İlgi Manyağı / Sick Of Myself 

Kristoffer Borgli’nin “İLGİ MANYAĞI” hastalıklı bir toplumun portresini çiziyor

Film, dikkatleri üzerine çekip ilgi odağı olabilmek için hayatını bir kurban olarak sürdürme kararını alan bir kadının öyküsünü anlatıyor. Hastalıklı bir toplumun portresini çizen film, kişilik bozukluğu taşıyan bir kadın üzerinden, toplumsal yapıdaki çarpıklığı, burjuvazinin ahlak anlayışını, sanat camiasındaki iki yüzlülüğü bir sosyolog titizliğiyle sergileyip eleştiriyor

OrtaKoltuk Puanı:
Ziyaretci Oyları:
3.5 (2 oy)

ÖZGÜN TOPLUMSAL ELEŞTİRİ

Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yapan, “İlgi Manyağı / Sick Of Myself / Syk Pike”, filmekimi’nde Türkiye prömiyerini yaptıktan sonra vizyona girdi. Film, son yıllarda özgün filmler üretmedeki becerisiyle ilgi odağı olan İskandinav sinemasının son başarılı örneği. İsveçli Ruben Östlund, 5 yıl arayla 2 filmi, “Kare / The Square” ve “Hüzün Üçgeni / Triangle Of Sadness” ile Altın Palmiye Ödüllerini kazanıp, Cannes Film Festivali’nin “Çifte Altın Palmiyeli Yönetmenler Kulübü”nün 9. üyesi oldu.

Vatandaşı Roy Anderson ve eski tüfeklerden Finlandiyalı Aki Kaurismaki, Norveçli Bent Hammer’den sonra İsveç vatandaşlığına geçen İranlı Ali Abbasi ve Mısırlı Tarık Saleh İskandinav sineması adına önemli işlere imza attılar. Joachim Trier geçen yıl “Dünyanın En Kötü İnsanı / Verden Vesta Mennenska” Cannes’da başrol oyuncusu Renate Reinse’yi Cannes Film Festivalinin En İyi Kadın Oyuncusu yaptı. Film 2 dalda Oscar adaylığı aldı. Bu kervana Norveçli Kristoffer Borgli, kariyerinin 2. uzun metrajlı filmi “İlgi Manyağı / Sick Of Myself / Syk Pike” ile katılıyor.

ANTİPATİK 2 ANA KAHRAMAN

1985 Oslo doğumlu yönetmen- senaryo yazarı- yapımcı- aktör- kurgucu Kristoffer Borgli, ödüllü kısa filmleri, video klipleri, reklam filmleri ve ilk uzun metrajlı filmi “Drib” (2017) ile tanınıyor. Bir enerji içeceği üzerine bir yalana dayanan “Drib”, konusunu gerçek hayattan alan bir film. 2. filminin son bölümünde reklam filmlerinin yönetmeni olarak gördüğümüz Kristoffer Bogli, 2 kısa filminde yaptığı gibi aktörlükteki hevesini sergilemiş oluyor.

Yazdığı senaryoda antipatik 2 ana karakteri olan bir öyküyü ilginç kılma becerisini gösteren Bogli, en az “Dünyanın En Kötü İnsanı” senaryosunu yazan ve bu dalda Oscar ödülüne aday gösterilen vatandaşı Joachim Trier kadar iyi bir yazar olduğunu kanıtlıyor. “İlgi Manyağı”, rekabet içinde olduğu sevgilisi başarıyı yakaladığında, dikkatleri üzerine çekmek için farklı bir yola giren genç bir kadının hikayesini konu ediyor.

Signe (Kristine Kujath Thor) ve Thmas (Eirik Saether) sağlıksız, rekabetçi bir ilişki içinde olan genç ve garip bir çifttir. Filmin açılış sahnesinde lüks bir restoranda gördüğümüz bu isyankar çift, yıllanmış şaraplar eşliğinde pahallı yemekleri ısmarlarlar. Yaptıkları planı yürürlüğe koyup hesabı ödemeden lokantadan kaçarlar, çaresiz garsonun yaptığı takipten kurtulmayı bilirler. Thomas beklenmedik bir şekilde çağdaş bir sanatçı olmayı başarıp ün kazandığında işler içinden çıkılmaz bir hal alır.

Eski statüsünü geri kazanmak için, 30’lu yaşlara yaklaşan Signe girdiği umutsuz girişimden sonra hayatını bir kurban olarak sürdürme kararını alır. Modern topluma dair karamsar bir tablo çizen film, mütevazi bir kafede garsonluk yapan deli dolu bir kadınla, çaldığı mobilyalardan enstalasyonlar yapan uçuk bir sanatçı adayını bir araya getiriyor. 2 başkahramanı üzerinden hastalıklı bir toplumun portresini çizen film, kişilik bozukluğu taşıyan zavallı bir kurbanı sömürerek para kazanma peşindeki oportünist fırsat düşkünlerini sergiliyor.

