Kalpten Söylenen Bir Şarkı / Song Sung Blue
Bir aşk şarkısı
Şarkıları taklit ama aşkları sahiciydi, bütün güçlüklere bunun için göğüs gerdiler ama kader onlara başka sınavlar hazırlamıştı.
Gerçek bir öyküye dayanmasa bu kadar kanlı canlı olur muydu? Sanmıyorum. Amerikan rock ve pop müziğini sevenler için bir şölen, konser. Saatlerce şarkı söylüyorlar. Amerikan toplumunun pek sevdiği, göçebe toplumların uygarlığı olan fuarlarda, panayırlarda, lokantalarda. Şarkıları ve tarzları kendilerine özel değil, ünlüleri taklit ediyorlar. Ve ünlüleri izleyemeyenler onları izleyerek mutlu oluyor.
“Kalpten Söylenen Bir Şarkı” (Song Song Blue) Hugh Jackman ve Kate Hudson’un muhteşem performanslarıyla sadece müzik değil, bir sinema şölenine dönüşüyor. Aynı zamanda bir biyografi, ama aynı zamanda bir aşk öyküsü ve bir müzikal. Bu kadar çok niteliği barındıran bir film de, çok tipik bir Amerikan filmi olsa da, seyirciyi yüreği ağzında seyrettiriyor.
Tipik bir Amerikan filmi, çünkü her Amerikalının bir Amerikan dream, rüyası vardır; şöhret olmak! Zengin olmak. Mike, başarısız bir evlilikten olan tek kızıyla küçük bir Amerikan şehrinde yaşayan araba tamircisi. Ama onun ikinci yaşamı da var: hayranı olduğu Neil Diamond’un şarkılarını söyleyerek sahne alıyor, küçük etkinliklerde. Aynı onun gibi giyiniyor, onun gibi çalıyor gitarını ve zencilerden oluşan bir grubun tek beyazı olarak onlarla da müzik yapıyor.
Mike’ın en büyük başarı ise 20 yıldır alkole veda etmiş olması. Amerikalıların en büyük hastalıkları alkol ve silahtır malum. Mike da bir terapi grubuna dahil olarak 20 yıldır nonalkolik olarak yaşamını sürdürüyor, kalbi arada bir teklese de kimselere belli etmeyerek.
Filmin ikinci ana karakteri Claire Sardina da, tıpkı onun gibi büyük hayalleri olan küçük bir şarkıcı. O da aynı Mike gibi başarısız bir evliliğin ardından ergen kızı, küçük oğlu ve yaşlı annesiyle baraka gibi bir evde (aslında tipik Amerikan kasaba evi) gündüz başka gece başka bir hayat yaşıyor. Geceleri panayırlarda, aynı Mike gibi, taklit ettiği bir şarkıcının şarkılarını söylerken gündüz kuaförlük yapıyor.
Aşk filizleniyor
Birbirlerine çok benzeyen bu ikilinin karşılaşması, birbirlerine tutunmak ve aşık olmak gibi iki güzel duyguyla devam ediyor. Artık birlikte yaşayan ve zorluklara şarkı söyleyerek meydan okuyan bir çift var. Aşkları ve müzikal başarıları o kadar güzel ilerliyor, her şey o kadar toz pembe ki filmin süresinin yarısında olduğumuza göre mutlaka çok kötü bir şeyler olacak diye beklememek imkansız.
Düşüşe geçiş
Ve nihayet oluyor! Grup isimleriyle dalga geçercesine ikilinin üzerinde yıldırımlar çakıyor. Yükselişin ardından düşüşe geçiyorlar. Film ikilinin birbirlerine dayanarak bu kötülüklerin de üstesinden gelmesi ve düze çıkmaları arasında gidip gelirken içiniz buruluyor. Müzikal kısmı bitmiş, dram kısmı gelmiştir.
Final kötü değil
Hayır final kötü değil ama bu da bir spoiler değil, çünkü arada çok hikaye var. Zaten bir onu bir bunu anlatırken film uzayıp gidiyor ama şarkılar o kadar güzel, oyuncuların hepsi o kadar iyi ki, zaman su gibi akıp gidiyor.
Şunu söylemeliyim: Uzun zamandır Amerikan filmlerinde bu kadar iyi oyunculuk görmedim. Hugh Jackman muhteşem. Kate Hudson, hiçbir ego göstermeden, iyi halini de, kötü halini de olduğu gibi gösteriyor. Kızı rolündeki Ella Anderson, tipik bir Amerikan girl! Küçük bir eyalette yerel bir başarıyla yükseliş ve düşüş, kazalar, trajediler derken bütün ailenin yükünü küçük omuzlarında taşırken yine de doğurduğu çocuğunu adeta hediye verir gibi çocuk bekleyen aileye veri vermesi, bizim gibi Ortadoğulular için bayağı şaşırtıcı!
Yönetmen / Senaryo : Craig Brewer
Görüntü Yönetmeni : Amy Vincent
Kurgu : Billy Fox
Müzik : Scott Bomar, Trygge Toven
Oyuncular : Hugh Jackman, Kate Hudson, Ella Anderson, Hudson Hilbert Hensley, James Belushi, King Princess, Michael Imperioli, Fisher Stevens, Mustafa Shakir
ABD / Dram-Müzikal / 132 Dk.









