Yolunuz Los Angeles’ten geçerse, sakın orada yaşayan İsrailli ailelerden birinin yapacağı Şabat gecesi davetini kabul etmeyin.

Los Angeles’in Hollywood semtindeki görkemli bir villada geçen konusuyla, “Mutlu Günler/ Happy Times” Şabat yemeği için bir araya gelen bir grubun kanlı olaylara yol açan öyküsünü anlatıyor. 1960 Hayfa doğumlu,yönetmen-senaryo yazarı-yapımcı Michael Mayer’in, senaryosunu Guy Ayal ile birlikte yazıp yönettiği “Mutlu Günler”in konusu, Mayer’in halen yaşadığı Los Angeles’te geçiyor.

Ritüele göre Yahudilerin haftanın en önemli gecesi saydıkları cuma geceleri Şabat yemeği için aile bireyleri veya yakın dostlar bir araya gelir. “Mutlu Günler”de Şabat yemeği için masaya oturan 4 çift ve 2 bekar arasında ,çıkar ilişkilerine dayanan bir yakınlık vardır. Aralarındaki gerilimlerin, ihtilafların, halının altına süpürülen sırların açığa çıkacağı, yemeğin başında belli olur. Masadaki tartışmalar 20. dakikadan sonra yumruklaşmalara dönüşür.    

                                     SIRLARIN AÇIĞA ÇIKTIĞI ŞABAT YEMEĞİ   

Paolo Genovese’nin 2016 tarihli filmi “Perfetti Sconosciuti / Mükemmel Yabancılar” 7 kişilik bir arkadaş grubunu bir akşam yemeğinde bir araya getiriyordu. Tümü cep telefonlarını masaya koyup gelen aramaları, mesajları herkesle açıkça paylaşma kararı alınca, ortaya çıkan sırlar herkesi müşkül durumda bırakıyordu. Konu çok cazip gelmiş olacak ki İtalyan filminin İspanyol, Fransız, G.Kore remake’leri yapıldı. Bizde “Cebimdeki Yabancı” başlığıyla Serra Yılmaz yönetiminde filmi yapıldı, konu tiyatro oyununa da uyarlandı. “Mutlu Günler”in bu filmden etkilendiği açık. Ancak Michael Mayer, komedi ile gerilimi bir araya getiren İtalyan filmini kanlı bir sos ile servis etmeyi uygun bulmuş.

Bir araya gelince nadiren lezzetli olan komedi ve gerilim türlerini başarıyla harmanlayan film ironisi ve abartılı mizah duygusuyla öne çıkıyor. IKSV’nin “Happy Times”ı “Mutlu Günler” olarak tercüme etmesi isabetli ve tutarlı değil. Çünkü olay birkaç günde değil, birkaç saatte geçiyor. Birbirleriyle uyumsuz bir grup insanın hangi ortak noktada buluşabileceğini sorgulayan filmin ,buna hayli matrak ve kanlı bir cevabı var. Şabat duasıyla başlayan yemeğe katılanların sırlarının ,gizli ajandalarının ortaya saçılması kanlı olayların başlangıcı olacaktır. 

Menfaatlerin ve egoların çatışması ile , katılımcıların çok geçmeden kılıçlarını kınından çıkarmalarına sebebiyet verince izleyici, “Yahudi bir arkadaş grubunun kutsal Şabat yemeği nasıl bu kadar kötü gidebilir? “ diye düşünmekten kendini alamıyor. Filmde insanların bencillikleri, egoları hudut tanımaksızın eleştiriliyor. Sonradan görme zenginler, küçük burjuvalar bu eleştiriden nasiplerini alıyorlar. Buna ,filmin finaline yakın konuya dahil edilen haham Mati üzerinden, din adamları dahil edilir. Irkçılık ve antisemitizmin ,karikatürize edilmiş karakterler üzerinden eleştiren filmde, haham Mati ironik bir tonda, “Neticede tüm İsrailliler dosttur” der.        

                                   KANLI BİR KARA FİLM   

Ev sahibesinin kuzeni Michael ise hahamın kanaatini paylaşmaz, tırmanan şiddet olayları üzerine: “Biz İsrailliler nerede duracağımızı bilmeyiz” diyerek hiddetini dile getirir. Gruba ilk kez katılan, Michael’in bonus saçlı, frankofon, güzel aktris nışanlısı Aliyah: “Hepiniz akıl hastası  psikopatlarsınız” diye isyan ederek, evden ayrılan ve hayatını kurtaran tek kişi olur.    

Michael Mayer’in bu son derece sert, alaycı ve eleştirel filmini bir özeleştiri gibi görmek daha doğru olur. Tek mekanda, kısıtlı bir zaman diliminde geçen konusuyla, filmin temposunun hiç düşmediğini, Amerikada yaşayan İsrailli oyunculardan oluşan kadronun, ”ekip oyunculuğu” dersi verdiklerini teslim etmek lazım.    

