Karakomik Filmler

Cem Yılmaz, bir güldürüyor, bir düşündürüyor..

Baştan söyleyeyim: Cem Yılmaz filmlerini severim. Cem’in Türk insanını çok iyi gözlemlediğini ve iyisiyle kötüsüyle, siyah ve beyaz diye sabitlemeden, her tonuyla anlayıp yansıttığını düşünürüm. Onun için de karakterleri değişkendir; salt iyi ya da kötü değil. Saftır, salaktır, iyidir ama hindir; bencildir, ama yardımseverdir; kurnazdır ama zeki değildir; sevimlidir fakat sinirdir, küçük çıkarlar peşinde koşar, büyüğünü beceremez. Sakardır ama elinden iş gelir! Bildiğin yurdum insanı. Cem, sadece iyi bir psikolog gibi insanı analiz etmekle kalmaz, iyi bir sosyolog gibi toplumun röntgenini çeker, neye kızdı, neye güldü, neye ağladı, neden hoşlandı iyi bilir. Ne zaman milliyetçi, ne zaman dinci, ne zaman liberal, tartar, ölçer. Ayna tutar hepimize!

Sinemayı da sevdiği için yapıyor, zevk alıyor, zaten hep aynı arkadaş grubu, ekürisiyle, hiç sette bulunmadım ama belli ki kakara kikiri, çekiyorlar? Tabii bu kadar basit değil. Şaka hiç değil, ciddi bir iş bu. Milyon dolarlar yatırılıyor. Cem Yılmaz ve ekibi bu kez kendini tutamamış, bir değil, iki film çekmiş ki prodüksiyon açısından baktığında maliyet demektir. Oysa bilet parası aynı. Olsun, bu da bizden olsun dedi herhalde! Prodüksiyon eksiksizdi. Aksayan yön, patlayan lamba, duyulmayan ses, görülmeyen köşe, sarkan kostüm yok. Tiplemeler bildiğin gibi. Senaryoyu tabii ki yazmış. Ben bir Cem Yılmaz’a bir de Woody Allen’e kızmıyorum, senaryoyu yazıyorlar diye. Nevi şahsına münhasır insanlar çünkü, esprileri kendilerine ait. Bırak yazsınlar. Cem’in oyunculuğuna da bayılıyorum ayrıca ve eminim ki bir başkasının yazdığı senaryoda da çok iyi oynar. Ama o kendi çalıp kendi oynamayı seviyor!

KaraKomik filmler adından da anlaşılabileceği gibi, iki filmden oluşuyor: Biri baştan sona bir arabalı vapurda geçen “2 Arada”, ki burada Cem Yılmaz, geminin büfesinde çalışan garsonu oynuyor; diğeri “Kaçamak”, ki burada da, bir butik otelin sahibi ve işletmecisi rolünde. Önce iki filmi birbirine bağlayamıyorsunuz. Herhalde bir yerinde bağlar diye düşüne düşüne ikincisi de bitiyor, ister bağla, ister iki ayrı film gibi izle! Ben “2 Arada”yı daha çok beğendim. Orada insanın çıkarları için geçirdiği değişim çok daha iyi işlenmiş. Bir tür psikolojik drama gibi. Bir zamanlar tv.de yayınlanıp fenomen olan ”Gerçek Kesit” dizi filmi tadında. Zaten pek de gülmüyorsunuz. İnsanın bütün o kirli küçük hesaplarıyla, küçüle küçüle insanlığından çıkışıyla yüzleşmek kolay değil.

Herkes mi çıkarcı? Evet, herkes; bazen çift kaşarlı bir tost için, bazen işini kaybetmemek için! Burada müthiş bir şey oluyor; Cem Yılmaz da filmi beğenmiyor, birden uçuyor, uçuruyor, başka bir son çekiyor. Kural bir: filmi anlatmıyoruz. Susuyorum. Ama kocaman bir alkış diyorum. Görüntülere de kurban olayım, Galata Kulem, araba vapurunun o çok sevdiğim ve bazen sıcak yaz günlerinde, çay bahçesine gider gibi, sırf hava almak için Sirkeci Harem yaptığım güvertesinde çay keyfi. Final sahnesindeki martılar! Film çekimi sırasındaki espriler, “Herşey çok güzel olacak!” Herkesin birbirine hocam demesi. Kırmızı ceket…

Hem korkarlar, hem yaparlar

Kaçamak”ı daha az beğendim ama daha çok güldüm! Üçü evli ve karılarından da çok korkan dört arkadaş bir spa oteline kaçamak yapmaya gider. Otel sahibi Cem Yılmaz, bunları detoks filan diye yolmakta. Seyirci de gülmekten yerlere yatmakta. Sonra bahçeye kocaman bir köpek balığını andıran, ama uzay gemisi olduğu rivayet edilen bir “şey” gelir ve içlerinden birini kaçırır. Cem Yılmaz uzay gemisi, uzaylı hikayelerini çok sever. Dünyalının uzaylıdan korkusunu, uzaylı fobisini filmlerinde çok güzel işler. Burada da bizi bırakmış, birden ortaya çıkan Amerikalıları tiye alıyor. Hele o Amerikalı generalin “Bırakın, o gemiye demokrasi götüreceğim” repliği muhteşemdi! Amerikalılar zaten her yere demokrasi götürmek için girip canına okur.

Tabii bütün hikayenin absürd olduğunu söylememe gerek yok. Zaten ona gülüyorsunuz. Gülün iyi gülün, bir gün sizin bahçeye de uzay gemisi gelirse taşlamayı unutmayın! Uzaylının buraya tamamen sağlık için geldiğini söylemesi de iyi numaraydı ama bizimkiler farketmiyor da uzaylının canına okuyor. Ozan Güven, Zafer Algöz, Cem Davran, Özkan Uğur, Can Yılmaz gibi bildik kadro dışında bildik isimler de yok değil, ama uzaylı rolünü kendisini kostümü içinde göremesek de, spor hocasına verdiği söylentisi ilginç. Sinirlerimiz gerilmişken biraz karakomedi seyretmek herkese iyi gelecek.

Yönetmen / Senaryo : Cem Yılmaz

Görüntü Yönetmeni :  Ahmet Sesigürgil

Oyuncular : Cem Yımaz, Ozan Güven, Nilperi Şahinkaya, Cem Davran, Umut Kurt, Uraz Kaygılaroğlu, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Necip Memili, Cemre Ebuzziya, Can Yılmaz, Sami Hamidi

Türkiye / Komedi-Dram / 124 Dk.

 

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here