Merhaba Güzel Vatanım

Böyle olmamalıydı..

Merhaba Güzel Vatanım filmini merakla bekleyenlerden birisiydim, beklentim yüksekti. Bir haftalık kısa tatilimi bile bu film için iki gün önce bitirip Basın gösterimi için İstanbul’a döndüm. (yazık etmişim iki günüme) Film bittikten sonra tam bir hayal kırıklığı yaşadım. Ahmet Ümit, polisiye romanlar yazarak ünlenmiş severek okuduğum bir yazar ama bu durum seviyorum diyerek bir sinema yazarı olarak eleştirmeyeceğim anlamına gelmiyor. Bu nedenle, Ahmet Ümit‘i bilmem ama Türkiye tarihinde önemli bir yere sahip olan Nazım Hikmet‘in ismi geçtiği bir film böyle olmamalıydı. İzlemeyen birisi abarttığımı düşünebilir ama üniversiteli bir genç daha oturaklı bir senaryo yazar ve (çıtayı biraz daha düşüreyim) liseli bir öğrenci daha iyi çekerdi bu filmi.

Senaryoyu yazan Ahmet Ümit‘in, anlattığı hikayede kendisini Nazım Hikmet ile bir tutup aynı kefeye koymasını bir türlü anlayabilmiş değilim. İkiside sol görüşlü, filmde üstüne basa basa vurgulandığı gibi ikisi de Komünist ama birisi fikirleri nedeniyle diğeri militan olması nedeniyle sovyetlere gitmek zorunda kalıyor. Eee.. sonra. Birisi hayallerinden vazgeçmeyip fikirlerini devam ettirerek yabancı ülkede vatan hasreti ile ölüyor diğeri sovyetlerde gerçeklerle yüzleşerek Türkiye’ye dönüp polisiye romanlar yazmaya başlayarak düzene ayak uyduruyor. Hangisi daha idealist? Nazım, hapishane günlerinde paltosundan Yaşar Kemal gibi bir yazar, İbrahim Balaban gibi bir ressam çıkarmıştır. Ahmet’in insan manzaraları kimlerdir? Poliseye romanlarının kahramanı başkomser Nevzat mı?

Nazım Hikmet, aşk kelebeği mi?

Nazım Hikmet’i filmde, sovyetlerdeki yemekten yemeğe, konserden konsere koşan, paralı, şatafatlı yaşamı ile resmedip önüne gelene aşık olan, daldan dala konan hercai bir aşk hırsızı olarak üstüne basa basa vurgulamak hangi aklın ürünü acaba? Nazım, filmde tam bir kazanova.. Aşkım, canım, birtanem, senden başkasını gözüm görmüyor diyor hoop ertesi günü başka bir kadına aynı güzel kelimeleri söylüyor. Olamaz mı ? Olabilir ama benim seyirci olarak sinemada orta koltuğuma oturup filmi izlerken beyaz perdede görmek istediğim Nazım bu değil. Diğer yandan, 1902 Doğumlu Nazım Hikmet‘i seslendiren dış sesin, 1960 doğumlu Ahmet‘i anlatması hayli komik geldi bana.

Anlatılan hikayede, kendisini komünist militan olarak niteleyen Ahmet Ümit‘in, Nazım Hikmet‘ten sonra kendisini devrimci gençliğin lideri Deniz Gezmiş ile özdeşleştirmesini de yadırgamadım dersem yalan olur. Sen neymişsin be abi diyesim geldi kendisine. Aaa dedim bile.. A. Ümit, yazdığı senaryo da sürekli kendini öne çıkararak egolarını tatmin etmeye çalışmış, tabiri caizse masturbasyon yapmış. Senaryoyu kendisi değilde başkası yazsaydı bunu anlayabilirdim ama bu fazlası ile abes kaçmış doğrusu.

Hayallerimdeki Sovyetler bu değil..

Diğer yandan, Vladimir Lenin, Karl Marx‘ın fikir kitaplarını okuyarak büyüyen ve onlara hayranlık duyan ve bu nedenle kendisini komünist militan olarak niteleyen Ahmet Ümit‘in, kitaplarda okuduğu ve beyin yıkama üzerine kurulu olan sohbet toplantılarında anlatılan komünistliğin, sovyetlere gittiğinde hiçde öyle olmadığını gördüğü sahneler ilgi çekici. Benim hayallerimdeki komünistlik bu değildi diyor Ahmet. Ondan sonra tam bir ”u” dönüşü yapıyor. Türkiye’ye akıllanmış bir Ahmet olarak dönüp polisiye romanlar yazmaya başlıyor ve adını ünlü bir yazar olarak Türkiye’ye duyuruyor. Bu ünlülüğünü ise filmde, önünde uzun kuyrukların oluştuğu bir kitap fuarında kitap imzalarken göstererek gözümüzün içine sokuyor.

Oyunculuklar ise bir iki kişinin dışında oldukça vasat. Filmin yönetmenini tanımıyorum ilk kez duyduğum bir isim. Kendisi, ne kamerasını ne de oyuncularını yönetebilmiş. Senaryo ve kurgu ise berbat. Yani lafın kısası, Ahmet Ümit’in senaryosunu yazıp kendini göklere çıkardığı filmden sadece kendisi ve sevenleri memnun olabilir. Hatta, geçmişimde şöyleydim ama şimdi böyleyim diyerek düzene ayak uydurduğunu gösterdiği için sağcılar bile filmi sevebilir. Ama  komünistler ve solcular asla.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here