch’i kıskandıracak traji-komik bir dehşet hikâyesine dönüştürerek oluşturur.

Hemen tüm senaryolarında olayları erkek karakterin bakış açısından anlatmış olan Charlie Kaufman bu kez öyküsünü hem oyuncu hem de dış sesiyle anlatıcı olan kadın başkişisinin özdüşünsel yorumları eşliğinde anlatır. Dört bölümlük birer tek mekân sineması olarak tasarladığı filminin tüm kişilerinin sıkışmışlığının görsel karşılığını, 4:3 formatın klostrofobik çerçevesinde, pastel ya da grinin hâkim olduğu puslu tonlarla aktarır. Bu klostrofobik ortamı, ailenin çiftliğine gidiş ve dönüş sekanslarının tamamını otomobilin ön koltuğunda çekerek, aile yemeğini evin iç kapatıcı atmosferine hapsederek aktaran Kaufman, finaldeki okul bölümünde, okulun bahçesine, geniş koridorlarına, büyük spor salonuna da aynı ürkünç sıkışmışlığı aktarmayı başarır.

Film karlı bir kış günü, adı belirtilmeyen kahramanımızın (Jessie Buckley) dış sesinin ilişkiyi bitirmeyi düşündüğünü söylediği, 6-7 haftadır birlikte olduğu Jake’le (Jesse Plemons) erkek arkadaşının ailesini yaşadığı çiftlikte bir akşam yemeğine gidişleriyle başlar. Film boyunca öğrenimlerinin ayrıntıları durmaksızın değişecek olsa da, düzeyli eğitim aldıkları belli olan ikili, Anna Kavan’dan, D.F.Wallace ve Tolstoy’a edebi konulara değinseler de, genç kadının okuduğu iç kapatıcı post-modern şiirin daha da sıkıntılı kıldığı yolculuk, birbirlerine pek de söyleyecekleri kalmamışçasına uzun sessizliklerle gelişir. Gece mutlaka evine dönmesi gereken kadının tedirginliği, karlı havanın fırtınaya dönme olasılığıyla giderek artar. Yolculuğun katı gerçekçiliği, çiftliğe vardıkları andan itibaren absürt ve sürreel bir boyuta dönüşmeye başlar.

Jake’in annesi (Toni Collette) ve babası (David Thewlis) ile tanışıldıktan sonra işler iyice çığırından çıkmaya başlar. Duvarda asıl her resim, her fotoğraf, olaylara farklı bir pencereden bakar, evdeki her odanın kapısı farklı bir gerçeğe açılır. Jake genç kadını farklı adlar ve mesleklerle adlandırır, kadın, geçmişle ilgili her anı ve her ayrıntıyı tersyüz etmeye başlar, anne ile baba da şimdiki hallerini yaşamaya devam ederken, daha genç oldukları dönemlere ve yaşlılıklarının demans sürecine girip çıkarlar. Arada izleyici, filmin arka planında daha sonra Jake’in okulu olduğunu öğreneceğimiz bir mekânın koridorunu temizleyen ya da televizyonda Robert Zemeckis’in bir filmini izleyen yaşlı bir hademeyle de karşılaşır.

Zincirleri takılmış arabada, kar fırtınasında başlayan yolculuk aynı gerçeküstücü tonlamayla sürer. Jake’in gece boyunca yaşanmış olduğunu söylediği, ancak kadının hiçbirini anımsamadığı anekdotlardan çok şarap içme ile ilgili olanı, sohbeti John Cassavetes’in “A Woman Under the Influence” (1974) filmine götürür. Genç Kadının, Jake’in çocukluğunun geçtiği odada kitabını görmüş olduğu ünlü eleştirmen Pauline Kael’den esinlenerek yaptığı film eleştirisi, filmin absürt ile kara mizahı harmanlandığı doruklarından biridir.

Gecenin izleyicinin içini donduran soğuğunda dondurma alan ikilinin yediklerini sevmemesi ve Jake’in kutuları çöpe atma ısrarı onları, Jake’in eski okulunun bahçesinde başlayan, devasa okulun içinde devam eden olağanüstü final bölümüne götürür.

Hademenin de oyuna girdiği, üçlüyü canlandıran bir dans gösterisinin araya girdiği, yaşlanmış Jake’in belki de Nobel olan bir ödülü aldıktan sonra “Oklahoma” müzikalinden bir şarkıyı söylediği bu olağandışı finali anlatmak mümkün değil, izlemek gerek.

Aslında bu iki buçuk saatlik kafa karıştırıcı ve zorlayıcı filmi izlemek epey bir çaba gerektiriyor. Kanımca filmin tadını çıkarmak için, her karakterin birkaç replik sonra az önce söylediğini tersini söyleyebildiği olayları kaybola kaybola izlemek, üzerinden bir gece geçtikten sonra tekrar seyretmek gerek. Emin olun tekrar tekrar izlense de, her seyirde yeni bir repliğin keşfedildiği, her defasında kendini yenileyen bir çalışma.

Bu arada olağanüstü oyuncu kadrosunun filmin başarısına büyük katkısı olduğunu da unutmayalım. Olur da Covid izin verir de bu yıl Oscar ödülleri dağıtılabilirse hem iki başrol oyuncusu Jessie Buckley ile Jesse Plemons’un En İyi Oyuncu Adaylıkları, hem Toni Collette ve David Thewlis’in En İyi Yardımcı Oyuncu Adaylıkları nerdeyse kesin gibi. Sadece adaylıkla yetinmemeleri, ödülleri kapmaları da hiç şaşırtıcı olmaz.

Hepinize iyi seyirler dilerim.

Yönetmen / Senaryo : Charlie Kaufman

Görüntü Yönetmeni : Lukasz Zal

Müzik : Jay Wadley

Oyuncular : Jessie Buckley, Jesse Plemons, Toni Collette, David Thewlis, Jason Ralph, Colby Minifie, Guy Burnet, Abby Quinn

ABD / Gerilim-Dram / 134 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here