Filmin Hayfa Film Festivalinde En İyi Senaryo ödüllü senaryosu, karakter tahlillerinde son derece başarılı. Ev sahibesi Sigal’in kuzeni Michael’in tanıştırmak için yemeğe getirdiği nişanlısı hariç, tüm karakterler bencil, sorumsuz, şiddet bağımlısı psikopat kişiler. Grubun tek bekarı, Yossi’nin yanında çalışan, fırsatçı,ahlaksız, nankör, oportünist bir genç olan Maor. Patronunun karısıyla flört etmeye çalışıyor, onun yatak odasına gizlice girip, karıştırdığı çekmecelerin birinden bir külotunu çalıyor, mutfakta kendisini yalnız yakaladığında sarkıntılık ediyor, patronunun metresi olduğunu karısına anlatıyor.

Sonradan görme, kaba saba, görgüsüz ev sahibi Yossi görkemli villasının kendisine 6 milyon dolara mal olduğunu iftaharla anlatıyor, çıkar ilişkisi olduğu, okul müdürü haham Mati’ye rüşvet veriyor, misafirlerini hor gördüğünü her firsatta dile getirmekten keyif alıyor, Şabat yemeğinde şiddetin tırmanmasında baş rolü oynuyor.    

Yossi’nin gölgesinde kalan, onun yönlendirmesiyle geçimini sağlayan, evin iç dekorasyonunu yapan İlan, Yossi’nin Valencia’daki yeni iş projesine dahil olmak için geceye katılıyor, dışlandığını görünce, hakaretle başlayan saldırısını kanlı bir şiddet olayına dönüştürüyor. Teknolojideki başarısını iş hayatında servete dönüştüren, militarist ruhlu Avner iş hayatına yeni atılan Michael’i aşağılıyor ve gecenin ilk kavgasını başlatıp, gelişen kanlı olayların baş aktörü oluyor.        

                 BUNCA VAHŞET NİYE ?    

Avner’in hukuk tahsilli karısı, silah sesini ihbar eden komşunun talebiyle gelen polisleri, “arama izniniz yok” demagojisiyle eve girmelerini ve onca kanlı olayı ortaya çıkarmalarını önlüyor. Yossi’nin taahüt ettiği rüşvet çekini almak üzere yemeğe katılan Mati, din istismarındaki becerisini kullanıp,işi şantaja kadar götürebiliyor. Karısına sarkıntılık ederken yakaladığı Maor’u öldüresiye döven Yossi, muhattabının cebinde bulduğu külotu karısının verdiği fikrine kapılıp, kendisini herkesin önünde fahişelikle suçluyor. Gizli sırların açığa çıkmasıyla yumruklar konuşmaya başlar, şömine karıştırıcı demir çubuk, bir tüfek, hatta koç boynuzundan yapılan bir şofar bile ölümcül bir silaha dönüşür.   

Michael Mayer ilk uzun metrajlı filmi “Alata /Out İn The Dark”ta (2012) İsrailde psikoloji eğitimi alan Filistinli bir öğrenci ile İsrailli bir avukatın eşcinsel ilişkisini, Ortadoğunun çözümsüz çatışma ortamı üzerinden anlatmıştı. “Mutlu Günler” çıkar ilişkileri, kızgınlıklar, kıskançlıklar, düşmanlıklarla, şişirilmiş egoların çarpıştığı bir ortamda bir grup İsraillinin öyküsünü kara mizah aracılığıyla anlatıyor.    

Tokat şiddetinde bir eleştiri getiren bu sert ve cesur filme ilgisiz kalmak imkansız. Bu filmin eleştiri yazısını yazarken spoiler vermeden konusunu anlatmak ta imkansız. Filmi izlememiş olan okuyucularımın seyir zevkini kaçırmamak için, her eleştiri yazısında şart olan filmin konusuna bu kez yer veremiyorum. Tek söyleyebileceğim, kendinizi sürprizli ve bol kanlı bir film izlemeye hazırlıklı olmanızın gerektiği.

Yönetmen : Michael Mayer

Senaryo : Guy Ayal, Michael Mayer

Görüntü Yönetmeni : Ziv Berkovivh

Müzik : Guy Ayal

Oyuncular : Shani Atias, Michael Aloni, Iris Bahr, Stéfi Celma, Sophia Santi, Guy Adler, Kevin Thoms, Mike Burstyn, Liraz Chamami, İdo Mor, Rigo Obezo

ABD-İsrail / Aksiyon-Komedi-Korku / 93 Dk

ortakoltuk.com
ortakoltuk.com

ortakoltuk.com

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here