Kanto

Bir Kaçışın Ertesi

Ensar Altay’ın ilk uzun metrajlı filmi “Kanto”, bir kaçış hikayesinin ötesini vaat ediyor. Yapım, konuyu dallandırıp budaklandırmadan, başarılı oyunculuklar ve etkili kimi sahnelerinin desteğiyle güçlü bir anlatım diline sahip. 

OrtaKoltuk Puanı:

 

Bir ailenin çözülüşü

62. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde başka filmlerle çakıştığı için izleyemediğim, bu hafta vizyona giren, usta oyuncu Yıldız Kültür’ün En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülüne uzandığı “Kanto”, bir kaçış hikayesinin ötesini vaat ediyor. Ailenin çözülüşü ile birlikte kimi yaşanmışlıklar da bir anda yüzeye çıkıyor. İlyas, gittikçe silikleşen kimliğinin sorunları ile boğuşurken, eşi Sude vicdanın çok ötesine taşarak ailesini ayakta tutan güçlü bir kadın imgesine yol veriyor. Senaryoda da imzası bulunan, ilk uzun metrajlı filmi ile Ensar Altay’ın Kanto’su, isminin hakkını vererek geçmiş ve gelecek arasındaki köprülerin yıkılmasının köklerine inmeye çalışıyor.

Vicdan ve Sorumluluk

Bu hafta sinemalarda yas, kayıp, özlem ya da sorumluluk üzerine iki önemli film vizyona girdi. Bir bakıma yasın toplumsal sağaltımının önemini anlatan, Oscar adaylıkları bulunan muhteşem film “Hamnet” ile bu film kadar ses getirmeyip sessiz sedasız vizyona giren yerli yapım “Kanto”.

Çekimleri Karabük’te gerçekleştirilen, TRT ortak yapımı olan, Ensar Altay’ın ilk uzun metrajlı filmi, Saliha (Yıldız Kültür) isimli yaşlı bir kadının oğlunun evine dahil olması ile birlikte yaşanan sorunları aktarıyor. Evet, bu gelişi sorun olarak gören birisi vardır evde : Gelini Sude (Didem İnselel). Sude, aslında filmin ilk sahnelerinden de anlaşılacağı gibi iki çocuğunun yükünü taşımasından sonra eşi İlyas ile paylaşacağı yeni bir karar arifesindedir. Artık o da çalışacaktır. Tam da o sırada demans başlangıcı tespit edilen gelini ile önceden de sorunları olan Saliha’nın eve gelmesi ile bir anda evin tüm dinamikleri yer değiştirir. İlyas, ev içi sorunlarını belediye barınağında çalıştığı hayvanlarla gidermeye çalışırken, Saliha ile gelini arasındaki gerilim gittikçe artar. Ve bir gün Saliha, İlyas’ın büyük kızının okuldaki kanto seçmelerine katılmasına itirazı üzerine yaşanan tartışma sonucunda evden kaçar. Kendisinden uzun süre haber alınamayan Saliha’nın kaybı bir nevi suçluluk duygusu ile Sude ve büyük kızı için bir yük olur. Oğlu İlyas ise büyük bir umursamazlıkla annesinin eve geri döneceğinden emindir.

Film bize basit bir kaçış anlatısından öteye taşmayı vaat etmekte. Sude, bir yandan eşi İlyas’ı aile sorumluluklarını ihmalle suçlarken, annesinin kaçışı sonrasındaki umursamazlığını da yer yer dillendirir. Öte yandan anlayışsız komşu ile yaşanan tartışmanın da gösterdiği gibi çevre baskısını da üzerinde iyice hissetmeye başlar İlyas. Aile fertlerinden en samimisi Sude görünür. O, kendisini suçladığı gibi bu kaçış öncesinde Saliha’yı hiç tanımadığının da farkına varır. Bir nevi durum kendisi için bir vicdani muhasebeye dönüşür. İlyas’ın kayıtsızlığı çocukluk travmaları ile yansıtılırken, Sude bir iz sürümü ile kayınvalidesinin doğa ile kendisini bütünleyen bu kaçışının gizemini çözmeye yeltenir.

Filmin adının “Kanto” olması aslında bu anın bir düğüm olmasından kaynaklanıyor. Tam da kanto oynamak isteyen kızına İlyas’ın tepkisi sonrasında bir dönüm anı olur. İlyas’ın tepki üzerine evden gitmesi ile geleneği simgeleyen Saliha’nın da kaybolması aynı anda gerçekleşir. Geçmiş bir oyun türü olsa da Kanto, aynı zamanda döneminin modern yüzüdür. Ve gelenek ile modernin çatışmasını simgeleyen bu adın seçilmesi bilinçli bir tercih olarak görülmekte.

Gözden Kaçmasın

Film kusursuz mu? Hayır. Özellikle İlyas karakterini canlandıran Sinan Albayrak’ın bazı yerlerde doğallıktan uzaklaşan oyunculuğu filmin akışını aksatmakta. Yine de hakkını yemeyelim. Anlayışsız komşu ile yaşadığı kavgadaki bir bakıma tüm öfkesini kustuğu sahne akıllarda kalıcıydı. Unutmadan usta oyuncu Ayten Uncuoğlu’nun kahvaltı esnasındaki histerik gülme sahneleri de yine çok başarılıydı. Sude rolüyle gerek ailenin yükünü gerekse de yaşlı bir kişinin evden kaçmasının vicdani ağırlığını taşıyıp yansıtması bağlamında oyuncu Didem İnselel iyi bir oyunculuk sergiliyor. İnselel, zaten “Boğaziçi Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne uzanmıştı. Filmin diğer başarılı oyuncusu ise Saliha rolü ile Yıldız Kültür’dü. O da 62. Antalya Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Kadın” ödülünün sahibi olmuştu. Bunun yanı sıra çocuk oyuncular da gerçekçi halleri ile takdir toplamalılar.

27. Şangay Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştiren Kanto, öncesinde Saraybosna Film Festivali kapsamında “Cinelink Impact” Ödülüne de layık görülmüştü. Russell Crowe ve Rami Malek gibi yıldızları bünyesinde barındıran “Nuremberg” ya da oscarlık “Hamnet” gibi önemli filmlerin sinemada olduğu günlerde bazı vasat üstü yerli yapımları da akılda tutmakta, gözden kaçırmamakta fayda var. Kanto işte bunlardan biri.

Ensar Altay’ın ilk uzun metrajlı filmi “Kanto”, konuyu dallandırıp budaklandırmadan, başarılı oyunculuklar ve etkili kimi sahnelerinin desteğiyle güçlü bir anlatım diline sahip olduğunu gösteriyor… Yerli yapım Kanto’yu kaçırmayın.

Yönetmen : Ensar Altay

Senaryo : Ensar Altay, Oktay Berber, Esra Elönü

Görüntü Yönetmeni : Kürşat Üresin

Müzik : İsmail Ergenler

Oyuncular : Didem İnselel, Sinan Albayrak, Yıldız Kültür, Ece Bağcı, Hakan Pişkin, Züleyha Yıldız, Elit Andaç Çam, Hüseyin Baylan, Ayten Uncuoğlu, Cavit Özer, Seval Gökçe

Türkiye / Dram /

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz