Vizyona giren yerli ve yabancı filmlerin seyirci sayısını incelediğimde Türk sinema izleyicisinin kaliteli, iyi filmden anlamadığı kanaatine vardım. Neden mi? 16 Hafta önce vizyona giren, ”En İyi Film, Yabancı Dilde En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Özgün Senaryo” Oscar’ına layık görülen ”Parazit” i sadece 225.000 kişi, ”Eltilerin Savaşı” isimli Türk filmini ise 3 hafta da 2.377.000 kişi izlemiş.

İki filmi de izleyen birisi olarak bu tabloya şaşırmamak mümkün değil. Birisi, sulu cırtlak, yapay oyunculuklarla, seyirciye hiçbir olumlu katkı yapmayan, 800 salonda gösterilme imkanı bulup ve 2.5 milyon izleyici sayısına ulaşıyor. Diğeri, sadece 50 salonda gösterilen (Oscar’ları kazandıktan sonra 146 salon) Yeşilçam tadında, kaliteli senaryosu, yönetimi, oyunculukları, komedisi ve olumlu sosyal mesajları ile seyirciyi yüreğinden yakalayan yapım 225 bin seyirci sayısında kalıyor.

Bilet paraları pahalı diye insanlar film izlemiyor tezi, bu ortaya çıkan sonuç ile çöpe atılmış oluyor. Sinema severler bence, izlemek istediği filme gitmek isterlerse bilet parasını önemsemiyor. Sanıyorum bu canlandırılan karakterlerin ve o karakteri canlandıran oyuncunun sevilmesi ile ilgili bir durum. Bunu 6 kez Recep İvedik filminde gördük. İstinasız, Recep İvedik filmi nasıldı?, karakteri nasıl buldunuz? sorularına ”- sevmedim, ben bu tür filmleri izlemem, izlemedim, çok küfürlü, kaba saba bir adam” cevapları veriliyor. Ama film izlenme rekorları kırıyor. Peki bu nasıl oluyor? Halkın cebine gözünü diken, hiçbir eğitici yanı, olumlu mesajı olmayan ve 20 gün gibi kısa bir sürede çekilen bu filmleri onlar izlemiyorsa kimler izliyor?

Bence bu tür cevaplar verenler yalan söylüyor. Dışarıdan bakıldığında kendini dürüst, hiç küfür etmeyen, centilmen, dört dörtlük gören insanların göründükleri gibi olmadıklarını ve içlerinde magandalık ateşinin sürekli canlı tutulduğuna inanıyorum. Bizim insanımız, eli ayağı düzgün, küfür içermeyen, insanlara doğru mesajlar veren kaliteli filmleri sevmiyor. Nerde küfür, argo, gırgır, boş beleş film var bizimkiler orada. Bir okuyucum bana Recep İvedik filmini olumsuz yönde eleştirdiğim için cevap yazmış. ”-Recep İvedik filmini neden eleştiriyorsunuz, hangi insan küfür etmiyor ki, sokakta ki çocuklar bile ağıza alınmayacak küfürler ediyor, oğlumun ağzından bile acaip küfürler duyuyorum.” ”Peki, siz çocuğunuzun yakası açılmadık küfürleri, kötü bulduğunuz hareketleri bu filmden öğrenmesini ve bu filmi ailece izlemeyi istermisiniz ?” diye yazdım. ”-Asla” diye cevap verdi. Hem filmdeki küfürleri, kabalığı destekliyoruz hemde çocuğumuzun küfürleri öğrenip kullanmamasını istiyoruz. Nasıl olacak bu?

Biz iki yüzlüyüz, içimiz dışımız bir değil. Önce kendimize dürüst olmalıyız. Eğitim önce ailede başlar. Ebeveynler, çocuklarını her konuda takip etmeli ve ellerinden gelenin fazlasını yaparak doğru olanı öğretmeliler. Matematik ve Fen derslerinde ülkeler sıralamasında son sıralardayız. Bırakın matematiği ana dilimiz Türkçeyi bile doğru şekilde konuşamıyoruz. Geçmiş tarihimizden bile bihaberiz. Bunun suçlusu öğretmenler ve çocuklarımız değil çocukları ile yeteri kadar ilgilenmeyen ebeveynlerdir. Başarının temeli matematik ve fen bilimleridir. Matematik ve fen bilimlerinde başarılı olamayan bir çocuk asla başarıya ulaşamaz.

Nereden nereye geldik. Bu konuda yazılacak çok konu var ama burada sonlandıralım. Başkalarını sorgulayıp eleştirmek yerine nerede hata yaptım diyerek kendimizi sorgulayıp eleştirelim. Bizler, iyi işlere layığız. Kötü yapılan işlere prim vermeye devam edersek onlar sırtınızdan para kazanma hırsı ile daha kötülerini yapmaya devam edecekler. Lafın kısası, lütfen biraz kalite.

1 YORUM

  1. İlk Recep ivedik filmi dört milyonluk gişe yapınca Sayın Dorsay,” Filmi bırakın toplumu eleştrin demişti” Sizin yazdığınızı ben her saniye yapıyorum Kendimi eleştirmek. Sonuç delirmeye az kalıyor ama deliremiyorum. Ve soruyorum. bem bu kabağa (kabak tanrımdır) Nettim de beni bu çağda yaşamaya mahkum etti?

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here