 

Toplumsal yapıdaki çarpıklığı, burjuvazinin ahlak anlayışını, sanat camiasındaki ikiyüzlülüğü, film bir sosyolog titizliğiyle masaya yatırıp eleştiriyor. Bulunduğu her ortamda dikkatleri üzerine çekmeye çalışan, insanları kandırmak için sürekli yalan söyleyen, ilgi odağı olmayı sürdürmek için sağlığını tehlikeye sokan, hastanelik olan narsist bir kişilik olan Signe, internet taramasından bulduğu zararlı bir ilaçla vücudunda korkunç yan etkiler oluşturan trajik bir kurbana dönüşmek için aşırılıkta sınır tanımaz.

BİR ÖZYIKIM MANYAĞI

Eleştirmenlerin “feci, özgün, komik, utanmazca hepimize hitap eden, keyifli ve şeytani bir sinemasal ziyafet” olarak nitelediği “İlgi Manyağı” rahatsız edici nihilizmi ile öne çıkan bir film. Kendisinden rol çalan sevgilisinden intikam almak için, Andy Warhol’un “herkes 15 dakikalığı ünlü olabilir” öngörüsüyle yetinmeyen, uzun süreliğine gündemde kalabilmek uğruna işkenceye katlanan Signe, aslında klinik bir vaka.

Film sayısız soruya cevap arıyor: “Kurban psikolojisinin getirdiği faydalar sonuçlarına değer mi ?”, “Kurban kültüründeki yeri nedir ?”, “Ya da kısacası, insan ne kadar utanmaz ve yüzsüz olabilir ?”. Kötülüklerden keyif alan Signe ile sanatçı sevgilisi Thomas arasındaki sağlıksız ilişkinin temelinde rekabet yatar. Thomas beklenmedik şekilde başarıya kavuştuğundaysa Signe’nin elinde ne hırs ne de başarı kalmıştır. Zedelenen konumunu, düzeltip dibe vuran özgüvenini yeniden kazanmak için Signe, sürekliliği, acıma ve sempati toplayacağı çıkışsız bir yola girer: artık yaşamını bir kurban olarak sürdürecektir.

 

Kafede çalışan Signe kanlar içinde yatan bir kadına yardım edince çevresinde ilgi odağı olmanın tadını alır. Arkadaş sohbetlerinde herkesin Thomas ile ilgilenmesi, bencil bir sevgili olan Thomas’ın kendisinden sürekli olarak rol çalması, genç kadını ilgi merkezi olma yollarını araştırmaya iter. Azla yetinmeyen, sınırları sürekli zorlayıp hep fazlasını isteyen, mantık kurallarını reddeden, bedenine zarar vermeyi, acı çekmeyi önemsemeyen, hep uç noktaları hedefleyen Signe karakteri senaryoda çok iyi çizilmiş.

Filmin diğer anti-kahramanı Thomas, sevgilisindeki değişikliği anlamaya çalışıp, yardım yollarını aramıyor. Kendisi de bir “ilgi manyağı” olduğu için, kariyerinde ulaştığı başarının keyfini sürdürmek için yeni yöntemler geliştirmeye çalışır. Suratını tanınmaz hale getiren Signe’yi sömürmekte sınır tanımayan, kendisini reklam çekimlerinde kullanan ajans sahibi, bencil Lisa gibi yan karakterler de senaryoda çok özenli çizilmiş. Aldığı zararlı ilaçlarla vücuduna zarar verirken bir özyıkım manyağı gibi davranan Signe, popüler dergilerde yer almak uğruna “teşhircilik”te sınır tanımaz.

Filmin başarısına Signe’yi tanınmaz hale getiren makyaj çalışmalarıyla 5 kişilik makyaj ekibini de ortak etmek şart. Kristoffer Borgli henüz 2. filmini yapan bir yönetmenden beklenmedik bir beceriyle, olgun ve düzgün mizanseniyle tansiyonu düşmeyen bir film yaptığı için övgüyü hak ediyor.

Bu zor rolü canlandıran, 30 yaşındaki Oslo doğumlu Norveçli oyuncu Kristine Kujath Thorp olağanüstü performansıyla hayranlığımızı kazanıyor. “İlgi Manyağı” televizyon filmlerinde de oynayan bu olağanüstü oyuncunun 6. uzun metrajlı filmi. 5 kişilik makyaj ekibinin eziyetine katlanabildiği için de takdiri hak ediyor. Bencil sevgilisi Thomas’ı oynayan Eirik Saether filmografisinde henüz 3 filmi olan ve ilk kez bir başrol şansı bulan bir oyuncu.

Yönetmen / Senaryo : Kristoffer Borgli

Görüntü Yönetmeni : Benjamin Loeb

Kurgu : Kristoffer Borgli

Oyuncular : Kristine Kujath Thorp, Eirik Sæther, Fanny Vaager, Fredrik Stenberg Ditlev-Simons, Sarah Francesca Brænne, Ingrid Vollan, Andrea Braein Hovig, Frida Natland, Guri Glans

Norveç-İsveç / Komedi / 95 Dk.

İLEİlgi Manyağı
KAYNAKİlgi Manyağı
Önceki yazıHazine
Sonraki yazıBatı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz