Rocketman

Müzik ve danslar şahane ama yetmiyor..

Ünlü İngiliz müzisyen Elton John’un hayatını anlatan Rocketman filmini, Freddie Mercury’nin hayatını anlatan filmi izleyip çok beğendiğim için merak etmiştim. Sinema yazarı arkadaşlarım bu filmin Freddie’den daha iyi olduğunu söylemişti üstelik. Filmi izledikten sonraki fikrim, Freddie daha iyiydi! Ve nasıl Freddie’yi izledikten hemen sonra Müslüm Gürses’in hayatını izledik, tamamen tesadüf, şimdi ben fena halde Zeki Müren’in hayatını anlatan bir film çekilmesini istiyorum ve bekliyorum! Zeki Müren de bizim Elton John’umuz! Aynı ses, aynı doğal yetenek, aynı çılgınlık. Kokain yok o kadar! Bir de piyano. Neyse, gelelim Elton John’un hayat hikayesine. Taron Egerton’un büyük başarıyla Elton John’a hayat verdiği filmin giriş sahnesi müthiş, çok çarpıcı, çok etkileyici. Bohemian Rapsody’nin de yönetmeni Dexter Fletcher, filme füze gibi giriyor, füze gibi çıkıyor. Final sahnesi de müthişti ama ben final sanmışım, o muhteşem sahneyle bitirecek diye beklerken o uyuz plaj sahnesinin ne işi var ki?

Gerçek bir hayat hikayesini, üstelik herkesin bildiği, tanıdığı bir starın hayatını filme çekmek kolay değil. Hem gerçek olacak, hem de hikaye ne kadar çarpıcı olursa olsun, biraz da sinemaya uygun olmalı.  Elton John’un hayatı bu açıdan zorluyor tabii. Alkol, uyuşturucu, seks ve rockn roll. İsyaaaaaan! Müzik yapmak için bunlar şart mı, olmazsa olmaz mı? Biraz da gay olmak gerekiyor galiba? Şaka bir yana, o hayat hikayesinden de mutlaka gay çıkıyor. Baba soğuk ve ilgisiz, anne dominant. Karikatür gibi çizilmişler filmde. Gerçeği de böyledir kesin. Güldürmeyen karikatürler. Ağlatan hatta. Gerçek bir yetenek olan küçük çocuk, Royal Müsic Academi’ye anneannesinin gayretiyle yazılıp oradan bir piyano dâhisi olarak mezun oluyor.

Filmin tümü, mahcup bir piyanistin fırlama bir şarkıcı olma hikayesi. O mahcup genç adamın şansı iyi bir söz yazarına rastlamasıyla değişiyor. Biri yazıyor, biri besteleyip söylüyor, iyi de dost oluyorlar, çok uzun yıllar bu böyle. Ama şöhret, parayı, para safahatı getiriyor. Dibe vurana dek. Ve bu parıltılı hayatın cilasını sildiğinizde bedeli, altından çıkan yalnızlık, sevgisizlik, mutsuzluk, göz yaşı. Zaten Elton John da bunun vurgulanmasını istemiş. Filmde müzikler ve danslar çok güzel. Artı 18 getiren kimi cinsellik içeren sahneler çok da abartılı değil. Yani film bunun üzerine dönmüyor.

Benim filmde eksikliğini gördüğüm en önemli bölüm, Elton John’un İngiltere’nin en ikonik figürü Diana ile olan dostluğu ve onun cenazesinde çalmasıydı ki, bunu nasıl koymamışlar anlamak mümkün değil. Zaten filmde tedavi olduktan sonraki yeni hayatı ile ilgili kısımlar da yok. Belki ikinci bir filmde? Evet, ben Zeki Müren filmini bekliyorum, müziği, sahne kostümleri, özel yaşamı, o dönem Türkiye’si ile dünya çapında izlenecek bir film yapmak için Türk sinemasının elinde artık her türlü olanak var. Öyleyse? Haydi Mustafa Uslu, bir büyük prodüksiyon daha, G.Kore ile mi olur, yalnız mı olur, bir Zeki Müren filmi bekliyor sinema seyircisi!

Yönetmen : Dexter Flecther

Görüntü Yönetmeni : George Richmond      Senaryo : Lee Hall

Oyuncular : Taron Egerton, Jamie Bell, Richard Madden,  Bryce Dallas Howard, Steven Mackintosh, Gemma Jones, Kamil Lemieszewski, Stephen Graham, Alison Ball, Tom Bennet, Tate Donovan

Ülke : İngiltere / Biyografik-Dram / 121 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here