Hürkuş : Göklerdeki Kahraman

TÜRK HAVACILIK TARİHİNDEN BİR EFSANEYİ HATIRLAMAK

Yönetmen: Kudret Sabancı / Senaryo: Savaş Korkmaz / Görüntü: Tolga Kutluay / Müzik: Uğur Ateş / Oyuncular: Hilmi Cem İntepe, Gizem Karaca, Bora Akkaş, Miray Daner, Zeyno Eracar, Murat Arkın, Birol Ünel, Rıza Akın, Bahadir Yenişehiroğlu, Ali Nuri Türkoğlu, Cem Uçan, Eray Türk, Efecan Dianzenza, Gurur Aydoğan / Eğrikapı Film- CGV Mars Dağıtım

Son dönemde biyografik filmlerde hafif de olsa bir artış var. Oysa toplumumuzda gerek Osmanlı, gerek Cumhuriyet dönemlerinde ve de bir ölçüde günümüzde öyküleri anlatılmaya değer o kadar çok insan var ki…Geçen mevsimin en popüler filmi Ayla’nın da gösterdiği gibi, bu filmlere ihtiyaç da var.

Bu kez Türk uçuş tarihinde milat olmuş bir mühendis ve pilotun öyküsü karşımıza geliyor. Astsubay Vecihi Hürkuş (1896- 1969) birinci dünya savaşının o haşin, yıkıcı ve ölümcül yıllarında bir misyon yüklenmiş sanki…Daha 16 yaşında asker olarak Balkan savaşına katılıyor. Sonra ilk dünya savaşı, Mısır’da birliğinin bir düşman uçağı tarafından saldırıya uğraması ve en iyi birkaç arkadaşını kaybetmesi.

Bu onu savaşı havada sürdürmeye yöneltiyor. Önce makinist olarak…Sonra pilotluğa geçiyor. Ve çok çeşitli cephelerde savaşıyor, mucizeler yaratıyor. Böylece Türk havacılık tarihinin simgelerinden birine dönüşüyor.

İlk pilotluğunu 1916’da gerçekleştiren Hürkuş, ertesi yıl Kafkas cephesine gidiyor ve düşman uçağı düşüren ilk pilotumuz oluyor. Orada Ruslara esir düşüyor ve yılanlarla dolu bir adadaki esir kampına yollanıyor. Orada yaşadıkları ve kaçıp kurtulması filmin ana konusunu oluşturuyor.

Film bir yandan gayet ilginç gözüküyor. Öncelikle karşımızda iyi bir prodüksiyon olduğunu söylemeliyim: onca eski model uçak, kah küçük modeller, kah gerçek birkaç uçakla iyi canlandırılmış. Savaş sahneleri oldukça iyi çekilmiş. Filme bol para kadar bol emek de harcanmış.

Yönetmeni Kudret Sabancı uzun süredir sinemada….Onu ilk kez ”Laleli’de Bir Azize (1998)” filmiyle tanıyıp bağrımıza basmıştık. Ardından (skeçli film) ”Anlat İstanbul (2004)”, ”Karaoğlan (2012)” ve bol bol TV dizisi geldi. Ve bu yazar-yönetmen en çok TV için çalışmış oldu

Ama öte yandan film tam olarak doyurmuyor. Görünürdeki cilaya karşın, her şey inandırıcı değil. O aşırı uzun tutulmuş ada bölümü, ondan da uzun tutulmuş bir uçağa binip kaçma bölümü yer yer bir müsamereye dönüşüyor. Tempo düşüyor, Rusların özellikle Alamancı Birol Ünel ve Rıza Akın’ın abartılı oyunlarıyla altı çizilen ‘kötü adam’lığı sırıtıyor.

Burada bir noktaya değinmeliyim. Bu elbette bir Türk filmi ve konusu itibarıyla sırtını milliyetçiliğe dayaması normal. Ayni biçimde filmin ada bölümlerinde karşımıza gelen Azeri ve Hintli/Pakistanlı kişiler de sempatik gösteriliyor. Çünkü kan ya da inanç bağlarımız var.

Ama Ruslar bir felaket. Her açıdan: alkolik, zalim, iğrenç ve çirkinler. Düşmanımız da olsa tüm bir halkı böyle göstermek, bence bir ırkçılık belirtisinden başka şey değil. Kişisel olarak tasvip etmediğim….

Ayrıca filmin o kendi içinde güzel, ama hiç susmayan müzikle tam bir yerli diziye dönüşmesi eleştirilebilir. İşin dram yanı da yer yer iyice abartılarak melodrama dönüşmüş. Örneğin eşi Hadiye’nin (Gizem Karaca) bebeğiyle gözüktüğü sahne gibi….

Ama film sonunda bir biçimde toparlanıyor. Ve bize o felaket yıllarını hatırlatırken, kurtuluş savaşımızı hazırlayan, yaratan ve kazanan bir kuşağa karşı ne çok şey borçlu olduğumuzu bir kez daha gösteriyor.

Hürkuş’un uzun yaşamının görece olarak kısa bir dönemine değiniyor film. Oysa sonrasında da çok önemli işler yapmış. 1924 yılında ilk Türk uçağını yapması…İlk uçak fabrikasının kuruluşunda öncülük etmesi….İlk sivil Türk Tayyare Mektebi’ni kurması. Bu mektepten yetiştirdiği ilk 12 pilot arasında Bedriye Gökmen ve Sabiha Gökçen’in de olması.

Bunlara filmin sonunda şöyle bir değiniliyor. Keşke daha kapsamlı bir biyografi gerçekleştirilseydi…Ve bu müstesna insanı daha iyi tanısaydık…

Genç oyuncuları genelde beğendim. Yeterince sempatik gözüküyorlar ve filmi genç kuşaklar için çekici kılıyorlar. Umarım bu sayede film asıl hedefi olan o kuşağa ulaşır.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here